16 Ekim 2022 Pazar

DİRENÇ - FETİHLER

   Saat sabah'ın 10'u. Kenan , İsmet , Veli , İlke toplantı odasında İrem'i bekliyorlar. Yönetim Kurulu toplantısını her gün saat 10 da yapma kararı almışlardı. İsmet İrem'in geç kalmasından dolayı huzursuzdu. Zamana riayet etmenin disiplin adına vazgeçilmez bir kural olması gerektiğini düşünüyordu. Ancak düşüncelerini aktarmamak için de kendini zor tutuyordu. Keza odadaki diğer insanlar sivil kaynaklı ve askeri disiplinden uzak insanlardı. Onların motivasyonunu düşürmemek için huzursuzluğunu diğer arkadaşları gibi oturmayıp ayakta sabırsız şekilde odanın bir ucundan bir ucuna elleri cebinde yürüyerek yansıtıyordu. O sırada kapının dışından topuklu ayakkabılarla merdiveni hızlı hızlı çıkan bir ayak sesi belirdi. Ardından kapı hızlıca açıldı. İrem elinde bir dosya yüzünden kocaman bir gülümsemeyle girdi içeri. 

"Beyler ve İlke bu elimdeki dosya 3 imza içeriyor. Artık 60 milyon taraftarımız olduğunu beyan eden 3 imza"

Veli ayağı kalktı birden "Ne diyorsun ne 60 milyonu? Daha 3 milyon üyeye anca ulaştık."

"Bugün itibari ile İstanbul'un 3 büyük klubü artık İ-bul sponsoru ve üyesi." 

İlke birden irkildi. Eğer İrem gidip 3 büyük klüple firma adına pazarlama faaliyetine girdiyse bu onun görevini yerine getirdiği anlamına geliyordu. O zaman İlke ne işe yarıyordu. Pazarlama adına ona güvenmişti arkadaşları. Kendisi de bir çok üst düzey firmayla anlaşmak üzereydi. O anlaşmalar ile toplantı odasında takdir eden bakışları toplaması gereken İlkeydi. Ancak şimdi tüm bakışlar İrem'e dönecekti. Bu içsel bir kıskançlıktı. Gözleriyle arkadaşlarının İrem'e bakışlarını izliyordu ama korktuğu takdir bakışı bir tek Veli'de vardı. Kenan'da ise pis bir sırıtma hakimdi. İsmet dudaklarını sıkmış konuşmadan "Vay be" der gibiydi. 

"Artık 3 büyük klüp stadlarında bize yer ayıracak. Hem reklam panosu hem de koltuk. Koltuklar sadece i-coin ile alınabilecek. "

İlke kıskançlığın bu büyük haberden sonra birden ruhundan uzaklaştığını hissetti. Bu çok büyük başarıydı. 

"İlke biliyorum pazarlama senin departmanın ama bunu Kenan pazarlama projesi olarak görmedi. Bizzat kendi fikriydi. Bi hukuk insanı olarak benden rica etti. Yapılabilir hale getirdik projeyi ve klup başkanları ile tek tek görüştük. Ne şanslıyız ki Klup başkanları da içlerinde en az bizim kadar iyilik barındıran insanlarmış. Bu hareketimizde camia olarak yer almayı direk kabul ettiler."

Gözler Kenan'a döndü. Herkesten habersiz , sessiz iç dünyasında yine bir çok düşünüyor ve uyguluyordu. İlke herkesin hayran bakışlarının kendisinde olmasını isterken bir anda o bakışları Kenan'a çevirdi. Hayranlık duyuyordu O'na. 

Veli ise daha düşünceliydi. Bir sonraki adımı merak etti. 

"Kenan peki şimdi napıyoruz ? Kulüpleri arkamıza almak çok büyük bir başarı ancak bunu nasıl ilerleteceğiz?"

"Veli öncelik olarak kulüplerin koltuklar için belirlediği bedeli iyilik yaparak kazanmış üyeleri bulalım. Alışveriş kısmında tuttuğu takımın koltuk fiyatını başa çıkaracak kodlamaları yazman gerek , İlke ilk bileti alan üyeyi tespit edip onla iletişime geçmen gerek. Maça gittiği anda kameralaları televizyonları ikna edip o anın reklamını iyi yapman gerek. Şuanda 3 milyon üye içinde ortalama bir bileti alabilecek üye sayımız 100 civarı. İsmet çerezleri ayarlayan ekibin bir hafta içinde bilet alımını sağlaması için gerekirse vardiyalı çalışması gerekebilir.Ayrıca sistem açıklarından faydalanıp bileti iyilik yapmadan alan biri de olabilir. Bu firmanın başlamadan sonu olur. O yüzden bunu engellemek operasyon ekibinin görevi. Tüm alternatifleri çalışarak böyle bir şeyin olmasını engelleyin. İlk bilet alındıktan sonra algılar çok değişecek. Kulüpler iyilik taraftarlarını en iyi koltuklarda ağırlamış ve ödüllendirmiş olacak. Oraya çıkan taraftar ise ne kadar iyi bir birey olduğunu eşine dostuna çevresine ve ülkesine göstermiş olacak. İlke'nin de önümüzdeki günlerde getireceği anlaşmalarla inşaat firmaları yeni sitelerinde evleri i-coin ile iyi insanlara satacak. Firmalar ürünlerini i-coinle satmak için yarışacak."

Kenan önlerindeki süreci anlatırken tüm arkadaşları o anları yaşamaya başladı. Onlar düşünürken Kenan ben çıkıyorum. Bugün ayın 15'i. Haftaya bambaşka bir toplantımız olacak. 

Kenan çıkarken İrem İlke ve Veli'ye "Bu her ayın 15'i olayı nedir?" diye sordu. 

"Her ayın 15'i geldiğinde Kenan kendisiyle başbaşa bir akşam geçirir. İçine kapanır. Düşünür. Annesi dışında kimsenin telefonunu dahi açmaz. Kişisel bir geleneğidir. Hep yapar. Nedenini de asla anlatmaz." 

İsmet birden irkildi. "Lan bu Kenan her ay bir kere askerde ardarda iki nöbeti başkasının yerine tutardı. Hiç dikkat etmedim ama kontrol etsem o da mutlaka ayın 15'ine denk gelmiştir. "

Evet Kenan askerde de her ayın '15inde iki nöbet birden tutarak bütün akşam yalnız kalır ve kendi kendine düşünmek için zaman yaratırdı. 


Akşam saat 9. Kenan elinde bir şişe bira ile tek başına avcılar sahilinde oturuyor ve düşünüyordu. 10 sene önce aynı gün burada otururken üzüntülüydü. Bir annenin evlatları üşümesin diye saç kurutma makinesiyle çocuklarını ısıtmaya çalışıp ardından intihar ettiği haberini aldığı bir gündü. 1 yıl önce de çocuklarına pantolon alamadığı için bir adam için üzülüyordu. Buraya her geldiğinde biri için üzülürdü. Burda üzgün oturmaya alışan Kenan şimdi umutluydu. Başkalarının yalnız kalıp , çaresiz kalıp kendi canına kıymadığı bir ülke yaratmaya çalışıyordu. İyiliği bulaştırmaya , çaresiz kalan insanın eksiği , ihtiyacını bir telefon ile bulabilmesine olanak sağlayacak bir sistem kurmuştu. Yavaştan çalışmaya da başlıyordu. Bu umutla dalgaların deniz kıyısındaki taşlara vuruşunu izlerken telefonu çaldı. Annesi arıyordu. 

"Oğlum. Napıyorsun. Yine tek başına taşların üstünde mi oturuyorsun?"

"Evet Annem. dalgaları izliyor düşünüyorum. "

"Ne zaman kendini düşüneceksin oğlum? Hep başkalarını düşündün ama. Kendini ne zaman düşüneceksin? Ne zaman evleneceksin? Ne zaman biraz da kendi geleceğin için endişeleneceksin?"

"Beni böyle büyüten sendin annem. Televizyon başında başkalarının acısına ağlayan sendin. Dışarda üşümüş evsiz çocuk görünce ceketini ona bırakıp, eve gelip çorba kaynatıp benimle ona gönderen sendin annem. Ben hala o mutsuz çocuğun bir çorbayla gözlerinin gülmesini hatırlıyorum. O bakışlarla mutlu olmayı bana bulaştıran sendin annem."

"Beni üzüyorsun oğlum. Tamam iyi kalplisin. Bitanesin. Maneviyatın var. Ama biraz da kendine bak ya. Biraz da evlenmeyi yuva kurmayı düşün. Ben seni düşünmekten üzülüyorum. Ne zaman komşularla konuşsam 'Kenan nasıl? Evlenmiyor mu?' diye soruyorlar. Sahi kimse de mi yok yoksa bizden mi saklıyorsun?"


"Yok annem. Ben senden ne saklasam sen anlarsın. Senden saklama konusunda hiç başarılı olamadım. Ama yok. Sevdiğim, sevildiğimi hissettiğim , hissettiren kimse yok be anne. "

"Nasıl olacak oğlum. Sen sürekli çalışan kendine vakit ayırmayan saçını bile taramayan , giyimine dikkat etmeyen elindekini sağa sola dağıtan birisin. Kızlar nasıl sevsin seni? Kızlar kendine bakan , onlara zaman ve para ayıran erkekleri sever. Kendine biraz çeki düzen ver. "

"Anne kızların nasıl erkekleri sevdiği umrumda değil. Beni seven bu halimi seven varsa o umrumda."

"İyi oğlum iyi sen böyle dik kafayla devam et. Bizi de torun sevemeden yaşlandır. Herkese iyilik yap ama annene kötülük" 

"Bel altı vurma annem. Seni seviyorum. Üzülecek gerekçe arama kendine. Sevin biraz. Oğlun hayallerini gerçekleştiriyor. Senin gibi insanların çoğalmasını sağlıyor. Bunla gurur duy biraz. Ve keyfini çıkar. Seviyorum seni hadi ben biraz kendimi dinlemeye devam ediyorum. Çok öpüyorum. "

"İyi iyi dinle bakalım , seni dinleyen bir kadın bulmak varken anca kendi dinle soğuk taşlar üstünde. Hadi görüşürüz oğlum."

Telefon kapanırken Kenan'ın yüzünde gülümseme vardı. Her şey dilediği gibiydi aslında. Evlilik dışında. Aklına bir fikir geldi. Evleneceği kadını bulma konusunda... 

Telefonla Veli'yi aradı. 

-Veli kusura bakma bu saatte rahatsız ediyorum. Müsait miydin?
-Evet Kenan. Hayırdır sen bu gece kimseyle konuşmazdın?Noldu.
-Hayır hayır. 1 saat sonra ofiste olucam gelebilir misin? Diğerlerini de çağırcam. 

-Tamam tamam. Çıkıyorum. 
Veli telefonu kapattığında konunun çok önemli olduğunu biliyordu. Kenan çok önemli bir şey bulmuştu kesin. Yoksa neden arasın ki. Hemen üzerini değişip İlke'yi aradı. 

-İlke 1 saat sonra ofisteyiz. Kenan çağırdı. Gelebilecek misin?

+Bu saatte mi saat gecenin 10'u . 

-Kenan aradı diyorum. Ayın 15'inde Kenan aradı. Geliyor musun?

+Tamam geliyorum. Beni alır mısın yol üzerindeyim. Arkadaşlarla oturuyoruz. 

-Tamam. 



Veli , İsmet , İlke ve İrem toplantı odasında bekliyordu. Kenan da geldi. Herkes sabırsızdı. Kenan'a nasıl soracaklarını bilemediler. İsmet lafa girdi.

- Evet Kenan reis. Nedir bu saatte bizi burda toplatan düşünce. 

-Biliyorum çok bencilce. Bu akşam kendi başıma düşünürken aklıma geldi. İnsanlara iyilik bulduruyoruz. İş bulduruyoruz. İşçi bulduruyoruz. İhtiyaçlarını bulduruyoruz. Peki neden İlişki buldurmayalım. 

Veli garipsedi. Kafasını geriye çekerek onay vermeyen bir bakışla 

-Kenan ilişki uygulamaları bir dünya var biliyorsun. Bunun bizim platformla bağlamak güvenirliği de karakteri de düşürmez mi?

-Haklısın. Direk bir bağlama böyle olur. Peki Ben iyi bir insanla tanışmak istiyorsam. Sadece ilişki değil. Arkadaş olmak istiyorsam. Tanımak istiyorsam. 

İrem'in aklında belirmeye başladı. 

-Tabi ki sen kullanıcıların profillerine bakıp nasıl biri ne kadar iyilik yaptığını görebiliyorsan seçebilirsin de. 

-Aynen öyle. Bundan sonra kullanıcıların topladığı toplam "i-coin"leri profillerinde göstereceğiz. İnsanların bu coinleri nasıl kazandıklarını da. Örnek Veli. Sen özel bir doktorsun. Maddi durumu olmayan 2 vatandaşın ameliyatını gerçekleştirdin. Ben profilinde senin coini tıkladığımda yaptığın tüm iyilikleri görebileceğim. İlke sen liselilere özel ders verdin. bunu göreceğim. Sonra arama kısmında bunları filtreleyeceğim. Hem iyi hem ortak yönüm olan insanları bulabileceğim. Onlarla iletişime geçebileceğim. 

İsmet Kenan'ı dinlerken sürekli kafasını sallayarak hayalinde onaylıyordu. 

-O zaman bunu detaylandıralım. Beyler bayanlar. Bayadır ortak proje geliştirmiyorduk. Bu gece bunu detaylandırıyoruz. 

İsmet odada bulunan yazı tahtasına yöneldi. Ve kocaman bir başlık attı. İLİŞKİ-BUL.

Saatlerce tartıştıktan sonra Veli ilkeye dönüp "

İlke bunu öyle bir pazarla ki insanlar iyi ilişkiler için uygulamamıza üye olsun. İyi birine denk gelmek için sürekli iyilik yapma ihtiyacı hissetsin."

İlke gülerek "O iş bende." dedikten sonra koşarak odayı terketti. 

---------------------------------------------------------------------------
6 ay olmuştu. İ-BUL 30 milyon üyeye ulaşmıştı. Artık sadece insanların profilleri değil şirketlerin profillerinde coin karşılığı değerleri yer alıyordu. İyilikle ödüllendirilen firmaların coin değerlerine paralel borsadaki değerleri de yükseliyordu. İnsanlar firmaların ne kadar güvenilir olduğunu burdan anlıyor ve yatırımlarını da ona göre yapıyordu. Artık ülkede büyük oyuncu olmak isteyen firmalar İ-Bul üyesi olmak zorundaydılar. Ve tüm marketing projelerini İyilikle bağdaşan bir şekilde yapmak zorundaydılar. Öğrenciler ücretsiz yemekler yiyor, Fakir mahallelerde firmalar ücretsiz hizmetler sunuyor, ilaç firmaları hastalara ücretsiz ilaçlar dağıtıyor ve karşılığında edindikleri güvenle satışlarını da ciddi oranda arttırıyorlardı. Bu beş kişinin oluşturduğu Kivii firması ise ülkenin en yüksek değerli firması olmuştu. En zenginlerin bile satın alamadığı, alamayacağı. Bu bir Fetih'ti. 5 Kişinin koca bir ülkeyi fethetmesiydi. 

-----------------------------------------------------------------------------

İsmet ıslık çala çala toplantı odasına gidiyordu. Merdivenlerden güle oynaya çıkıyordu. Yönetim katına geldiğinde asansör açıldı. Veli ile İlke asansörden çıkarken İsmet ile karşılaştı. İlke 

"Günaydın İsmet. Nasılsın?"

"Bomba gibiyim İlkecim sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim teşekkür ederim. Bu sıralar o sert yüz ifadelerin yok. Çok neşelisin. Hep böyle kal." 

"Teşekkür ederim. Veli sen nasılsın? Bugün toplantıda senden haberler gelecek diye bekliyorum. "

"Evet İsmet. Bugünden itibaren bambaşka haberler , oyuncular girecek toplantımıza. Buyrun. Başlayalım"

diyerek toplantı odasının kapısını açtı Veli. İsmet önden girerken Veli İlke'nin kulağına sessizce :

"Ne ara İlkecim oldun sen?" dedi. 

İlke sırıttı. Kıskanılmak hoşuna gitmişti. Herkes koltuğuna oturduktan sonra Veli konuşmaya başladı. 

"Beyler. Yarın bir görüşmemiz olacak burada. Bu görüşmeyi bizzat organize ettim. Gelecek kişi Cumhurbaşkanımız."

Herkesin ağzı ardına kadar açılmıştı. 

İrem kekelemeye başladı. "Ne , ne ? Cumhurbaşkanı? Bizim Cumhurbaşkanı?"

Veli gülerek " Evet bizimkisi. Beyefendi ülke için ne kadar iyi bir yer edindiğimizin farkında. Bizlerle burada görüşmek istiyor. Konunun detaylarını kendisi aktaracak. Yarın en güzel en motive halinizle gelin. "

İrem zıplaya zıplaya seviniyordu. Projenin şimdiye kadarki en büyük başarısı kapıdaydı biliyordu. 
"Reis geliyor. Reis geliyor. İyiliğe geliyor. Kivi'ye geliyor. "

İsmet biraz gergindi. Eski bir asker olarak Cumhurbaşkanı ile görüşmenin garip bir tedirginliği vardı üzerinde. 

Veli İsmet'e dönerek " Hayırdır canın sıkıldı. Reisi sevmiyor musun? Ondan mı hoşuna gitmedi?

İsmet derin bir nefes alarak açıklamaya başladı :

"Harp okuluna girerken bir yemin ettik. Kanunlara - amirlerime itaat edeceğime ,İcabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda canımızı vereceğimize. O amirlerin en üstüdür bizim için. Ve ben o yemini , askerliği terkederek özel sektöre girmiş biriyim. Bana baksa bile içimden komutanına yakalanmış hata yapmış bir asker çıkacak biliyorum. Bu huzursuzluğum ondan." 

Kenan İsmet'in aurasından rahatsız olmuştu. 

"İsmet sen yeminini en güzel şekilde yerine getiriyorsun rahat ol. Ülkeyi korumak sadece sınırları korumak , terörist öldürmek değil. Sen fakirlikten , çaresizlikten , kimsesizlikten , işsizlikten ülkenin insanlarını koruyorsun. Bunun gururu olsun Reis'e bakarken gözlerinde. "

İsmet rahatlamıştı. Ve hazırdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder