Hava mevsime göre yine de sıcak sayılırdı. Bu da yıllar sonra bir araya gelecek bu lise arkadaşlarının şansıydı sanırım. Önce Dilara geldi. Kapıda Enes'i gördü. Birbirlerini on yıldır görmemiş olan bu iki arkadaş , uzun süredir görmediği diğer arkadaşlarını beklemek için ayırdıkları masaya yöneldiler. Sonra sırası ile tüm sınıf gelmeye başladı. Enes ve Dilara kapının önüne gelen arabalardan inecek kişinin hangi arkadaşları olduğunu tahmin etme oyunu oynuyorlardı. Mekanın camekan oturma kısmının karşısındaki durakta belediye otobüsünden biri indi.Enes'in gözü bu tanıdık simaya takıldı."Kenan değil mi o?" dedi. Dilara da bir süre yüzü tanımaya çalışıp, Enes'i doğruladı. İkisinin de yüzünde bir garipseme ve şaşkınlık vardı. Kenan da masaya gelip selam verince tüm kadro tamamlandı.
Okul anılarını konuşmaya başladılar. Herkes aklında kalan bir kaç komik anıyı dile getiriyor, tüm sınıf tekrar yaşıyor ve gülüyordu. Kenan başladı anlatmaya. Neredeyse yarım saat onlarca anıyı anlattı okulda yaşadıkları. Çoğu heycanla ve şaşkınlıkla karşılıyordu Kenan anlattıkça. Çünkü bu kadar çok şeyi hiç biri hatırlamıyordu. Kenan'ın anlattıklarının çoğunu hemen hemen hepsi unutmuş. Kenan anlatınca şaşkın bir şekilde ve tebessümle hatırlamıştı.
İşlerinden, eşlerinden konuşmaya başladılar. Heyecanlı bir şekilde birbirlerinin hikayelerini, yaşadıklarını , başardıklarını dinliyorlardı.
Kenan'a sordu Enes.
-Aga sen ne iş yapıyon? Evlendin mi?
-Garsonluk yapıyorum. Henüz evlenmedim ve ufukta evlenme gibi bir olay da gözükmüyor.
Kenan'ın bu cevabına herkes şaşırmıştı. Hepsi aynı sınıftaydı. Başarılılardı. Zekiydiler. Kenan zekasıyla lise sıralarındayken de kendini belli ederdi. Onun bu kadar zeki ve başarılı bir öğrenciyken "Garsonluk" yaptığını söylemesine şaşırdılar. Sessizlik oldu yirmi kişilik grupta. Sessizliği Orhan bozdu.
-Moruk şaka mı yapıyorsun? Ne garsonluğu?
-Yok şaka yapmıyorum. Her zaman yaptığım bir iş de değil. Ancak geçimimi garsonluk yaparak ve arada özel ders vererek sağlıyorum.
- Neden?
-Çünkü geçinmem, barınma , ısınma ve diğer zaruri ihtiyaçlarımı karşılamak için.
Buse söze girdi.
-Anladım da Kenan neden garsonluk? Çoğumuzdan başarılı bir öğrenciydin. Ben senin şimdiye bir firmanın ceo'su olmuşsundur diye düşünüyordum.
-Şaşkınlığınız beklediğim bir şey. Ve aslında başardığım.
Mustafa kahkaha attı.Ve gülerek söze girdi.
-Şaka yapıyor oğlum.Yedi hepinizi.
-Yok şaka yapmıyorum.
Kenan'ın cevabından sonra kahkahalar keskin bir rüzgar darbesiyle kesildi. Millet garipseyerek karşısında oturan sınıf arkadaşlarının gözlerini süzerek Kenan'ı anlamaya çalışıyorlardı. Orhan endişeli bi şekilde Kenan'a döndü.
-Oğlum bizi şaşırtmak için garsonluk mu yapıyon? Ne bu durum?
- Sizi şaşırtmak için değil tabi ki de. Ama öngörülen hayatı yaşamayı kendim için tutsaklık gibi hissettim hep. Sizin şaşkınlığınız da bunu tutsaklığın dışına çıkmayı başarabildiğimi gösteriyor sadece.
- İnsan garsonluk yaparak nasıl mutlu olur oğlum? Hele ki daha iyi bir hayat elde edebilecek seviyede ve donanımdayken. Çoğumuzdan zeki adamsın. Bir garson olarak elde edebileceklerin ile beyaz yakalı bir yönetici olarak elde edebileceklerin çok farklı. Neden daha azıyla yetindin ki?
Kenan sigarasını çıkardı cebinden. Filtresini masaya bir kaç kere vurduktan sonra, sigarasını ateşleyerek derin bir nefes çekti.Dumanını havaya saldıktan sonra Orhan'a döndü.
- Kendimce bir aydınlanma yaşadım yıllar önce. Beni koydukları yolu değil de kendi yolumu çizdim. Bana çizilen sınırların içinde kendimi hep hapismiş gibi hissettim. Benden aramamı istedikleri hayatı, soruları değil de, Kendi merak ettiğim soruları ve bu sorulara ulaşabileceğim hayatı seçtim. Önümüze koyulan kitaplar ve bilgileri takip ederek , bir yerde dayatılmış hayatın sunduğu seçenekleri değil de kendi yarattığım seçenekleri seçerek yaşadım. Şöyle tasvir edeyim. Bize bir koridor verdiler "lise gibi".Yürüyerek geçtik. Sonunda kapıya ulaştık"öss" gibi. Kapıyı açınca küçük bir oda ve odadan dışarıya açılan başka kapılar vardı. O kapıların her biri için bir anahtar duvarda asılı şekilde. Kimi anahtar ulaşılması daha kolay yükseklikte. Kimi daha zor. Alabildiğimiz anahtara göre açtık bir kapıyı ve başka bir koridora girdik o kapılardan. Koridorlar bitince aynı döngüde devam ediyordu bu durum. Ben de bir yerden sonra başka bi yol seçtim kendime. Kendi kapımı duvarı kırarak açıp. Kendi koridorlarımı dizayn ederek yürümeye çalıştım. Önce kendi sorularımı aradım.Sonra onların cevaplarını. Bu şekilde tatmin olmaya başladım hayattan.
Biraz şaşkın, biraz düşünceli , biraz mutlu bakışlar arasında Kenan sigarasını içmeye devam ederken Gözde girdi lafa.
- Lisedeyken de isyankardı bu. Her hocayla papaz olurdu. Her neyse. Mutlu olduğunu düşünüyorum.
Huzursuz bir şekilde muhabbeti dinleyen Ercan,Gözde konuşurken biraz sinirli şekilde tırnakların kemiriyordu istemsizce.Aklına lise sıralarındayken Kenanla tartıştığı bir konu geldi. Matematik hocasının sorduğu bir soru yüzünden. Kenan'a antipatisi oluşmuştu lisede. Soruyu uzun bir süre bu ayrıcalıklı ,zeki öğrencilerin bulunduğu sınıftan kimse çözememişti. Ercan cevabı söylediğinde hocaları Ercan'ı tebrik etmiş ve çözümü göstermesi için tahtaya kaldırmıştı. Ercan çözümü gösterirken Kenan itiraz edip sorunun hatalı olduğu diretmiş. Hocadan azarı yiyince de susup oturmuştu.Ercan o çözümden sonra olimpiyatlara katılacak kişi olarak hoca tarafından seçilmiş ancak bir hafta sonra aynı dersin öncesinde Kenan tahtaya sorunun hatalı olduğunu ve başka yolla sağlaması yapıldığında farklı iki sonuç çıkabileceğini ispatlayan işlemler dizini yazmış ve hoca geldiğinde şaşkınlıkla çözümleri inceleyip Ercan yerine Kenan'ı olimpiyat kadrosuna almıştı. Ercan o gün bu gündür antipatiyle yaklaşırdı Kenan'a. Onda garip bir ego olduğunu düşünüp içten içe sevmezdi kişiliğini.
Anıları düşlerken dayanamadı. Girdi lafa.
- Bunun isyanla alakası yok. Gene ego yapıyor. Başarsızlığını süslü laflarla örterek "Asıl başarısız sizsiniz hehe" diye kendini de bizi de kandırdığını sanıyor. Çünkü Kenan da başarılı olacak bir kişilik yok. Tek başarısı başkalarının başarısına çamur atmak olunca bi insanın , Garsonluk yapması doğal bence.
Bu agrasif çıkıştan sonra Bi an Kenan'a bakan arkadaşları bir tartışma da taraf olmak istemedikleri için beklediler sessizce. Gözde ve Dilara Ercan'a itiraz etti. "Çok agrasifsin Ercan. Bu kadar kabalığa gerek yok" dedi Dilara.
Öfkelenen Ercan :
-Yahu ne kabalığı. Ben gördüğümü söylüyorum. Kenan lisedeyken de böyleydi. Şuanda da böyle olması gayet normal. Hala gelip küstahça alttan alttan bizim başarılarımıza başarısızlık süsü vermeye çalışıyor.
Kenan bir nefes daha alıp sigarasından Ercan'ın cümlelerinin bitmesini bekliyordu kendinden emin bir şekilde.
"Hala o matematik sorusu yüzünden kızgınsın değil mi Ercan?" dedi Kenan. Bu cümle ile adeta boğazı düğümlenmişti Ercan'ın. Cevap veremedi.Kenan devam etti.
- Buraya ego yapmaya ya da küstahlık yapmaya, sizin başarılarınızı ya da hayatlarınızı eleştirmeye gelmedim. Duyguların, kişiliklerin en masum olduğu koridorlarda tanıdım hepinizi. Sizden sonra da öyle masumiyetlere denk gelmedim. Buraya sadece sizleri özlediğim için ve görmekten mutlu olacağımı bildiğim için geldim. Benim için başarı arzu ettiklerini ve daha fazlasını elde edebilmektir. Bu konu da bu masadaki herkesin ne kadar başarılı olduğundan şüphem yok. Bunu yargılamak gibi niyetim de yok. Ancak ben kendi arzularımın başka olduğunu dile getirdim sadece.
Kenan'ın bu yapıcı konuşmasından sonra Ercan cevap veremedi. İlginç bir şekilde doğasına aykırı olarak O'na inanmaya bile çalıştı. Artık muhabbet Kenan etrafında dönüyordu. Ercan henüz yeni jeep'ini , genç yaşta Ülkenin en bilindik kurumsal firmalarından birinde nasıl yönetici olduğunu anlatacağı hikayeyi dile getirememiş, Diğerleri kendi anılarını, eşlerini , işlerini anlatamamıştı.İbrahim lafa girdi.
- Ben Kenan'ın hep isyankar olduğunu söylemişimdir. Hocalara isyan ederdi. Kurallara isyan ederdi. E şimdi neye isyan ediyon dostum? Koridorlara mı?
Güldü Kenan. Çok hoşuna gitmişti bu tabir. Ancak yine herkesi şaşırtan bir cevap verdi.
-Yok yok. Koridorlara değil. İsyanım var evet ama. Daha geniş bir kavrama. Evrime. Evrime direniyorum kendimce.
Bu cevaptan sonra kahkaha atanlar oldu. İbrahim gülme krizine girdi.
-Evrime dedi adam ya. Napıyon gidip maymunlarla mı kapışıyon? Hahaaahaa.
Masanın nerdeyse tamamı gülüyordu.Kenan dahil. Enes Kenan'ın mimiklerini taklit ederek
-Maymun kardeş o muzu yiyemezsin.Ben bu oyunu bozarım. Çaatttt.(hayali bir maymunun ağzından muzu alarak tokat atıyor boşluğa)
Masada ki kahkahalar daha bi yükseldi.Kenan da gülüyordü ama insanlar kahkahalar arasında Kenan'ın bu deli saçması cevabına ciddi bir açıklama bekliyordu içten içe.
Kenan sigarasını söndürüp ağzını açtığında kahkahalar kesiliyordu yavaştan. Kenan'ın konuşması için
- Evrim canlının doğa koşulları karşısında biyolojik ve ideolojik olarak gösterdiği reaksiyondu. Artık reaksiyonlarımızı doğaya karşı göstermiyoruz. Reaksiyonlarımızı bir düzen belirliyor. Ya da daha paranoyak şekilde birileri diyebiliriz. Gösterdiğimiz duygusal tepkimeler yönlendiriliyor, televizyonlarda, basında , gündelik yaşamda. Babalarımıza yıllarca kovboy filmleri , marlboro sigara reklamları izlettiler. Bi önceki nesil Ona göre yaşadı. Bizlere küçükken oyuncak arabalar, kızlara makyaj yapılan barbi bebekler verildi. İleride önceliklerimiz , zevklerimiz buna göre yönlendirildi. Reaksiyonlarımız artık doğaya değil. Birilerinin bize gösterdiği, dayattığı , yaşattığı senaryolara göre oluyor. Evrimi artık doğa değil. Başka bi şey yönetiyor.
Düşünceli bir hal aldı Kenan konuşurken masadaki herkes. İçten içe anlıyorlardı Kenan'ı. Bir mutsuzluk eşikteydi sanki kimilerinin kafasında. Fark etti Kenan bu kasveti.
-Bu kadar değişik düşünmek tabi ki mutluluk vermiyor. Düşündükçe daha bi huzursuz oluyor insan. Bir hayatımız var sonuçta yaşayacağımız. Ben huzur içinde değil de arzu ettiklerime ulaşarak yaşamayı seçiyorum. Yaşamak zor aslında. Belki ben kendime daha da zorlaştırıyorum bu hayatı. Ama böyle mutluyum. Sizlerin yüzünde evrilmemiş o samimiyeti ve hala aynı sıralardaki sıcaklığı taşıdığınızı görünce daha bi mutlu oldum. Hepiniz arzu ettiklerine ve daha fazlasına ulaşmışsınız. Sizler gibi başarılı arkadaşlarım olduğu için de ayrı bir gururluyum.
Garson geldi o anda. "Kapatıyoruz." dedi gruba.
Ercan garsona sordu.
"Hocam garsonluk için nereye başvuruyoruz"..
Güldü herkes garsonun garipseyen bakışları arasında.
"Sen formu getirmeden önce bir resmimizi çeker misin?" dedi ve telefonunu verdi garsona. Oturduğu yerden kalktı ve Kenan'ın yanına geçti poz veririlirken.
14 Kasım 2018 Çarşamba
7 Ekim 2018 Pazar
Günaydın
Bekleme günün ayası yok.
Güneşin seni ısıtası yok.
Yürürsün aynı yollarda
Baktığın yüzlerin hayası yok.
Ararsın heyecan bakarsın etrafa
Sanki farklısı çıkacak karşına
Döndürecek seni çocukça masala
Hayaller kırılıp vuracak karaya
Bir hayat vermişler al yaşa
Vicdan denen şey boş tasa
Boşalttın içini doldurdun taşla
Uydun kalabalığa bulduğuna yavşa.
Direnirsen fakir, söylersen hakir
Görürler evlat,ruhun bakir
Bozacaklar seni çaresi tektir.
Temizse üstün herkes kirdir.
25 Eylül 2018 Salı
120 günde İngilizce
Bu portalda ilk deneyimim olacak.Liselilere ingilizce dersi verirken, kendime ingilizceyi kazandırırken kullandığım 120 günlük programı detaylı bir şekilde aktaracağım. Maksadım mümkün oldukça fazla kişiye ulaşmak. İngilizcenin gözde büyütülmeden öğrenilmesini sağlamak.
İlk olarak biraz olayın psikolojisine inelim. Geometride bir sorunu çözerken benzeterek ve soruyu basitleştirerek çözerdim hep. İngilizcede de aynı şekilde yaklaştım olaya. İngilizce bilmek ne demek? İngilizce bilmek, düşüncelerimizi hislerimizi ingilizce kelimelerle doğru cümleler kurarak dile getirebilmektir. Dile geleni anlamaktır.Bunun için ilk olarak ingilizce kelimeyi bilmeye daha sonra da cümle yapısını ve dil bilgisine hakim olmaya ihtiyacımız var.
Okullarda anlatılırken , kurslarda da aynı şekilde bilmeyen insanlara sanki biliyormuşcasına ingilizce bir kitaptan anlatılırdı genelde.Böyle öğrenemediğimi anladığımda şunu fark ettim.
1- Kelimeleri ezberlemem anlamlarını bilmem gerek.
2- öğe dizilişlerini bilmem gerek
3- zamanları bilmem gerek.
Bu 3 öğeye ayırıp ingilizceyi sorunları teker teker çözdüğümüzde ingilizcemizde ilerliyor.
1- Kelimeleri ezberlemek. (40 günlük kelime çalışması)
Evet ilk 40 günümüzü sadece kelime ezberlemeye ayıracağız. Günde 30 kelime 40 günde hedef ise 1000 kelime yapar. Verim olarak bunun %80'ini anımsamamız başlarda işimizi görecektir.
Peki her gün 30 kelimeyi nasıl ezberleriz.Çok çocukça bir yöntemle. 30 adet yaklaşık 8 cm uzunlugunda 3 santim genişliğinde küçük kağıt parçaları hazırlayın. Her kağıdın üst kısmına ingilizce bir kelime. bir kaç santim altına okunuşunu , bir kaç santim altına fiil ise kelimenin yanına parantez içinde (v) yazıp geçmiş zamanlı halini bir kaç santim altına türkçe anlamını , eğer fiil değil ise geçmiş zamanlı halini atlayarak yazın. Sonra her bir kağıdı katlayarak , okunuşu , geçmiş zamanlı hali ve türkçesi görünmeyecek sadece en üstte ingilizce kelime kalacak sekilde kücük bir boyuta getirin. Bu 30 kelimeyi cebinize ya da hazırladıgınız bir keseye koyun(bir kese de yedek hazırlayın). her saat başı keseden ya da cebimizden tek tek çekelim.Kelimeye bakalım.Okunuşunu söyleyip sonra türkçesini tahmin edin.Ettikten sonra kelimeyi kagıdı açarak kontrol edin.Eğer doğru tahmin ettiyseniz kelimeyi diğer keseye katlayarak eski halinde, etmediyseniz aldığınız keseye ya da cebe aynı sekilde katlayarak geri koyun.30 kelimeyi doğru bilene kadar , kelimenin oldugu cep ya da kese boşalana kadar her saat bunu yapın. 30 kelime bilinmeden saatlik antremanı sonlandırmayın. Bu sekilde günde 12 kez her saat başı bu anteramanı yaparak tamamlayın. Ertesi gün için başka 30 kelime belirleyin.
6gün boyunca 30 kelime 180 kelime yapar.7. gün bu 180 kelimeyi atıp bir keseye yakınınızda bulundurun. her saat rasgele 30 kelime seçip diğer keseye atın.
Her saat başı 30 kelime tekrarı günde 12 kez.Ezberlemenizi sağlayacak.
2-Öğe dizilişlerini bilmek (40 gün boyunca ezberlediğimiz kelimelere yenilerini ekleyerek cümle kuracağız)
Türkçede cümle dizilişi Özne, tümleçler , yüklem. şeklindedir.İngilizce de ise bu Özne , yüklem , tümleçler şeklindedir.
Örnekle Ben okula gidiyorum. cümlesinde özne ben, tümleç okula , yüklem gidiyorum.
İngilizce de ise bu I'm (özne) going to (yüklem) school(tümleç). şeklinde sıralanır. Bunu kesinlikle unutmuyoruz. Bu bilgi tek başına onlarca saat dersten kıymetlidir. Çünkü ezberlediğimiz fiilleri(yüklem olur genelde) nerede, isimleri ve ya şahısları (özne olur genelde) nerede , geri kalanını nerede kullanacağımızı bilince kelimeleri sadece doğru sırada söylemek kalıyor geriye.
Bu 40 günlük bölümü 5er günlere ayırarak ezberlediğimiz kelimeleri seçerek cümleler kuracağız. Her cümlede (v) damgalı bir kelime olacak şekilde bu cümleleri de her saat başı 20 cümle kuracak şekilde yazmaya başlıyoruz. bu kez günde 10 kez yapıyoruz bu işlemi. günde 200 cümle kuruyoruz bu şekilde. 5 günde 1000 cümle. sonra başa dönüp kelime ezberimizi tekrar arttırmak için 1. yola giriyoruz 5 gün boyunca. 150 kelime takviyesi daha yaparak her 10 günde 1000 cümle kurmuş ve 150 yeni kelime ezberlemiş olup ikinci evreyi toplamda 1600 kelime ezberi ve 4000 cümle ile tamamlıyoruz.
3. Şimdi bu kadar kelime ve cümle antremanından sonra grammer(dilbilgisi) öğrenmek artık çok daha kolay. Herhangi internet kaynağı da olabilir eski bir kitapta. Burda gönül isterdi ki tüm gramer bilgilerini uzun uzuna yazayım:Zamanları anlatayım.Ancak bu ciddi bir zaman ve efor gerektirir benim adıma.Burada sizin özveriniz gerekecek. 40 günü 5'erli evrelere ayırın. İlk 5 gün zamanlardan birkaçını notlar ve örnekler yazarak kavrayacaksınız kolayca. Sonraki 5 günde ise türkçe altyazılı ingilizce seslendirmeli bir dizi izleyeceksiniz. İlk olarak tavsiyem yavaş konuşulan "The Walking Dead" dizisi. üçüncü 5 günde gene başka bir gramer konusunu çalışıyoruz.Dördüncü 5 günde ise bu sefer skype üzerinden bir kaç yabancı ile diyalog kuruyoruz.Bunun için http://www.speaking24.com/ sitesini kullanıyoruz.Bu site yıllardır ingilizce konuşmak için arkadaş bulduğumuz bir site.Burdan eklediğimiz kişilerle pratik yapıyoruz.Beşinci 5 günde ise yine bir kaç gramer konusu seçiyoruz.Altıncı 5 günde Yine dizi.Bu kez Lie to Me dizisi bir tık daha hızlı ve anlaşılır bir dizi olacak. Yedinci 5 günde gene gramer.Sekizinci 5 günde ise tekrar skype üzerinden diyalog.
Bu 3 adımda 120 gün sonunda kendinizi ifade edebilecek ve karşınızdakini anlayabileceksiniz.Tek yapmanız gereken bir antibiyotik edasıyla zamanlara riayet etmek. Disiplinden çıkmamak.
Bu metotta insan bünyesini baside indirgeme söz konusudur. Pavlovun köpeklere zamana riayet ederek verdiği eğitim (köpek örneği sizi gücendirmesin olay bünyeyi şartlandırmadır) örneğinde olduğu gibi , saatlere , eşit sürelere bünyenizi adapte ettiğinizde zihniniz çok daha rahat şekilde , o dakikada kendini öğrenmeye adapte etmiş olacak.
3. evrede kelime ezberinizin daha kolay geliştiğini dizi izlerken yeni kelimeler öğrenerek , başkalarıyla yeni kelimeler öğrenerek artık kelime ezberini cok daha kolaylaştığını da göreceksiniz.
İlk olarak biraz olayın psikolojisine inelim. Geometride bir sorunu çözerken benzeterek ve soruyu basitleştirerek çözerdim hep. İngilizcede de aynı şekilde yaklaştım olaya. İngilizce bilmek ne demek? İngilizce bilmek, düşüncelerimizi hislerimizi ingilizce kelimelerle doğru cümleler kurarak dile getirebilmektir. Dile geleni anlamaktır.Bunun için ilk olarak ingilizce kelimeyi bilmeye daha sonra da cümle yapısını ve dil bilgisine hakim olmaya ihtiyacımız var.
Okullarda anlatılırken , kurslarda da aynı şekilde bilmeyen insanlara sanki biliyormuşcasına ingilizce bir kitaptan anlatılırdı genelde.Böyle öğrenemediğimi anladığımda şunu fark ettim.
1- Kelimeleri ezberlemem anlamlarını bilmem gerek.
2- öğe dizilişlerini bilmem gerek
3- zamanları bilmem gerek.
Bu 3 öğeye ayırıp ingilizceyi sorunları teker teker çözdüğümüzde ingilizcemizde ilerliyor.
1- Kelimeleri ezberlemek. (40 günlük kelime çalışması)
Evet ilk 40 günümüzü sadece kelime ezberlemeye ayıracağız. Günde 30 kelime 40 günde hedef ise 1000 kelime yapar. Verim olarak bunun %80'ini anımsamamız başlarda işimizi görecektir.
Peki her gün 30 kelimeyi nasıl ezberleriz.Çok çocukça bir yöntemle. 30 adet yaklaşık 8 cm uzunlugunda 3 santim genişliğinde küçük kağıt parçaları hazırlayın. Her kağıdın üst kısmına ingilizce bir kelime. bir kaç santim altına okunuşunu , bir kaç santim altına fiil ise kelimenin yanına parantez içinde (v) yazıp geçmiş zamanlı halini bir kaç santim altına türkçe anlamını , eğer fiil değil ise geçmiş zamanlı halini atlayarak yazın. Sonra her bir kağıdı katlayarak , okunuşu , geçmiş zamanlı hali ve türkçesi görünmeyecek sadece en üstte ingilizce kelime kalacak sekilde kücük bir boyuta getirin. Bu 30 kelimeyi cebinize ya da hazırladıgınız bir keseye koyun(bir kese de yedek hazırlayın). her saat başı keseden ya da cebimizden tek tek çekelim.Kelimeye bakalım.Okunuşunu söyleyip sonra türkçesini tahmin edin.Ettikten sonra kelimeyi kagıdı açarak kontrol edin.Eğer doğru tahmin ettiyseniz kelimeyi diğer keseye katlayarak eski halinde, etmediyseniz aldığınız keseye ya da cebe aynı sekilde katlayarak geri koyun.30 kelimeyi doğru bilene kadar , kelimenin oldugu cep ya da kese boşalana kadar her saat bunu yapın. 30 kelime bilinmeden saatlik antremanı sonlandırmayın. Bu sekilde günde 12 kez her saat başı bu anteramanı yaparak tamamlayın. Ertesi gün için başka 30 kelime belirleyin.
6gün boyunca 30 kelime 180 kelime yapar.7. gün bu 180 kelimeyi atıp bir keseye yakınınızda bulundurun. her saat rasgele 30 kelime seçip diğer keseye atın.
Her saat başı 30 kelime tekrarı günde 12 kez.Ezberlemenizi sağlayacak.
2-Öğe dizilişlerini bilmek (40 gün boyunca ezberlediğimiz kelimelere yenilerini ekleyerek cümle kuracağız)
Türkçede cümle dizilişi Özne, tümleçler , yüklem. şeklindedir.İngilizce de ise bu Özne , yüklem , tümleçler şeklindedir.
Örnekle Ben okula gidiyorum. cümlesinde özne ben, tümleç okula , yüklem gidiyorum.
İngilizce de ise bu I'm (özne) going to (yüklem) school(tümleç). şeklinde sıralanır. Bunu kesinlikle unutmuyoruz. Bu bilgi tek başına onlarca saat dersten kıymetlidir. Çünkü ezberlediğimiz fiilleri(yüklem olur genelde) nerede, isimleri ve ya şahısları (özne olur genelde) nerede , geri kalanını nerede kullanacağımızı bilince kelimeleri sadece doğru sırada söylemek kalıyor geriye.
Bu 40 günlük bölümü 5er günlere ayırarak ezberlediğimiz kelimeleri seçerek cümleler kuracağız. Her cümlede (v) damgalı bir kelime olacak şekilde bu cümleleri de her saat başı 20 cümle kuracak şekilde yazmaya başlıyoruz. bu kez günde 10 kez yapıyoruz bu işlemi. günde 200 cümle kuruyoruz bu şekilde. 5 günde 1000 cümle. sonra başa dönüp kelime ezberimizi tekrar arttırmak için 1. yola giriyoruz 5 gün boyunca. 150 kelime takviyesi daha yaparak her 10 günde 1000 cümle kurmuş ve 150 yeni kelime ezberlemiş olup ikinci evreyi toplamda 1600 kelime ezberi ve 4000 cümle ile tamamlıyoruz.
3. Şimdi bu kadar kelime ve cümle antremanından sonra grammer(dilbilgisi) öğrenmek artık çok daha kolay. Herhangi internet kaynağı da olabilir eski bir kitapta. Burda gönül isterdi ki tüm gramer bilgilerini uzun uzuna yazayım:Zamanları anlatayım.Ancak bu ciddi bir zaman ve efor gerektirir benim adıma.Burada sizin özveriniz gerekecek. 40 günü 5'erli evrelere ayırın. İlk 5 gün zamanlardan birkaçını notlar ve örnekler yazarak kavrayacaksınız kolayca. Sonraki 5 günde ise türkçe altyazılı ingilizce seslendirmeli bir dizi izleyeceksiniz. İlk olarak tavsiyem yavaş konuşulan "The Walking Dead" dizisi. üçüncü 5 günde gene başka bir gramer konusunu çalışıyoruz.Dördüncü 5 günde ise bu sefer skype üzerinden bir kaç yabancı ile diyalog kuruyoruz.Bunun için http://www.speaking24.com/ sitesini kullanıyoruz.Bu site yıllardır ingilizce konuşmak için arkadaş bulduğumuz bir site.Burdan eklediğimiz kişilerle pratik yapıyoruz.Beşinci 5 günde ise yine bir kaç gramer konusu seçiyoruz.Altıncı 5 günde Yine dizi.Bu kez Lie to Me dizisi bir tık daha hızlı ve anlaşılır bir dizi olacak. Yedinci 5 günde gene gramer.Sekizinci 5 günde ise tekrar skype üzerinden diyalog.
Bu 3 adımda 120 gün sonunda kendinizi ifade edebilecek ve karşınızdakini anlayabileceksiniz.Tek yapmanız gereken bir antibiyotik edasıyla zamanlara riayet etmek. Disiplinden çıkmamak.
Bu metotta insan bünyesini baside indirgeme söz konusudur. Pavlovun köpeklere zamana riayet ederek verdiği eğitim (köpek örneği sizi gücendirmesin olay bünyeyi şartlandırmadır) örneğinde olduğu gibi , saatlere , eşit sürelere bünyenizi adapte ettiğinizde zihniniz çok daha rahat şekilde , o dakikada kendini öğrenmeye adapte etmiş olacak.
3. evrede kelime ezberinizin daha kolay geliştiğini dizi izlerken yeni kelimeler öğrenerek , başkalarıyla yeni kelimeler öğrenerek artık kelime ezberini cok daha kolaylaştığını da göreceksiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)