Çok kaos gördük.İşler çok karıştı dönem dönem bu memlekette. İlk defa ben karıştım bu kadar.İlk defa kendi kaosumdayım.Düşünceler,hisler birbirine karışmış. Öfkeden,heyecandan,neşeden, hüsrandan oluşan hisler demetinde her şey birbirine girmiş.E tabi yorulduk.Yaşlandık belkide. Kime nasıl tepki göstereceğimiz bile belli değil artık kafamızda.Yıllarca bilinçsizce,inatla akpyi destekleyen akrabalarıma, salt ideolojilerinin ne topluma ne kendine ne de çevresine faydası olmayacağını bile bile körü körüne destekleyen kitlelere,parça parça olmuşken birbirine antipatiyle yaklaşan her parçaya artık ne anlatırım bilemiyorum.Yıllarca anlattım.Etmeyin eylemeyin dedim.Hırs ve öfkeleri o kadar körlemişki ruhlarını vicdanlarını artık zırh var hiç bir düşünce girmez o zırhtan içeriye.
Kendim için heycanlanayım diyorum.Ee tabi işlerde orada da dört dörtlük değil. Dünyanın,memleketin derdinden uzak olan kendi çemberimde bile yoruldum. Dostluklarım taze ve uzak.Sevdalarım kurak ve çorak. Hayallerim umutsuz ve hoyrat artık. Çok yoruldum be. Her gün " Amaaaaannnn" diyip normal insanların hayatını siken dertleri geçiştirmekten. Çok yoruldum be kendimle yüzleşmekten. Bir gün fena siktiri çekerim herhalde her derde tasaya da. O gün de kafiyeli olurum bir kez daha. Geldikleri gibi giderler sözünü yaşatırım yıllar sonra.
Beni geçince az ileride kime sorsan göstereceği bir insanlık var. Her gün birbirlerine yalanlar,sahte ahkamlar ve ahlak kasan, tüm yapmacık hislerini reklam yapan , çıkarlarıyla birbirini boğan bir insanlık var. Yalnız beni geçince soracak kimseyi bulamıyorsun onu da söyliyeyim. Ben baktım.Kimse yok orda. Yine de sen bilirsin.
13 Mart 2016 Pazar
10 Mart 2016 Perşembe
Altını Islatan Adam
2014 ün bir temmuz akşamıydı. Üç tane yavru kediyi muayene ettirmek için taşıyacaktım ordan oraya. Okuldan arkadaşım Berna'dan kedi kutusunu rica etmiştim. İşim bittiğinde kutuyla geri götürmek için akşam saat 10 gibi yola çıktım. Giderken Avcılar metrobüs köprüsünden geçtim.O istikamete giderken hep o düzergahı kullanırdım. Buraya kadar normal herşey ama bu noktadan sonra benim gibi inançsız bir insanı bile kadere acaba dedirten olaylar oldu.
Bernalarda biraz oyalandık.Oturduk.Muhabbet ettik.Dönerken geldiğim,her zaman kullandığım istikamet yerine başka bir yoldan gitmek istedim.Metrobüs köprüsü yerine az aşağıda bulunan üst geçitten karşıya geçtim.Köprüden inmek üzereyken E-5 yan yolda hemen köprünün az ötesinde bir Otobüs kaldırıma park etmiş haldeydi ve Otobüsün arkasından uzun uzun korna sesi geliyordu. Yol boştu.Korna çalmak için bi gerekçesi yoktu ve bir ramazan günü insanlar cami çıkışı otobüsün yarısını aldığı kaldırımdan arta kalan kısımdan arkalarına bakıp gidiyorlardı.Bir garipsedim.Orada birşey oluyordu.Hissettim.Adımlarımı hızlandırdığımda otobüsün hemen arkasında bir Megan arabanın kaldırıma yanlamasına çıktıgını ve kornaya basılı halde durduğunu gördüm.Kaza sandım ilk başta.Yaklaşınca kazaya benzer bir durum yoktu.Bir adam arabayı hiç vurmamış.Kafasını direksiyona dayamış halde arabanın içinde duruyordu.Meraklı ve korkak bakışlar seri şekilde arabanın yanından akıp geçiyordu.Hemen şoför tarafıa koştum.Adam titriyordu.Kapıyı açtım.Kriz geçirdiğini gördüm. 35-40 yaş arasında bir adam. Esmer.Zayıf biriydi. Oturduğu yerde müdahale etmem zordu.İki elimle koltuk altından göğsünü kavrayıp zorla dışarı çıkardım. Ben müdahale etmeye başlayınca iki üç adam daha koştu yanıma. Bek bilgisiz ve heycanlı dayının biri ben tersten kalbine basınç uygulamaya çalışırken su döktü üzerimize.Bağırarak durdurdum dayıyı. Askeri okulda ilk yardım eğitimini pratikte olmasa da kağıt üzerinde görmüştük. Aklıma hemen onları getirdim.Adamı arabanın arkasına götürdüm.Ancak adamın krizi şiddetlenmeye nefes alamamaya başlamıştı.Ne kadar soğuk kanlı olmak istesemde deli gibi bir korku sardı içimi. sırtını bagaja verim.Başını geriye doğru bagaj kapağının üzerine yatırdım.Kulağına abi ne olur öksürmeye çalış dedim.Öksürürsen kalbin tekrar atacak.Nefes alacaksın.Ne olur öksür.Yoksa duracak kalbin diye yalvarmaya başladım.Bi yandan kalbine masaj yapıyordum tüm gücümle.Abi öksürmedi.Yalvardım.Abi nolur öksür diye.Bir iki denedi. Çok cılız şekilde öksürdü.Bir iki daha derken bir tane orta halli öksürük geldi.Sonra bir tane daha.Bir tane daha. Birden derin bir nefesss aldı.Sonra seri şekilde 10-15 nefes daha. Açıldı kalbi.Elim ayağım boşaldı. Ölecek diye nutkum tutulmuştu.Biraz daha nefesi düzene girmeye başladı.Bana sarıldı.Ama sımsıkı. Kimse sarılmadı bana öyle.O güne kadar.Hüngür hüngür ağlamaya başladı.Bende ağlamaya başladım. İkinci kez geçirmiş kriz.Bu kez kesin öleceğim diyormuş. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Bir süre ağladık. Sonra dayının biri arkadaşı hastahaneye götürmemi direksiyona geçmemi istedi.Bacaklarımda gaza basacak derman yoktu.Başkasından rica ettim. Bindiler.Gittiler.
Üzerim ıslanmıştı. Kasık bölgesi yamyaştı.Dayının döktüğü su yüzünden.O şekilde 10 dakika kadar yürüdüm.27 yaşında bir adam.Altını ıslatmış çocuk gibi ağlaya ağlaya yolda yürüyordu.Görenler neler geçirmiştir aklından bilmem. Eve gittim o halde. Bahadır vardı o zaman ev arkadaşım. Şaşırdı.Anlatamadım.Gittim yatmaya.Yatamadım. Tavana baktım. Öldürmediğin için teşekkür ederim dedim.Gözlerimi kapadım.
Bernalarda biraz oyalandık.Oturduk.Muhabbet ettik.Dönerken geldiğim,her zaman kullandığım istikamet yerine başka bir yoldan gitmek istedim.Metrobüs köprüsü yerine az aşağıda bulunan üst geçitten karşıya geçtim.Köprüden inmek üzereyken E-5 yan yolda hemen köprünün az ötesinde bir Otobüs kaldırıma park etmiş haldeydi ve Otobüsün arkasından uzun uzun korna sesi geliyordu. Yol boştu.Korna çalmak için bi gerekçesi yoktu ve bir ramazan günü insanlar cami çıkışı otobüsün yarısını aldığı kaldırımdan arta kalan kısımdan arkalarına bakıp gidiyorlardı.Bir garipsedim.Orada birşey oluyordu.Hissettim.Adımlarımı hızlandırdığımda otobüsün hemen arkasında bir Megan arabanın kaldırıma yanlamasına çıktıgını ve kornaya basılı halde durduğunu gördüm.Kaza sandım ilk başta.Yaklaşınca kazaya benzer bir durum yoktu.Bir adam arabayı hiç vurmamış.Kafasını direksiyona dayamış halde arabanın içinde duruyordu.Meraklı ve korkak bakışlar seri şekilde arabanın yanından akıp geçiyordu.Hemen şoför tarafıa koştum.Adam titriyordu.Kapıyı açtım.Kriz geçirdiğini gördüm. 35-40 yaş arasında bir adam. Esmer.Zayıf biriydi. Oturduğu yerde müdahale etmem zordu.İki elimle koltuk altından göğsünü kavrayıp zorla dışarı çıkardım. Ben müdahale etmeye başlayınca iki üç adam daha koştu yanıma. Bek bilgisiz ve heycanlı dayının biri ben tersten kalbine basınç uygulamaya çalışırken su döktü üzerimize.Bağırarak durdurdum dayıyı. Askeri okulda ilk yardım eğitimini pratikte olmasa da kağıt üzerinde görmüştük. Aklıma hemen onları getirdim.Adamı arabanın arkasına götürdüm.Ancak adamın krizi şiddetlenmeye nefes alamamaya başlamıştı.Ne kadar soğuk kanlı olmak istesemde deli gibi bir korku sardı içimi. sırtını bagaja verim.Başını geriye doğru bagaj kapağının üzerine yatırdım.Kulağına abi ne olur öksürmeye çalış dedim.Öksürürsen kalbin tekrar atacak.Nefes alacaksın.Ne olur öksür.Yoksa duracak kalbin diye yalvarmaya başladım.Bi yandan kalbine masaj yapıyordum tüm gücümle.Abi öksürmedi.Yalvardım.Abi nolur öksür diye.Bir iki denedi. Çok cılız şekilde öksürdü.Bir iki daha derken bir tane orta halli öksürük geldi.Sonra bir tane daha.Bir tane daha. Birden derin bir nefesss aldı.Sonra seri şekilde 10-15 nefes daha. Açıldı kalbi.Elim ayağım boşaldı. Ölecek diye nutkum tutulmuştu.Biraz daha nefesi düzene girmeye başladı.Bana sarıldı.Ama sımsıkı. Kimse sarılmadı bana öyle.O güne kadar.Hüngür hüngür ağlamaya başladı.Bende ağlamaya başladım. İkinci kez geçirmiş kriz.Bu kez kesin öleceğim diyormuş. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Bir süre ağladık. Sonra dayının biri arkadaşı hastahaneye götürmemi direksiyona geçmemi istedi.Bacaklarımda gaza basacak derman yoktu.Başkasından rica ettim. Bindiler.Gittiler.
Üzerim ıslanmıştı. Kasık bölgesi yamyaştı.Dayının döktüğü su yüzünden.O şekilde 10 dakika kadar yürüdüm.27 yaşında bir adam.Altını ıslatmış çocuk gibi ağlaya ağlaya yolda yürüyordu.Görenler neler geçirmiştir aklından bilmem. Eve gittim o halde. Bahadır vardı o zaman ev arkadaşım. Şaşırdı.Anlatamadım.Gittim yatmaya.Yatamadım. Tavana baktım. Öldürmediğin için teşekkür ederim dedim.Gözlerimi kapadım.
29 Şubat 2016 Pazartesi
Gece 3
Olmuyor bazen. Gecenin üçünde düşünüyor insan.Uyumak yerine. Neden diyor. Neden bir ömürlük zamanı heba eder insan? Değişik tavırlar,anlamsız ikili ilişkiler, karaktersiz işler ,ahlakı,etiği gösteriş için saklayan kurallar. Hepsinin arasında yürümeye çalışırken ayaklarımızı gıdıklayan boşluklar.
İçinden çok şey geçer insanın. Ne söyler kalbine ne dinler kalbini. Acabalarla tükenen fırsatlar arasında üşürüz bazen. Tutmak varken gülümsemeleri gamzesinden. Emin olmadan yaşıyoruz. Kendimiz olamadan ölüyoruz. Ha bi de bazen başkasıymışsın gibi öldürüyorlar.O ayrı konu.
Hadi onlar katil öldürdüler diye.Sen kaç kere öldürdün be insan kendini bu sessizlikte? Uzatıp elini bi dakika demek yerine, Kaç kez saatlerce sustun ya da bekledin sorsunlar diye?
22 Şubat 2016 Pazartesi
Anlatamıyor muyum? Anlamıyorlar mı?
" Basitim aslında lan ben " dedim hep. Sanırım taşları tekrar önüme koyup irdelemem gerek. İnsanları bu denli yalanlara, karmaşıklığa alıştıran her neyse benim en büyük engelim bu hayatta. Çünkü o yüzden bu karmaşada en basit insanlardan ben "Anlaşılamıyorum".
Bir insana sen farklısın diyorsun.Herkese aynı olduğunu zannediyor. Kendinde arıyor o farkı. Oysa bana bakmalı.Bu farkı yaratan benim.Samimiyetten bahsediyorlar hep..Samimiyetin iyi niyet ve incelikten oluştuğunu bilmiyorlar sanırım.Kötü insanların samimiyeti biraz daha realist geliyor gözlemlediğim kadarıyla.Kötü yaklaşırsan, olumsuz oynarsan ve dilin can yakarsa samimisin artık.
Basit be insanoğlu.Her şey çok basit. Neden bu karmaşa isteği. Doğallık neyine yetmiyor. Hımmm anladım sanırım.Doğayı katleden doğallığı da katletmiştir elbet. Bize de betonu kaldı insanın.
Bir insana sen farklısın diyorsun.Herkese aynı olduğunu zannediyor. Kendinde arıyor o farkı. Oysa bana bakmalı.Bu farkı yaratan benim.Samimiyetten bahsediyorlar hep..Samimiyetin iyi niyet ve incelikten oluştuğunu bilmiyorlar sanırım.Kötü insanların samimiyeti biraz daha realist geliyor gözlemlediğim kadarıyla.Kötü yaklaşırsan, olumsuz oynarsan ve dilin can yakarsa samimisin artık.
Basit be insanoğlu.Her şey çok basit. Neden bu karmaşa isteği. Doğallık neyine yetmiyor. Hımmm anladım sanırım.Doğayı katleden doğallığı da katletmiştir elbet. Bize de betonu kaldı insanın.
20 Şubat 2016 Cumartesi
TENEKEDEN İNSANLAR
Yıllarımı reyondaki ürünlere , neyin nerde daha iyi satacağına , bir ambalajın insanları nasıl etkileyeceğine karar vererek geçirdiğimden midir bilmem. Gündelik hayata bakınca üşengeç bir reyon görevlisinin işçiliğini görüyorum.
Ambalajı,yeri,süsü ile genelde ürün kendini satar. Dışına aldanır insanlar.Reklamına,indirimine,kendi cebine göre beğendiğini alır.İhtiyacı olduğundan çok cezbedene yönelir.Bunun bilincindedir sektörün kodamanları.İnsanı burdan vururlar. Özel günlerde ayrı duyarlılık kasarlar.Anneler gününde annelere alacağınız selülit kremlerinde indirim yaparlar. Çok manalı olan bu hediyenin fiyatındaki cazibe ile alır insanlar.
Dışarıya bakınca,insanları gözlemleyince.İlişkilere burnunu sokunca. Yabancılık çekmiyorum. Tenekeden insanlar görüyorum.Aynı düzende kendini pazarlayan. Ambalajı kıyak,reklamı bol, görseli afilli insanlar. Dünya üzerindeki amaçları bir bezelye konservesinden farklı olmayan insanlar. Biri beni kabullensin,sevsin , övsün , önem versin diye kendini donanımlı, iyi kalpli , dostane , güzel , yakışıklı göstermeye çalışanlar. Yalanlar ,kelime oyunları , uzaktan duygusallık ve sosyal duyarlılık kasan gösterileri ile. Çoğunluk adapte olmuş bir kere bu sisteme. Geneli aynı çaba içinde. Büyük ideolojik laflarla kendilerine sardıkları ambalajın içinde kuru gürültüden ibaret bir görüntü.
Hani derler ya.Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır. Artık bu çağa ait bir atasözü değil gibi. Eskidendi o zor gününde yanında olan eş ,sevgili muhabbetleri. Mücadelenin en zor , en sert olduğu dönemlerde yalnızdır artık insanoğlu. Mücadele edip birşeyleri başardıktan sonra gelir hazıra konar sevgili insanları.Onu seven , destek olduğunu söyleyen yakınları.
Tenekeden insanlar çok malesef bayım. Ambalajına aldandığın. Yerinde olsam reyon arasında kendimi kandırmam. Bana bakma.Ben bilinçli tüketiciyim. Yemem o süslü ambalajı.O yüzden el sürmeden bıraktım. Ne de olsa ben sattım sana makarna diye nişastayı yıllarca,hunharca.
Ambalajı,yeri,süsü ile genelde ürün kendini satar. Dışına aldanır insanlar.Reklamına,indirimine,kendi cebine göre beğendiğini alır.İhtiyacı olduğundan çok cezbedene yönelir.Bunun bilincindedir sektörün kodamanları.İnsanı burdan vururlar. Özel günlerde ayrı duyarlılık kasarlar.Anneler gününde annelere alacağınız selülit kremlerinde indirim yaparlar. Çok manalı olan bu hediyenin fiyatındaki cazibe ile alır insanlar.
Dışarıya bakınca,insanları gözlemleyince.İlişkilere burnunu sokunca. Yabancılık çekmiyorum. Tenekeden insanlar görüyorum.Aynı düzende kendini pazarlayan. Ambalajı kıyak,reklamı bol, görseli afilli insanlar. Dünya üzerindeki amaçları bir bezelye konservesinden farklı olmayan insanlar. Biri beni kabullensin,sevsin , övsün , önem versin diye kendini donanımlı, iyi kalpli , dostane , güzel , yakışıklı göstermeye çalışanlar. Yalanlar ,kelime oyunları , uzaktan duygusallık ve sosyal duyarlılık kasan gösterileri ile. Çoğunluk adapte olmuş bir kere bu sisteme. Geneli aynı çaba içinde. Büyük ideolojik laflarla kendilerine sardıkları ambalajın içinde kuru gürültüden ibaret bir görüntü.
Hani derler ya.Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır. Artık bu çağa ait bir atasözü değil gibi. Eskidendi o zor gününde yanında olan eş ,sevgili muhabbetleri. Mücadelenin en zor , en sert olduğu dönemlerde yalnızdır artık insanoğlu. Mücadele edip birşeyleri başardıktan sonra gelir hazıra konar sevgili insanları.Onu seven , destek olduğunu söyleyen yakınları.
Tenekeden insanlar çok malesef bayım. Ambalajına aldandığın. Yerinde olsam reyon arasında kendimi kandırmam. Bana bakma.Ben bilinçli tüketiciyim. Yemem o süslü ambalajı.O yüzden el sürmeden bıraktım. Ne de olsa ben sattım sana makarna diye nişastayı yıllarca,hunharca.
7 Ocak 2016 Perşembe
Kenan Kutbay
Yok ki anlamı yok. "Neden?" lere cevap yok.Dün vardı bugün yok.. Zaten uzaktı,şimdi hiç yok.
Bir gün dilerdim,bir gün.Sabaha kadar içip dertleşebildiğim,anıları,bunca zaman içinde kendimize kattıklarımızı paylaşabildiğim bir gece dilerdim.Ama yok.Çare yok.Sessizliğe,yokluğa,hiçliğe çare yok.
Savrulduk rüzgarın içinde bulunduğumuz yerlere.Estikçe aldı bizden güzel şeyleri.Bıraktı geldiğimiz yerlerde.
Bir gün dilerdim,bir gün.Sabaha kadar içip dertleşebildiğim,anıları,bunca zaman içinde kendimize kattıklarımızı paylaşabildiğim bir gece dilerdim.Ama yok.Çare yok.Sessizliğe,yokluğa,hiçliğe çare yok.
Savrulduk rüzgarın içinde bulunduğumuz yerlere.Estikçe aldı bizden güzel şeyleri.Bıraktı geldiğimiz yerlerde.
1 Ocak 2016 Cuma
Post Modern Amele Günlüğü
Bronşitim var benim.Ani soğuklarda ciğerim şişer. Hastalanırım direk.Üşüttüm geçenlerde.Her öksürdüğümde ciğerimden bir parça atıyor gibiydim.Sesinin şiddeti bile etrafımdakilerin irkilmesine sebep oluyordu.Her öksürdüğümde gözlerim sulandı.Belim ağrıdı.Bazı bazı sol kolum uyuştu.Anasını sattığım kimsesizliğime en çok şu hallerde söverdim derinden.Bazen o kadar derinden olurdu ki kendi iç sesimi duymazdım..Üzerimi giyip çıktım evden.Gecenin 03 bilmem kaçında.
Öksüre öksüre yürüyordum hastahaneye doğru. Sövüyordum.Halsizdim.Yolda bayılsam ölüp gitsem kimin haberi olur diye kendi kendime ajıtasyon kasıyordum.Eskiden ailem götürdü en ufak şeyde.
Şimdi çok uzaklarda bir sembol gibiler sadece.Bir arada kız arkadaşım vardı.Hasta olunca rapor alıp yanına gittiğim.Ellerinde iyileştiğim. Şimdi yok ya kimse.Zoruma gidiyor bu durum. Yürüyorum aklımda bin tane anı.Her biri birer iğne oldu ,her biri başka bir acı. Taki kavşağa geldiğimde yolun kenarında,kaldırımda yerde yatan,tüm vücudunu ince bir bezle örten biri vardı.İşte o an en büyük acı içime kondu.Kızdım kendime.Sıcacık kombi yanan bir evim.Dolapta yiyeceklerim.Üzerimi örttüğüm bir yorganım vardı..Ben bunlara sahipken bu adam mı kadın mı belli olmayan benden daha kimsesiz biri vardı.Yatıyordu öyle.Yatıyordu adaletsizliğin buz tutmuş zeminine.Ellemedim.Ses etmedim.Yürüdüm hastahaneye gittim.Biraz daha güçlüydüm.Muayene oldum.Film,iğne derken çıktım hastahaneden geri döndüm. Saat olmuş 5. İnsanlar işe gidiyor.Yanından geçiyor.Aldırış etmeden.Bir daha sövdüm.Gittim yanına.Dua ettim usulca.Erkek çıkar diye.Teklifimi kabul eder o zaman rahatlıkla diye.Dürttüm.Kafasındaki bezi araladım.Bir adam.Genç daha.20 li yaşların başı.Esmer bir adam. Kalk gel bana gidiyoruz dedim.Yok abi gelmeyeyim dedi.Korkma dedim.Ev sıcak.Tekim ben. Kimse yok. Geldi.Aldı bezlerini yerden.Attırdım onları.
Girdik eve.Biraz daha açtım kombinin ateşini. Sormadım aç mıdır diye.Gittim buzluktan donuk patatesleri çıkarıp kızarttım çokça.Koydum önüne. Ayaklarını saklıyordu. İki lokma yer misin dedim.Utandı.Biraz fırçaladım.Üstün bir ses tonuyla emir verir gibi hitap ettim ona. Önce utana sıkıla,sonra refleksen abana abana yedi.Bende abandım biraz. Rahat olsun dedim. Gel bir sıcak duş al dedim. Elbise ayarladım.Her teklifimi redediyordu.Her seferinde fırçalıyordum. Girdi duşa.Yatak hazırladım o duştayken.Çıktı giyindi. Oturdu.İltifatlar dualar etti. "Abi senden başka yok bu dünyada" dedi.. Hiç bir kadının sözü,hiç bir hakedilmiş ödül,hiç bir başarım bu söz kadar mutlu etmedi beni.
Konuştuk biraz.Hikayesini dinledim. Ailesi evden atılmış.Annesini bacısını akrabalara bırakmış.Ama kendi utanmış.Elimde ekmek yokken yük olamadım dedi. Ne iş verdi kimse,ne para dedi.Sağlamız fiziken ya abi. Kimse para da vermedi dilenirken. Okul yok bişey yok diye iş veren de yok. Aklıma migrosa sokmak geldi ama okulu yok almazlardı. Aklıma donuk patateslerden 30 liralık aldıgım için verilen elektronik tartı geldi.Çıkardım kutusundan al dedim. Geç işlek bir yere. Başta iki üç sonra 20-30 bişey geçer eline.Onu da kabul etmedi.Fırça gelmeden caydı sözünden aldı onu. Gündüzleri de bizim mağazada poşetçilik yapar müşterilerin ürünlerini poşetler bahşiş toplarsın dedim.Telefonu verdim.Adresi söyledim. Uyudu sonra.Ben biraz daha oturdum.Bir büyük çöp poşedine sık kullanmadığım elbislerden koydum. Ağzını bağlayıp yanına bir de ayakkabımı koyup üzerine notla "Bunlar senin.Evren abin :)" yazdım. Sabah uyandığımda gitmişti.Not yazmış "abi cennete gidene kadar melekler seni korusun" Bekledim gelmedi işe. Gelemedi belki de. Düşünüp durdum.Telefonu da yoktu ulaşabileceğim.
Bir hafta geçti üzerinden. Çocuk bir not bırakmış kapıya elektrik sayacına sıkıştırmış. Cocuğu metrobüs köprüsünde dövmüşler. Burası bizim yerimiz diye.Tartısını kırıp parasını da darp etmişler. Poşedi açtım.Tartının parçalanmış halini üzerinde bir dönercinin ismi yazan bir beyaz kağıtta Abi biraz para biriktirip kendime tartı alıp seninkini getirmeyi istemiştim.İzin vermediler abi. Dedim ya senden başka yok diye.Böyle sokaklar abi.Özür dilerim.Tartına sahip çıkamadım.Affet abi."
Canın sağolsun çocuk diyemedim.Bir daha görür müyüm seni bilmem. İnsanlığın tartısı bozuktu zaten.Kırdılar artık.Rahat etsinler. Yanından geçerken seni görmeyenler. Sen dayak yerken sesi çıkmayanlar.Tartısını kırdılar adalet denen yalanın. Melekler yok oğlum.Cennet yok.. Cehennem var ama.Burada. Yaşıyoruz işte. Parası olanın ,gücü olanın cennete çevirdiği bu yerde. Biz adaletsiz orospu çocuklarının içinde yaşıyoruz işte. Yaşıyoruz işte. Buna yaşamak denirse. İnsanlığımız yatıyor,o gece senin yattığın yerde. Bense aynı evde,aynı duvarlara bakarak. Bahtıma saydırarak devam edeceğim çocuk. Nolur gel be!
Öksüre öksüre yürüyordum hastahaneye doğru. Sövüyordum.Halsizdim.Yolda bayılsam ölüp gitsem kimin haberi olur diye kendi kendime ajıtasyon kasıyordum.Eskiden ailem götürdü en ufak şeyde.
Şimdi çok uzaklarda bir sembol gibiler sadece.Bir arada kız arkadaşım vardı.Hasta olunca rapor alıp yanına gittiğim.Ellerinde iyileştiğim. Şimdi yok ya kimse.Zoruma gidiyor bu durum. Yürüyorum aklımda bin tane anı.Her biri birer iğne oldu ,her biri başka bir acı. Taki kavşağa geldiğimde yolun kenarında,kaldırımda yerde yatan,tüm vücudunu ince bir bezle örten biri vardı.İşte o an en büyük acı içime kondu.Kızdım kendime.Sıcacık kombi yanan bir evim.Dolapta yiyeceklerim.Üzerimi örttüğüm bir yorganım vardı..Ben bunlara sahipken bu adam mı kadın mı belli olmayan benden daha kimsesiz biri vardı.Yatıyordu öyle.Yatıyordu adaletsizliğin buz tutmuş zeminine.Ellemedim.Ses etmedim.Yürüdüm hastahaneye gittim.Biraz daha güçlüydüm.Muayene oldum.Film,iğne derken çıktım hastahaneden geri döndüm. Saat olmuş 5. İnsanlar işe gidiyor.Yanından geçiyor.Aldırış etmeden.Bir daha sövdüm.Gittim yanına.Dua ettim usulca.Erkek çıkar diye.Teklifimi kabul eder o zaman rahatlıkla diye.Dürttüm.Kafasındaki bezi araladım.Bir adam.Genç daha.20 li yaşların başı.Esmer bir adam. Kalk gel bana gidiyoruz dedim.Yok abi gelmeyeyim dedi.Korkma dedim.Ev sıcak.Tekim ben. Kimse yok. Geldi.Aldı bezlerini yerden.Attırdım onları.
Girdik eve.Biraz daha açtım kombinin ateşini. Sormadım aç mıdır diye.Gittim buzluktan donuk patatesleri çıkarıp kızarttım çokça.Koydum önüne. Ayaklarını saklıyordu. İki lokma yer misin dedim.Utandı.Biraz fırçaladım.Üstün bir ses tonuyla emir verir gibi hitap ettim ona. Önce utana sıkıla,sonra refleksen abana abana yedi.Bende abandım biraz. Rahat olsun dedim. Gel bir sıcak duş al dedim. Elbise ayarladım.Her teklifimi redediyordu.Her seferinde fırçalıyordum. Girdi duşa.Yatak hazırladım o duştayken.Çıktı giyindi. Oturdu.İltifatlar dualar etti. "Abi senden başka yok bu dünyada" dedi.. Hiç bir kadının sözü,hiç bir hakedilmiş ödül,hiç bir başarım bu söz kadar mutlu etmedi beni.
Konuştuk biraz.Hikayesini dinledim. Ailesi evden atılmış.Annesini bacısını akrabalara bırakmış.Ama kendi utanmış.Elimde ekmek yokken yük olamadım dedi. Ne iş verdi kimse,ne para dedi.Sağlamız fiziken ya abi. Kimse para da vermedi dilenirken. Okul yok bişey yok diye iş veren de yok. Aklıma migrosa sokmak geldi ama okulu yok almazlardı. Aklıma donuk patateslerden 30 liralık aldıgım için verilen elektronik tartı geldi.Çıkardım kutusundan al dedim. Geç işlek bir yere. Başta iki üç sonra 20-30 bişey geçer eline.Onu da kabul etmedi.Fırça gelmeden caydı sözünden aldı onu. Gündüzleri de bizim mağazada poşetçilik yapar müşterilerin ürünlerini poşetler bahşiş toplarsın dedim.Telefonu verdim.Adresi söyledim. Uyudu sonra.Ben biraz daha oturdum.Bir büyük çöp poşedine sık kullanmadığım elbislerden koydum. Ağzını bağlayıp yanına bir de ayakkabımı koyup üzerine notla "Bunlar senin.Evren abin :)" yazdım. Sabah uyandığımda gitmişti.Not yazmış "abi cennete gidene kadar melekler seni korusun" Bekledim gelmedi işe. Gelemedi belki de. Düşünüp durdum.Telefonu da yoktu ulaşabileceğim.
Bir hafta geçti üzerinden. Çocuk bir not bırakmış kapıya elektrik sayacına sıkıştırmış. Cocuğu metrobüs köprüsünde dövmüşler. Burası bizim yerimiz diye.Tartısını kırıp parasını da darp etmişler. Poşedi açtım.Tartının parçalanmış halini üzerinde bir dönercinin ismi yazan bir beyaz kağıtta Abi biraz para biriktirip kendime tartı alıp seninkini getirmeyi istemiştim.İzin vermediler abi. Dedim ya senden başka yok diye.Böyle sokaklar abi.Özür dilerim.Tartına sahip çıkamadım.Affet abi."
Canın sağolsun çocuk diyemedim.Bir daha görür müyüm seni bilmem. İnsanlığın tartısı bozuktu zaten.Kırdılar artık.Rahat etsinler. Yanından geçerken seni görmeyenler. Sen dayak yerken sesi çıkmayanlar.Tartısını kırdılar adalet denen yalanın. Melekler yok oğlum.Cennet yok.. Cehennem var ama.Burada. Yaşıyoruz işte. Parası olanın ,gücü olanın cennete çevirdiği bu yerde. Biz adaletsiz orospu çocuklarının içinde yaşıyoruz işte. Yaşıyoruz işte. Buna yaşamak denirse. İnsanlığımız yatıyor,o gece senin yattığın yerde. Bense aynı evde,aynı duvarlara bakarak. Bahtıma saydırarak devam edeceğim çocuk. Nolur gel be!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)