İnsan daha önce hiç sahip olmadığı bir şeyin eksikliğini hissetmez , özlemez. Çünkü farkında olmaz. Yıllardır farkında olduğum , hasret duyduğum hisler vardı. Sizin de vardır. Aileme özlem duydum. Eksikliğini hissettim. Yıllarca. Kavuşunca çok eksik kalmışım anladım. Yıllarca ait olmadığım evlerde , yataklarda uyandım. Yıllarca kirasını ödediğim evlerde , parayla aldığım yataklarda misafir evindeymişim gibi uyandım. Uyanıp kardeşimi gördüğüm bir sabah ait olduğum yere döndüğümü anladım.
Yıllarca bir çok işte çalıştım. Kendimi geliştirmek için ya da geçimimi sağlamak içindi hep. Çalıştığım yerlerin bir parçası oldum belki ama onlar hiç benim bir parçam olamadı. İki yıllık hava harp okulu serüveni boyunca edindiğimiz aidiyet hissini bir türlü o firmalarda yaşayamadım. O yüzden de belki çok çabuk yorulup sıkıldım o işlerde. Bir gözüm saatte. Mesai bitse de gitsem iç güdüsüyle.
Hava harp okulunda çok önemliydi aidiyet. O sınırlar içinde harcadığınız tüm enerji , zaman ulvi bir amaç içindi. Biliyorsunuz bunu. Dayanıklılığınız her geçen gün artıyor. Harcadığınız enerji her geçen gün daha fazla. Yerden kalkacak haliniz yok. Bir komutan çıkıp diyor ki " Bittim dediğin yerde bir o kadar daha varsın" İnanıyorsun. Limitinin bir bu kadar daha olduğuna. Tükenmiş kollarına can geliyor. Kalkıyorsun. Bu da limitini arttırıyor. Her gün bir önceki günden daha dayanıklı , daha bilgili , daha gelişmiş olmak. Ait olduğun bu yerde olabildiğince en iyi olmak. Her sabah yeni kazanımlar için uyanıp gururla güneşe bakmak. Başarabildiklerinle burdayım demek. Buydu bize öğretilen kadar hissettirilen aidiyet.
Geçen sene ailem için geldiğim Manisa'da tecrübemin olamadığı zor bir sektöre ait olan plastik enjeksiyon firmasında işe girdim. Kardeşim benden önce aynı pozisyonda 3 ay kadar çalıştı. Öyle ki çocuk neye uğradığını şaşırıp hemen iş değiştirdi. Boşalan yer için beni önerdi. Kabul edildim geldim. Ailemle birlikte olabilmek için fiziken çok yıpratıcı bir işe girdim. Bilmediğim plastik enjeksiyon sektöründe işi öğrenmek ve pes etmemekle geçen bir yıl geçirdim.
Bir yılın dolmasına az bir süre kala pandemi başladı. Benzer firmalar , esnek çalışma ödeneğinden , ücretsiz izinlerden yararlanıp çalışanlarını istemsizce zora sokarken , çalışanı olduğum firma çok ilginç bir girişimde bulundu. Siperlik üretmeye başladı. Öyle bir girişimdi ki bu. Çalışanı olduğum için ilk defa bir firmayla gurur duyuyordum. Hazırlıksız yakalan sağlık sektörünün imdadına yetişiyorduk kendi bölgemizde. Çevre hastanelere hibe edilen siperlikler nedeniyle teşekkür yayınlarını görüyordum. Bir kaç ay geçmeden sağlık bakanlığı resmi sitesinde bir yıllık firmamızın logosu vardı. Üzerinde pandemi süresince desteğini esirgemeyen DEĞERLERİMİZ yazıyordu.
O an. Yıllar süren bir özlem daha bitti. Gururla ülkeme hizmet edebilen bir yapının parçası olmak. Bu yapıya ait olmak. Suyun altında nefessiz kalıp, suyun üstüne çıkınca derin derin nefes alır gibiydim. Yıllarca tuttuğum aidiyet nefesini ciğerlerime çeker oldum. Yirmilik harbiyeli ruhum geri döndü bedenime. Ağrıdan bacağımı yere basamıyordum yeri geldiğinde ama yine de yürüyordum dişimi sıka sıka. Yorgunluktan bitkin düşüyor bir an duruyordum. İç sesim " Bir bu kadar daha varsın. " diyordu. Devam ediyordum. İnsanlar aldığım parayı sorgulayarak bu kadar kendimi yıpratmamı eleştiriyordu. Benim içinse para artık çok sonraki meseleydi. İki yüz kişinin mücadelesinin sorumluluğu vardı üzerimde. Kendimi bu şekilde motive ediyordum. Bunu da kimseler anlasın , takdir etsin kaygısı taşımadım hiç.
Evet iki yüz kişi. İki yüz hane. Birlikte. Emek verip. Gururlu bir aile olup helal kazanımlarla evlerine ekmek götürüyordu.
Artan işsizlik , bozuk ekonomi , kaygılı fakirleşen bir toplum ve intihar eden yurdum insanları. Bu ülkenin insanlarını koruyabilmek sadece sınırları koruyabilmek değilmiş onu anladım. Bu ülkenin insanlarını koruyabilmek onları bu fakirlikten , bu çaresizlikten de koruyabilmekmiş. Hükümetin, yönetimlerin insanına sahip çıkmakta aciz kaldığı bu dönemde ait olduğum bu firma bugün dört yüzün üzerinde insana istihdam sağladı. Dört yüz hane bu gururlu ailenin bir parçası. Bugün dört yüz hane bu ruhla bu vizyonla binlerce hane olacak. Çoğaldıkça daha bir ait oluyorum. Çoğaldıkça ruhum daha tatmin.
Belki de 7 Mayıs 2007 gecesi , 3. Filo koridorlarında Kurmay Albay Mehmet Eldem'in bana söylediği " Ben senin gözlerinde vatan sevgisini görüyorum. Sakın umudunu kaybetme. Dışarıda illaki vatana millete faydan olur " sözündeki öngörü buydu.
Ve O'nun da dediği gibi " Vatanını en çok seven , görevini en iyi yapandır. "
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder