Çocuktuk,en dibine kadar yaşadık çocukluğu.Mahallede onlarca arkadaşımız olurdu. Yalın ayak çimlere basar,gece geç saatlere kadar evin önünde top oynar,sanki akşam namazı kılacakmış gibi ezan sesiyle evlere dağılır,tekrar çıkar yine oyunlar oynar,komşulara misafirliğe gidilir, ebeveynler bir arada bırakılır,komşu çocuklarıyla odalara çekilir,oyunlar geyikler geç saatlere kadar döner,mahallenin köpekleri olur,onları mahallece besler,onlarla oynanılır,sokak sokak köpeklerle topluca gezilir,mahalle maçları yapılır,her milletin milli oyunu sandığımız çeşitli futbol türleri oynanır(alman kale,japon kale) ,mahalle kavgaları yapılır,bi güzel dayak yer sonra ağız birliği yapıp kaza süsü verilir,şimdilerde ağır abi olanlar o zamanlar kızlarla seksek oynar,yakan top oynanır,havalar ısınınca bi kaç komşu pikniğe gidilir,ağaçlara iplerle file süsü verilip voleybol oynanır,paylaşmaktan çekinmez,ne giydiğine bakılmaz,her arkadaşa bi lakap takılır,ailen seni başka komşunun çocuklarıyla kıyaslar ancak ne o çocuk seninle nede sen o çocukla bisikletten başka yarışa girmezsin,aşık olursun mahalledeki tüm arkadaşların bilir.Bir tek aşık olduğun kişi bilmez yıllarca saklarsın,senin için sosyal ortam mahallede kurulan sünnet yada düğünlerdir senin için aksiyon jackie chan filmleri izlemek,tren yoluna taş yada para koymak,Aydınspor maçlarına kaçak girmektir.
Aradan 20 yıl geçer,çocuklar görürsün,hiç biri senin zamanında yaşadıklarından zevk almaz,aynı senin babanın gençliğinde yaşadıklarını özlemle anlattığında sıkıldığın gibi,onlarda sıkılır. Aslında özlenen yaptıkları değildir insanın,o çocuktur özlenen.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder