7 Ekim 2018 Pazar

Günaydın

Bekleme günün ayası yok.
Güneşin seni ısıtası yok.
Yürürsün aynı yollarda
Baktığın yüzlerin hayası yok.

Ararsın heyecan bakarsın etrafa
Sanki farklısı çıkacak karşına
Döndürecek seni çocukça masala
Hayaller kırılıp vuracak karaya

Bir hayat vermişler al yaşa
Vicdan denen şey boş tasa
Boşalttın içini doldurdun taşla
Uydun kalabalığa bulduğuna yavşa.

Direnirsen fakir, söylersen hakir 
Görürler evlat,ruhun bakir
Bozacaklar seni çaresi tektir.
Temizse üstün herkes kirdir.


25 Eylül 2018 Salı

120 günde İngilizce

 Bu portalda ilk deneyimim olacak.Liselilere ingilizce dersi verirken, kendime ingilizceyi kazandırırken kullandığım 120 günlük programı detaylı bir şekilde aktaracağım. Maksadım mümkün oldukça fazla kişiye ulaşmak. İngilizcenin gözde büyütülmeden öğrenilmesini sağlamak.

İlk olarak biraz olayın psikolojisine inelim. Geometride bir sorunu çözerken benzeterek ve soruyu basitleştirerek çözerdim hep. İngilizcede de aynı şekilde yaklaştım olaya. İngilizce bilmek ne demek? İngilizce bilmek, düşüncelerimizi hislerimizi ingilizce kelimelerle doğru cümleler kurarak dile getirebilmektir. Dile geleni anlamaktır.Bunun için ilk olarak ingilizce kelimeyi bilmeye daha sonra da cümle yapısını ve dil bilgisine hakim olmaya ihtiyacımız var.

Okullarda anlatılırken , kurslarda da aynı şekilde bilmeyen insanlara sanki biliyormuşcasına ingilizce bir kitaptan anlatılırdı genelde.Böyle öğrenemediğimi anladığımda şunu fark ettim.

1- Kelimeleri ezberlemem anlamlarını bilmem gerek.
2- öğe dizilişlerini bilmem gerek
3- zamanları bilmem gerek.

Bu 3 öğeye ayırıp ingilizceyi sorunları teker teker çözdüğümüzde ingilizcemizde ilerliyor.

1- Kelimeleri ezberlemek. (40 günlük kelime çalışması)
Evet ilk 40 günümüzü sadece kelime ezberlemeye ayıracağız. Günde 30 kelime 40 günde hedef ise 1000 kelime yapar. Verim olarak bunun %80'ini anımsamamız başlarda işimizi görecektir.
Peki her gün 30 kelimeyi nasıl ezberleriz.Çok çocukça bir yöntemle. 30 adet yaklaşık 8 cm uzunlugunda 3 santim genişliğinde küçük kağıt parçaları hazırlayın. Her kağıdın üst kısmına ingilizce bir kelime. bir kaç santim altına okunuşunu , bir kaç santim altına fiil ise kelimenin yanına parantez içinde (v) yazıp geçmiş zamanlı halini bir kaç santim altına türkçe anlamını , eğer fiil değil ise geçmiş zamanlı halini atlayarak yazın. Sonra her bir kağıdı katlayarak , okunuşu , geçmiş zamanlı hali ve türkçesi görünmeyecek sadece en üstte ingilizce kelime kalacak sekilde kücük bir boyuta getirin. Bu 30 kelimeyi cebinize ya da hazırladıgınız bir keseye koyun(bir kese de yedek hazırlayın). her saat başı keseden ya da cebimizden tek tek çekelim.Kelimeye bakalım.Okunuşunu söyleyip sonra türkçesini tahmin edin.Ettikten sonra kelimeyi kagıdı açarak kontrol edin.Eğer doğru tahmin ettiyseniz kelimeyi diğer keseye katlayarak eski halinde, etmediyseniz aldığınız keseye ya da cebe aynı sekilde katlayarak geri koyun.30 kelimeyi doğru bilene kadar , kelimenin oldugu cep ya da kese boşalana kadar her saat bunu yapın. 30 kelime bilinmeden saatlik antremanı sonlandırmayın. Bu sekilde günde 12 kez her saat başı bu anteramanı yaparak tamamlayın. Ertesi gün için başka 30 kelime belirleyin.
6gün boyunca 30 kelime 180 kelime yapar.7. gün bu 180 kelimeyi atıp bir keseye yakınınızda bulundurun. her saat rasgele 30 kelime seçip diğer keseye atın.
Her saat başı 30 kelime tekrarı günde 12 kez.Ezberlemenizi sağlayacak.

2-Öğe dizilişlerini bilmek (40 gün boyunca ezberlediğimiz kelimelere yenilerini ekleyerek cümle kuracağız)

Türkçede cümle dizilişi Özne, tümleçler , yüklem. şeklindedir.İngilizce de ise bu Özne , yüklem , tümleçler şeklindedir.
Örnekle Ben okula gidiyorum. cümlesinde özne ben, tümleç okula , yüklem gidiyorum.
İngilizce de ise bu I'm (özne) going to (yüklem) school(tümleç). şeklinde sıralanır. Bunu kesinlikle unutmuyoruz. Bu bilgi tek başına onlarca saat dersten kıymetlidir. Çünkü ezberlediğimiz fiilleri(yüklem olur genelde) nerede, isimleri ve ya şahısları (özne olur genelde) nerede , geri kalanını nerede kullanacağımızı bilince kelimeleri sadece doğru sırada söylemek kalıyor geriye.

Bu 40 günlük bölümü 5er günlere ayırarak ezberlediğimiz kelimeleri seçerek cümleler kuracağız. Her cümlede (v) damgalı bir kelime olacak şekilde bu cümleleri de her saat başı 20 cümle kuracak şekilde yazmaya başlıyoruz. bu kez günde 10 kez yapıyoruz bu işlemi. günde 200 cümle kuruyoruz bu şekilde. 5 günde 1000 cümle. sonra başa dönüp kelime ezberimizi tekrar arttırmak için 1. yola giriyoruz 5 gün boyunca. 150 kelime takviyesi daha yaparak her 10 günde 1000 cümle kurmuş ve 150 yeni kelime ezberlemiş olup ikinci evreyi toplamda 1600 kelime ezberi ve 4000 cümle ile tamamlıyoruz.

3. Şimdi bu kadar kelime ve cümle antremanından sonra grammer(dilbilgisi) öğrenmek artık çok daha kolay. Herhangi internet kaynağı da olabilir eski bir kitapta. Burda gönül isterdi ki tüm gramer bilgilerini uzun uzuna yazayım:Zamanları anlatayım.Ancak bu ciddi bir zaman ve efor gerektirir benim adıma.Burada sizin özveriniz gerekecek. 40 günü 5'erli evrelere ayırın. İlk 5 gün zamanlardan birkaçını notlar ve örnekler yazarak kavrayacaksınız kolayca. Sonraki 5 günde ise türkçe altyazılı ingilizce seslendirmeli bir dizi izleyeceksiniz. İlk olarak tavsiyem yavaş konuşulan "The Walking Dead" dizisi. üçüncü 5 günde gene başka bir gramer konusunu çalışıyoruz.Dördüncü 5 günde ise bu sefer skype üzerinden bir kaç yabancı ile diyalog kuruyoruz.Bunun için http://www.speaking24.com/ sitesini kullanıyoruz.Bu site yıllardır ingilizce konuşmak için arkadaş bulduğumuz bir site.Burdan eklediğimiz kişilerle pratik yapıyoruz.Beşinci 5 günde ise yine bir kaç gramer konusu seçiyoruz.Altıncı 5 günde Yine dizi.Bu kez Lie to Me dizisi bir tık daha hızlı ve anlaşılır bir dizi olacak. Yedinci 5 günde gene gramer.Sekizinci 5 günde ise tekrar skype üzerinden diyalog.


Bu 3 adımda 120 gün sonunda kendinizi ifade edebilecek ve karşınızdakini anlayabileceksiniz.Tek yapmanız gereken bir antibiyotik edasıyla zamanlara riayet etmek. Disiplinden çıkmamak.

Bu metotta insan bünyesini baside indirgeme söz konusudur. Pavlovun köpeklere zamana riayet ederek verdiği eğitim (köpek örneği sizi gücendirmesin olay bünyeyi şartlandırmadır) örneğinde olduğu gibi , saatlere , eşit sürelere bünyenizi adapte ettiğinizde zihniniz çok daha rahat şekilde , o dakikada kendini öğrenmeye adapte etmiş olacak.

3. evrede kelime ezberinizin daha kolay geliştiğini dizi izlerken yeni kelimeler öğrenerek , başkalarıyla yeni kelimeler öğrenerek artık kelime ezberini cok daha kolaylaştığını da göreceksiniz.


19 Aralık 2016 Pazartesi

Kendi Kendine Konuşmak

 On bir yıl oldu. Bu lanet şehre geleli. Dokuzuncu yılı yalnızlığın ve haksızlığın. Başlamadan belirteyim. Herkesin kendi doğruları var. Duruyorlar içerisinde. Benim doğrularım içinde bi ben duramıyorum. Bunun farkındalığıyla başlıyorum geceye.İsyanım hep aynı yerden. Nasıl olmasın? Kabullenemiyorum.

 Nasıl başladı? Soruyorum kendime. İftiralar altında ezilmiş , hapislere atılmış , üniforması çalınmış bir gençtim dokuz yıl önce. Kimseye inandıramıyordum.Bu haksızlığı. İnsanların gözü önünde oluyordu bazı şeyler. İnsanların bu sessizliği yakıyordu ilk başta canını. Bunca zulüme nasıl sessiz kalabiliyordular diye. Atıldıktan sonra ise en sevdiklerinin sözleri, bakışları ve biten sevgilerinden çok en sevdiklerinin sana inanmaması acıtmaya başlıyordu canımı. Hayatta olmaman için onca sebep, onca beddua. Uydurma bahaneler bulmuşum kendime yıllarca. Sırf yaşamak için. Olmayacak şeylere inandırmışım kendimi , olmayacak kişilere güvenip sevmişim. Hayatıma giren insanları hep boşalan yerlere koymuşum.Görüyorum durduğum yerden bakınca.Bu duygusal mantık dışı tavırlarıma. Sevmek ve güvenmeye adamışım sanki kendimi. Adil olma duygusundan hiç uzaklaşmadan yaşamaya çalışmam da takdire şayan. Herkes bu kadar adaletsizken kaçınılmaz oluyor hüsran. İhanet gibi geliyordu başlarda. İnsanların bu tavırları. Oysa geç de olsa anlıyorum alakası olmadığını. Ben oyunu oynayamayan bir yabancı. İnsanlar ise yeteri kadar profesyonel bir oyunun sanatçısı. Bunları neye dayanarak söylüyorum. Yazıyorum.

Samimiyetten konuşurken biriyle, dökerken içimi beş dakika sonra samimiyetsiz biri olduğu gerçeğini öğreniyorum. Evet bi yarım saat olmuştur bunu öğreneli. Sonra başka birinin kendi ahlaksızlığının benzerini yaptığını söylediği başka birine ahlakçılık tasladığını görüyorum. Sonra yine bi başka erkeğin bir kadına ahlak üzerinden tehditlerini. İlgi açı , etik dışı ilişkilere meraklı kadınların kendini duyarlı hassas bir kadın olarak aktarımlarını. İhtiyacı olduğunda yanında olduğun , fedakarlık yaptığın insanların ; senin ihtiyacın olduğunda sadece yukarıdan baktıklarını. Başkasına kaşar diyen bir adamın , nişanlıyken başka birine yavşamasını. Kendi ideolojisini başka kulplarda alttan alttan propaganda eden sinsi kan insanlarını. Bunları sadece son iki günde yakınımda gördüm. Nasıl sığdırırım buraya on yılı.

Ama artık anlamanın bir yolu var sanki görüyorum. O sahtelikler sıkılıyorsa yansıttığında sahteliği. Uzaklaş oğlum oradan.Daha bitmedi onların sana anlatacakları yalan hikayeleri...

 Doluyorsun böyle böyle. Bi yerden sonra anlatamıyorsun kimseye. Nasıl anlatacaksın? Kendini en sevdiklerine bile anlatamayan sen, sana böyle yaban bir dünyadaki insanlara nasıl anlatacaksın. Karşındakinin ne olduğunu bilmeden. Susuyorsun. Yalnızlık başlıyor. Kendi kendine konuşuyorsun. Yetmiyor. Unutmamak için yazmak istiyorsun. İşte ben böyle böyle yazıyorum, bazı bazı.

Vay be dedim bu gece. Dile kolay. Dokuz yıl. Kendi içinde. Kendi kendine konuşarak.Her seferinde kendime bir bahane bularak.Ölmemek için. Sanki her şey düzelecek. Ve ben şimdi ölürsem en büyük haksızlığı kendime yapacağım diyerek.Sessiz sessiz ağlayarak.Her gün aklına bir kere ölümü getirerek. Vazgeçerek. Vay be diyorum.

Aklıma geliyor. Hapiste ilk yazdığım akrostiş şiirin bir dizesi. "Yanlışlarla bir olmaktansa doğrularla yalnız oldum." Yine oldum. Yine oldum. Olmaz bu sefer dedim. Yine oldum. Bir kadının sahteliğinde , bir arkadaşın sinsiliğinde , bir akrabanın hasetinde , bir ailenin bensizliğinde. Yine oldum. Bir köşede. Kendi kendime konuşarak. "Yarın hangi bahane , hangi avuntuyla kendimi kandırarak devam edeceğim?" diye düşünerek.

Ben biraz susuyorum. Umarım nasip olmaz bir daha aynı sebeple yazmak...

13 Aralık 2016 Salı

Düş

 Üşüyorum elimde sigara, bakıyorum aya.
 Soruyorum , sende üşüyorsun değil mi lan?
 Bilirim.Yalnızlar üşür.

 Düşüyorum elimde umutlar, bakıyorum arkama
 Soruyorum , duracak mı bu zaman?
 Bilirim. Düşerken izler seni,akreple yelkovan.

Yazıyorum elimde kalem, kanıyor hikayem.
 Soruyorum, duracak mı bu zaman?
 Bilmem. Bu ne çaresiz düştür.

19 Kasım 2016 Cumartesi

Şarkısız Klip

 Bu sabah hayal gücümün anılarımla harmanlandığı , çıkarımların ve efkarın beni gerdiği bir aralıkta aklımda beliren , muhtemel bir klibin senaryosunu detaylar kaybolmadan yazma hissi oluştu bende.

 Bir kaç çocuk mahalle arasında top oynuyor. Hava açık. Güneş parlak. Bulutlar bembeyaz. Top yola doğru gidiyor. Çocuklardan biri topun peşinden gidiyor topu almak için.Bir araba fren yapıyor çocuğa çarpmamak için. (Bu sahneyi aracın arkasından görüyoruz.) Çocuk sol taraftan geliyor. Araç yoluna girdikten sonra sağ taraftan 25 yaşında takım elbiseli bir delikanlı olarak çıkıyor. Birden kendi de şaşırıyor. Üzerindekilere ellerini kollarını açarak garipseye garipseye bakıyor. Elini ensesine götürdüğünde takımın arkasında bir etiket olduğunu eliyle fark ediyor.

Yürümeye başlıyor.Kalabalık içinde. Gördüğü herkes takım elbiseli. Ve hepsinin arkasında etiketi duruyor. Yakınından geçen birinin etiketine bakıyor. Üzerinde "Fiyat : Sağcı" yazıyor. Başkasına bakıyor "Fiyat :  Eş cinsel " , başkası "Fiyat : Dinci", "Fiyat : Ateist" "Fiyat : Liberal" diye diye devam ediyor insanların sırtından sarkan etiketlerdeki yazılar.

Kalabalık içinde herkesin üzerinde bir etiket. Yürüyorlar. Sistemi sembolize eden bir görüntü. Bir mağaza görüyor. Camında " Kadına şiddette %40 indirim" var yazıyor. Mağaza kapısında polisler var. Cansız mankenler gerçek kadın ve vitrinde. Müşterilerin etiketlerinde "Fiyat : Cani Erkek"  Kadınların üzerilerinde morluklar. Başka bir mağaza da " Çocuk ölümlerinde % 20 indirim " kapıda yine polis. Müşterilerin sırtında "fiyat : terörist" ...

Bu şekilde yürürken esas oğlan. Bir kız görüyor. Kız da etiketi  eliyle kapatmış.Bulutlara bakıyor. Kızın yanından bir sürü takım elbiseli insan geçiyor ama O bulutlara baka baka yürüyor. Çocuk bakıyor bulutlara. Bulutlar aynı bulutlar. Çocukluğundaki gibi. Kızın yanına gidiyor hızlanarak. Kız etiketini tam gösterecek. Çocuk hayır diyor. Kendi etiketini de saklıyor. Yürüyorlar kalabalık içinden. Ağaçlıklar var caddenin dışında. Oraya yöneliyorlar. Hiç bir takım elbiselinin gitmediği o ağaçlık alana gidiyorlar.

Ağaçlık alana girdiklerinde kamera uzak mesafede. Bir ağacın arkasından geçerken tam ceketlerini çıkarıyorlar. Ağacın diğer tarafından kadraja girdiklerinde iki çocuk oluyorlar. El ele tutuşuyorlar. Yeşilliğe oturuyorlar yan yana. Erkek çocuk bir papatya koparıp kıza veriyor. Kız da çocuğun yanağından öpüyor. Klip bitiyor.

Basit kısa bir hikaye. Ama detayında bin tane gönderme gizledik bir şekilde. Bu da benim hayalim. Bunun klibini hayallerimde çektim. Belki bir gün gerçekten çekerim.

23 Ağustos 2016 Salı

Yanlış

Yanlış çağın tatsız yolcularıyız.Bize kalmadı sevmeler. Neyi , kimi sevsen üzerinde bir etiket. Ya fiyatı yazar ya sınıfı.
Ya bedel ödersin ya ayrı düşersin. En mantıklısı babam bu kaosu uzaktan izlersen çok iyi edersin.
Eksik sofraların kinle ya da hikayelerle ayrık düşürülen gençleriyiz bugün.Yarın düşürecek yaşlıları. Silmişim her babanın başkasının oğluna ölsün dediği zamanı,dünyayı.

Bahset

Özlenmez insanlar.. Sevsek bile,şehirler farklı olsa bile.
bir kadeh mesafesindedir hep, bir duman gölgesinde.
Duymasalar da dinlerler.Sen yeter ki bahset.
Böyle böyle kavuşuruz,böyle böyle diner hasret.