22 Nisan 2015 Çarşamba

Tarihe Geçmeyen Kahraman

  Birçok kahraman tarihte yerini alır.Yaptıkları icraatlar, karşılaştıkları zorluklar onları kahraman yapar. Bir kahraman daha var. Tarihe geçmemiş.Yaptıkları,karşılaştıkları tarihe mal olmuş birçok kişiyi geride bırakır. Kimse bilmez hikayesini 5-10 kişi dışında.Bana düşen o kahramanı not düşmektir bir yerlere.

 Artvinli bir ailenin 4 çocuğundan biridir.Geleneksel bir ailenin içinde büyüyen güzel,akıllı ,çalışkan bir kız çocuğu.Ailesi göç eder Aydın'a. 1960 ların ortalarında yabancı topraklarda büyüyen ailesinin çalışkan bireylerinden biridir oda. Gelenekle büyüyen ailenin içinde bir abi,bir abla bir küçük kardeşin arasında göze batan sadece güzelliğidir. Okul çağı gelir.Geçte olsa okula kaydedilir.Artvinde köy yerinde okulda anca okuma-yazma öğrenebilinir 4. sınıfa kadar.Orta okula başlatılan bu kız heyecanla gider okuluna.Her sabah uzun saçlarını iki yanından örer,siyah önlüğünü giyer ve mutluluk içerisinde derslerine girer.İlk ders günü hocası tahtaya kaldırır. Üçgen çizmesini ister.Bilemez üçgenin ne olduğunu.Kıpkırmızı kalır suratı.Utanır yerine döner. Abisinden yardım ister.Abisi de bilmez. Çok ister bilmeyi,öğrenmeyi. Ancak kısa süre sonra abisinin "kız çocuğunun ne işi var okulda" sözü ile umutları da alınır elinden. Dikiş kursuna gönderirler. Köyünden her gün Kuyucak ilçesine dikiş kursuna gitmeye başlar.Aklında üçgenler vardır. Cebinde parasız gide gele geçer zaman.Bir gün kumaş almasını isterler kurstan.İnatçı ve gelenekçi ailesi vermez 20 kuruş parayı kızlarına.Üzülür dualar eder.Bir daha utanmak istemez insanların önünde.Yerde 25 kuruş bulur o gün. Kimsenin ulaşamadığı Allah ona dokunur belki de ilk kez o gün.

Yıllar geçer,dikiş kursu biter,tarlada çapalar bekler O'nu. Kardeşleri ile hergün çapaya giderler.Toprağı eker,Aydın sıcağında kavrulurlar günden güne.Ailesi ilerlemiştir köyde.Babası inşaatlar yapar bir çok insanında karnını doyurur hale gelir.Artvinden ümitle birçok aile göç eder Aydın'a. Koçari Mehmet'in yanına.Artvinden bir çocuk daha gelir.Ailesiz.Okuması için göndermişlerdir onu Koçari Mehmetin yanına. Çocuk hem okur hem aileye işlerde yardım eder.Zamanla evin küçük kızına da sevdalanır. Duygularını belli eder ve şüphe çeker. Mehmet Efendi bunu farkeder ve yanına çağırır."Kızıma karşı bir niyetin varsa yürü git Artvine aileni al gel,ya da gelme. " der.Çocuk söz verin kıza.Ailemi alıp gelicem seni isteyeceğim der.Gelenekten ve baskıdan başka birşey görmemiş bu dünya güzeli kız ilk defa sevgiyi,ilgiyi görür bir gencin gözlerinde.Gördüğü erkeklerin gözlerine bakamaz kolay kolay.Baksa bile içlerinde sevgi yoktur o zamanlarda.Çocuk gider,kız bekler.Günler geçer,haftalar geçer gelen olmaz.Haber de seste gelmez.İnanır O "gelecek isteyecek" der ablasına.Aylar geçer, bir haber gelir.Ailesi istememiştir bu evliliği.İlk defa sevgiyi gören kızımız, sevgilinin ihanetini de ,aşkın acısını da yaşar içten içe.Zehir olur ona orada hayat.Birde erkek kardeşleri ve ablası evlenir ardı ardına.Kendinden 5 yaş küçük erkek kardeşini bile evlendirmişler,eve küçük kızları gelin getirmişlerdir. Kızımız kalabalık ailenin içinde sevgiye yetim bir şekilde yaşamaya mahkum kalmıştır. Ablası hastalanır,kızlarına bakamaz hale gelir.O ablasının yerine yeğenlerine bakar,tarlaya gider ve hergün evin en baş hizmetçisi olur.Güzelliği ve ailesinin namı nedeniyle birçok talibi olur kısa sürede.Kimseleri istemez.Birkere içinde aşkın acısını yaşamış ve inancına darbeyi yemiştir.

Bir adam gelir sonra.Başka köyden.Güzelliğine bir minibüste gördüğü anda hayran kalır.Araya insanlar sokar.Giderler istemeye.Allah'ın emri Peygamberin kabri ile diye dile gelir. Babası ne kadar gelenekçi biride olsa kızımızın ,kızına sorar.İstemem der kızı.Damat adayı üzülür ama yılmaz.Bir ay sonra bir daha dener şansını.Yine olmaz.İki ay sonra bir daha.Yine olmaz.Bu şekilde yedi kez ister kızı.Çok sevmiştir. Sekizinci kez gelişinden önce ablası konuşur Onunla."Bak kızım unutmadın biliyorum.Ama seni bu kadar isteyen birini de göz ardı etme bir kere bile karşına çıkmaya cesaret edemeyenler için kendini üzme" der.Etkilenir bu sözden ve bu kez babasına "Baba bu kez ben de istiyorum." der. Genç adam azmi sayesinde alır istediğini.

Düğünleri olur. Nikah gecesi dualar eder "Allah'ım ben çok çektim,evlatlarım çekmesin.Bana yalvarırım kız evlat verme.O benim acılarımı yaşamasın.".Bu duadan 9 ay  10 gün sonra bir erkek evladı olur.Onur koyar adını. Onurlu olsun gerisi gelir der. Kayınvalidesinin evinde 4 görümcenin ortasında çocuk büyütmeye çalışır. Genç kızların alışık olmadığı geleneğin içinde hırpalanır baya. Kendisini sekiz kere istemiş adam sigarasız,alkolsüz biri olarak tanıtmıştır kendini ancak evlenince bunun böyle olmadığını öğrenmesi uzun sürmez. Kayınbaba evinde dayaklar yer. Doğru düzgün işi de yoktur eşinin.Güzel kalpli kayınvalidesi vardır şansına.Ona kızı gibi bakan. Ama ataerkil toplumda pek sözü olmayan. Bebeği vardır kucağında altı aylık.Öğrenir ki beklenmedik bir bebek daha vardır yolda.İş yok,ekmek yok..Bir çocuğa daha bakacak bir güç yok. Onu sefalet içinde büyütmeyi göze alamaz.Aldırmak ister.İğneler vurdurur,ilaçlar alır.Çocuk düşmez bir türlü.Kayınbiraderinin kızı "Yapma abla der,çocuk yaşamak istiyor." Durur orada.Son iğneyi vurdurmaz karnına. Dönerler eve.Beklerler çaresizce. İkinci duyan baba sevinmek yerine bir tokat daha atar karısına. Kadın yine üzülür.Sarılır elindeki Onur'a,karnındaki bahtsızlığa.

Bir şubat sabahı haber gelir.Eşine Köy Hizmetlerinden iş çıkmıştır.Sigortalı.Maaşlı.Devlet çalışanı.Baba koşar haberi alınca.Gerekli imzaları atar döner koşa koşa eve.O sürede evde bir bebek daha dünyaya gelmiştir.Aynı gün,bir bebeği ve garanti bir aşları olmuştur.Şükreder haline.Hisseder ona dokunan eli,daha önce hissettiği gibi.Şehre göçerler mecbur. İş oradadır.Ev tutarlar.Yıllar sonra 29 yaşında kendi evindedir. Kira da olsa,kocası ve çocukları ile huzur bulur bir parça.

Huzurlu zamanlar çabuk geçer. Kocası alkoliktir.Eve maaşın rakı masalarından artan kısmı gelir. Kimi zaman bir siyasi partinin kolluk gücü gibi sömürülen koca,eve yara bere içinde gelir.Huzur evi yine terkeder.Ama iki evladı vardır.Onları büyütmek,onlara gelecek vermek ister her güzel anne gibi.Ortaokulda okuldan alınmış biri olarak gider sorup soruşturur. Kooperatif leri duyar.Ev sahibi olabilmesinin mümkün olduğunu görür,hesaplar kendince.Eşini birgün güzel bir sofrayla karşılar ve kalbine dokunmayı başarır.Gider yazılırlar kooperatife.Her ay bir kira bir taksit oraya yatırırlar.Koca bir süre tedbirli davranır.Alkol masalarına ara verir. Ama bu süre de kısadır.Huylu huyundan vazgeçmez. İçkilere ,gezmelere akar para.Evde kahrolan,aç kalan bir anne her akşam üç beş sakladığı parayı,bozdurduğu altını pazarlar kapanmadan önce aldığı ucuz yollu gıdalarla doyurur çocuklarını....

Parasıda tükenir,huzuruda zamanla.Gider yiyeceği dayağı göz ala ala kocasından gizli çeker her ay maaşı.Aidatını ve kirasını yatırır,bir miktar çocuklarına ayırır ve verir gerisini kocasına.Kocası eldeki parayı kısa sürede bitirir evdeki kalan parayı ister.Çocukları iiçin parayı vermeyen Onurlu bir kadın her seferinde dayak yer,üzerinde oklavalar ,şişeler kırdırır.Her ay aynı şiddeti,aynı zulmü göze alır.Her ay yatırır aidatı bedelini sırtındaki yaralarda saklar.Borçları biter böyle böyle 5 yılda. Ev sahibi olmuşlardır artık. Bir çocuk daha getirirler dünyaya. O da erkektir.Duaları bir kez daha dokunur ona.

Yeni evinde kira yok aidat derdi yok iki oğlu okula bir bebeği kundağa bağlamış bir şekilde devam eder.Kocası bildiğini okur.Yine sonunu görür kadın.Yine gider bir kooperatif bulur yine kaydolur.Yine dayaklar yiye yiye bir 5 yıl daha geçirir.Nasıl bir şanstır ki maaş yattığı zamanlar hep eşi işte olur.Maaşı çeker borçları yatırır. Dayağını yer,çocuklarını büyütür.

Bir 7 temmuz gecesi,yatan maaşı eşi ondan önce çekmiştir.Borçlar gırtlakta,çocuklar okul masraflarında ,dolaplar boştadır. Her gece eşinin yolunu bekler camın önüne oturup.Pencerenin dibindeki koltugun kolluk kısmına oturarak bekler yolunu.Ümit eder,dua eder"Paranın hepsini yemez inşallah der" Daha iki hafta önce kollarında kırılan oklavanın iki uzun çizgi halinde bıraktığı izlerin olduğu yer sızlar. Eli kolunda ,canı yanık,içi paramparçadır.Telefon eder iş yerine,öğrenirki bir lokal de arkadaşlarıyla eğlenmekte.Arar orayı.Kocasını ister.Kocası sinirlenir telefonda küfürler eder.Bir lafı duyar ortanca oğlu gizli gizli dinlediği görüşmeden. "Paranın hepsini yemezsem şerefsizim.Ben kazanıyorum ben yerim sana mı hesap vericem kadın" .. Kapanır telefon.Kadın ağlaya ağlaya alır çocuklarını yatırır.Ortanca gizliden kalkar yatağından bir süre sonra.Annesini izler odanın berisinden.İçin için ağlayan annesi,bir eli kolunda sayıklanır.Bir evladın bir annenin göz yaşını unutması zordur.Beddua duyar ilk defa dualar eden annesinin ağzından."Allah'ım seni eve getirmesin inşallah" der kocası için. Çocuk üzülür.Her seferinde gördüğü dayak yiyen annesinin bu denli acı çekmesi oturur içine.Nefret eder babasından.Gider yatağına.Uyur zorda olsa.

Sabah olur kalkar bizim ortanca.Evde bir kalabalık.Tüm akrabalar orda.Bayram değil seyran değil der.Üst komşuda gelir.Alır 3 çocuğuda. Evlerinde ateri oynattırır.Çocuklar birşeyden habersizdir.
Öğlene doğru dayıları alır çocukları marmarise götürür.Ne anne görmüşlerdir ne baba bütün gün.Sorarlar noldu diye.Dayıları "annenle baban kavga etmişler biz barıştırdık.Biraz onları başbaşa bırakalım,sizlerede tatil yaptıralım diye düşündük" derler.Çocuklar bir şeyden habersiz inanırlar.
Aslında o gece babaları trafik kazası geçirmiştir.Alkollüyken araba kullanıp,yoldan çıkıp 4 tane tahta direği ortadan ikiye ayırıp yola fırlamıştır babaları o kazada. İlk müdahaleden sonra öldüğünü düşünüp morga kaldırılmıştır babaları.Sonra şans eseri yaşadığı hırıltı çıkarmasıyla anlaşılıp izmire sevk edilmiştir.27 gün komada yatmıştır.Çocuklar ise bir ay boyunca tatil yaparak ara ara annelerinin sesini duyarak geçirirler.Babalarının sesini duymak isteyen hiç birşeyden haberi olmayan 4 yaşındaki Aliştir sadece.Abileri izin vermez.Kızgındırlar babalarına.Bu kızgınlıkları kazadan haberleri olmamasını sağlamıştır tesadüfen.Sorgulamamalarınıda. Bir ay sonra, eve dönüş vakti gelmiştir.Eve gelmeden on beş dakika önce çocuklara gerçeği açıklar dayıları.Çocuklar şoka girmiştir. Birde hatırlatırlar.Babalarının hafızasının olmadığını.Eve gidince nefretleri söner ve koşarak babalarını görmek ister evlatlar.Babasına sımsıkı sarılan Aliş bir şoka da orada uğrar.Babası onları tanımaz."Kim bunlar,bana neden sarıldılar?Çocuklar anneniz babanız nerde?" Sorusu çok ağır gelir 3 erkek kardeşe.

Herkes gider aile kalır kendi içinde. Evde 2 öğrenci iki ufak erkek büyütür anne.40 yaşına yaklaşmış adamı bebek gibi tuvalete götürür hergün.Altını temizler.Hafızası olmayan 40 yaşında bir bebek.Onca dayağa,onca işkenceye rağmen kendi evladını büyütür gibi büyütür o adamı.

Aylar geçer,Baba hatırlar geçmişi yavaş yavaş.Gördüğü sevgi ve hatıralar arasında utanır kendinden,pişman ola ola döner hayata. Bırakır alkolü sürmez bir daha ağzına. El de kaldırmaz karısına.Kıyamaz onca kötülüğüne rağmen ona sevgiyle ,ilgiyle bakan,27 gün başucunda duran karısına.İşe döner 6-7 ay sonra.Paraları yoktur.Borçlar birikmiştir.Aidatlar,faturalar,masraflar.Komşular aş getirir,akrabalar destek çıkar bir müddet. Baba tekrar çalışır.Her ay maaşı olduğu gibi karısının eline bırakır.Karısı faturaları,borçları,çocukların masraflarını tek başına hesaplar her seferinde ve parayı o idare eder.Borçlarını yıllar içinde öderler.İki evleri olmuştur artık.Çocuklar büyümüş,biri üniversiteye gitmiş,biri sınavlara hazırlanmakta,ufaklıksa daha ilkokulda haylazlıklarla evdekileri neşelendirmektedir.

Birgün sabah vaktı acıkır.Çökelek koyar ekmeğin arasına.Yedikten sonra tansiyonu fırlar.Acile kaldırılır.Mr çektirirler.Bir gün sonra Mr raporunu ortanca oğlu alır.Annesine okur.Annesinin yüzüne karşı raporda geçen şu kelimeleri okur farketmeden.."Beynin sağ bölgesinde 13 mm çapında ve 15 mm çapında iki adet kitle bulunmaktadır." Çocuğun sesi kesilir.Annenin yüzü solar.Anne ve oğlu oracıkta beynindeki tümörden haberdar olur. Ölümden değil,evlatlarını annesiz bırakmaktan çok korkar o an.Diğer evlatlarına söylettirmez.Söz verdirir oğluna.Oğlu dayanamaz.Söyler herkese.Birşeyler yapmak ister. Götürürler İzmir'e. Ameliyat olacaktır.İyi huylu lafı ile rahatlarlar bir nebze. Yatırırlar annelerini ve eşini hastahaneye. Mucizeler kahramanların olağanıdır belkide.Babalarını ölümden kurtaran doktor,annelerinin ameliyatını da üstlenmiştir.

Ameliyat başlar.İki kitle de usta ellerde temizce alınır beyinden.Tam dikişler atılacak iken doktorun içinde bir huzursuzluk belirir.Açar diktiği iki dikişide.Birdaha inceler tümörlü bölgeyi.Bir kabartı dikkatini çeker.İnceledikten sonra baloncuk olduğunu farkeder.Bir operasyon daha başlar orada.Baloncukta alınır sağ salim bir şekilde atlatırlar ameliyatı...Doktorlardan biri mucize der o baloncuğun farkedilmesi olayını.Anne evlatlarına,evlatlar annelerine birkez daha bir elle bağlanır.

O sene ortanca çocuk Geometri olimpiyatlarında direkten döner. Bir üçgeni bile bilemediği için utanan kızın yıllar sonra evladı üçgenler hakkında kimsenin bilmediği şeyler keşfeder. Bir annenin onuru,bahtsızlıkları deler ve Evren'e iz bırakacak başarıları elde eder.

Büyük oğlu mühendis olur.Ortanca oğlu hava harp okuluna gider. Bir bahtsızlıkta orada bırakmaz peşlerini.Vatan sevgisi,Onur gibi duyguları aşıladığı evladı onursuzların elinde hırpalanmaktadır.Gider bir başına istanbullara.Dikilir komutanların karşısına."Benim evlatlarım zekidir,ahlaklıdır ve vatanını sever.Siz evladımdan ne istiyorsunuz" der.Çabalar ama çocuğuda kendi de yenilir onursuzlara. Çıkar çocuğu hava harp okulundan.Çıkması ile birlikte pusuya geçen ne kadar çekemeyen eş dost akrabası varsa uğraşır onlarla.O kimseyi dinlemez sarılır oğluna.Oğluna manevi destek çıkar.Oğlu kazanır yine üniversiteyi.Gider o da mühendisliğe tekrar. Küçük oğlu da kayseriye gider bir süre sonra. Oda üniversiteye yerleşmiş ve anne ve babasını bir başına bırakmıştır.

Anne çocukları okurken destek olmuş,bir yandan üçüncü evi aldırmıştır kocasına.Yıllarca koca dayağı yiyen,kuaför nedir bilmeyen,bir ayakkabıyı 10 sene giyen,pazarlara akşam üstü çıkıp ucuza evine aş getiren,üç erkek evladını gururla yetiştiren,Bir iblisi insana çeviren,Arada pideciye çocuklarını götürüp onlara pide söylerken kendi masraf olmasın diye yemeyen,Dayaklar yiye yiye kurduğu üç evi: "Ben çektim evlatlarım çekmesin en azından,mutlu şekilde büyütsünler ailelerini diye 3 evladıma da 3 ev bırakırım arkamdan" diye saklayan, çocukları gurbette diye her akşam onlara dua eden bir kahraman var tarihe not düşülmesi gereken.


Bir kahraman var tarih kitaplarında ismi olmayacak.Bir kahraman var sadece nesilden nesile torundan toruna anlatılacak.Bir kahraman var Onurlu nesiller için dular eden.Bir kahraman var Bana evladım diyen. Bir kahraman var daha bir ay önce haberi yokken cami çıkışı izlediğim.Tanımadığı yaşlı bir teyzeyi koluna girip huzur evine kadar eşlik eden.Bir kahraman var ,sevdiğimiz kadınları,kızları önce nefretle karşılayan,tanıyınca bizden daha çok seven.Bir kahraman var Borsa da para yatırıp 3 yılda parasını 4 kat arttıran.Bir kahraman var evlatlarını hocalara değil,eğitime gönderen.Bir kahraman var haramdan, haksızlıktan sakınan,evlatlarına adil olmayı öğreten.Bir kahraman var Adaletsiz dünyanın adil olması için ömrünü veren......Bir kahraman var Adı Şükran,

20 Nisan 2015 Pazartesi

Sevebilir misin?

 Birini,bir canlıyı,bir emeği,bir geleneği,bir düşünceyi sevebilir misin? Sevgi sadece karşı cinse olan bir şey,ailenin içindeki bir zorunluluk değildir. Bunları bilip de sevdiğini söyleyebilir misin?


Birine seviyorum seni seviyorum demeden geçen zamanın miktarını unuttum. Her gün sevgilisine sarılan insanlardan daha fazla sevdim oysa.İşe giderken,yol kenarında , ağacın hemen altında pineklemiş kediyi, elinde bastonu inandığı değerlere yürüyen yaşlı dedeyi , her gün çocukları için sabah 5 akşam 9 çalışan ve eve yorgun argın dönen komşuyu, reyon aralarında dolaşan masumiyetin sembolü çocukları , birbirine yol veren şoförleri , el ele tutuşan çiftleri , akşam eve tedirgin dönen kadınları , yavrusunu özleyen arkadaşları , uzakta çocuklarını özleyen ebeveynleri , oğlunu okula götüren anneyi hiç tanımadan sevebilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Senle alakalı olmayan birini,bir varlığını amaçsız,çıkarsız sevebilir misin? Sen aşk nedir ,tutku nedir bilirsin. Peki adaletli olmak için tutuşan bir kalbin aşkının büyüklüğünü bilebilir misin?

Farklı düşünmek her insanın özelliği. Farklı hissetmek her insanın kabiliyeti. Peki sen senden farklı düşünen, farklı hisseden birini sevebilir misin? İnsanlara bu sevgiyi öğretebilir misin?

Seçemiyoruz doğarken, cinsiyetimizi , kim olacağımızı.Sen bu seçemediklerimizi severken seçtiklerimizi sevebilir misin? Sen sunni olmuşken aleviyi sevebilir misin?
Sen kadınlardan hoşlanan bir erkekken, geyleri sevebilir misin? Sen iman etmiş bir kadın iken, lezbiyen bir bireyi sevebilir misin? Sen akpli iken chpliyi sevebilir misin? sen fenerbahçeli iken galatasaraylıyı sevebilir misin? sen hiç tanımadığın insanları seçimlerini göre göre sevebilir misin?


Sevemezsin. çünkü o seçimlerin içinde sen yoksun.senin seçimlerin yok. Sen içinde sen olmayan sevgiyi besleyemezsin. Sen karşılığını görmeden sevmek nedir bilmezsin.Çıkarlar için seven sen,sevmek nedir bilemezsin. Senin için başkasının hisleri değil önemli olan,kendi hislerin. Hislerini beslemeyenleri sevemezsin. Doğada duran bir ağacı sevemezsin, meyvesini yemedikçe, gölgesinde demlenmedikçe. Ve sen o ağaçları kesersin. Senin ruhuna dokunacak nesnelere çevirirsin. Sen sana özel sevgisi olmayanları sevemezsin. Kırarsın, zorla sevdirirsin.Yada ortadan kaldırır, yerine seni sevdiğini gösterecek birilerini koyarsın. Sen kabullenmezsin, o farklı düşünür, farklı hisseder.Sen kabullenemezsin.O hislerin,o düşüncelerin içinde kendini göremezsin. Adildir sana sunni isen alevileri yok etmek, adildir sana kadınlardan hoşlanan biriyken eşcinselleri mahkum etmek,normaldir sana başka renkleri sevenleri düşman bellemek,normaldir sana sadece elini tutabilen birini sevmek.

Adalet nedir bilir misin? Bilsen inan çok seversin.