Bir bayram günü. Tüm sülale dedemin gölgesinde, köyümüz Başaran'daki evde toplandık yine. Kuzenler akşamları oyunlar oynarken tüketmek için bir çok abur cubur almıştık. Bir kaç temel gıda alışverişi de yapıp dedemlere geçtik. Ablam dolaba eşyaları koydu.
Henüz bayram arifesi olduğu için gençler olarak Nazilli'ye dolaşmaya gidelim dedik. Evde nenemle dedem kalmış bir başına. Dedem akşam birlikte yiyeceğimiz yemekten önce acıkmış. Nenemden çorba yapmasını istemiş. Nenem mutfağa girip aldığımız ürünlerin arasından çorba seçmiş kendince. Başlamış pişirmeye.Servis etmiş bir güzel dedeme. Dedem ilk kaşığı attıktan sonra beğenmemiş. Azarlamış nenemi. Nenem de tadına bakınca bir poşetin yetmediğine kanaat getirmiş. Götürmüş çorbayı geri. Dolaptan başka bir poşet daha çıkarmış. Onu da içine katıp tekrar bir süre kaynatmış.
Akşam üzeri kuzenlerle birlikte eve dönünce dedemin nenemi azarlamasına tanık olduk. Birbirlerine "Hacı" diye seslenen bu çiftin arasındaki diyalog şu şekilde ilerliyordu.
-Yahu eyyce yaşlandun sen Hacı. Bi çorbayı dahi yapamaz mı insan?
-Napam hacu aynı yaptım hep yaptım gibi ne bilem ben daha.
-Yahuu bırak Hacı sen iyice işe yaramaz oldun daha bir çorba yapamıyon.
-Eyy eyy ben yapamıyom. Bunca yıl yaptım bu akşam gocaldum(yaşlandım).
Girdik araya bu hararetli tartışmada. Dedem sitemle nenemin yaptığı çorbayı eleştiriyordu bize. Nenemse hazır çorbaydı. Aldım döktüm neyini yapamıcam diye bize serzenişte bulundu. Aklımıza çorbanın bozuk olma ihtimali gelince heyecanlandık. Allah muhafaza yaşlı başlı aile büyüklerimizi zehirlemiş olmayalım sakın diye hemen çorbanın ambalajını aramaya koyulduk.
Neneme çorbanın poşetlerinin yerini sordum. Çöptedur daa dedi. Çöpe yöneldim.Çorba poşeti arıyorum ama yok. Allah allah diyorum nasıl burda olmaz. Harbi nenem alzahmier falan mı oldu Allah muhafaza?!. Sonra sabah markette kuzenimin akşam içeriz diye aldığı tang meyve suyu geldi gözümün önüne. Çöpte bir adet şeftali bir adet kayısı poşeti açılmış boş bir halde. Alıp gittim dışarıya bizimkilerin yanına.
Nene bunlar mıydı çorbalar?
Nenem gözlerini kısarak baktı ve hee bunlardı dedi. Herkes bir anda ağzını açarak şaşkınlık haline girdi. Ablam girdi lafa. Nene sen bunları mı yaptın çorba diye?
25 Haziran 2019 Salı
23 Nisan 2019 Salı
Reenkarnasyon 1
Aydın'da lise okuyordum henüz. Bize çizilen rota nedeniyle sadece derslerde anlatılan , sınavlarda çıkacak bilgilere hakim olmakla yetiniyordum. Yüküm ağır zannederdim. Lakin hafifmiş o zamanlar. Sonradan anladım.
Piknikteyiz komşularla. Adnan Menderes'in adı geçiyor sürekli. İsmi geçince birileri kızıyor , birileri övüyor. Lakin iki farklı görüşte olsa komşular birbirini hiç kırmıyor.Babam ülkücü mesela . Bıyıklarına bakmamız kafi anlamak için. Komşulardan biri Muşlu bir aile. Muşlu deriz onlara. En yakın aile dostlarımız. Kürtlermiş. Lise bitene kadar kürt olduklarını dahi bilmiyordum.
Hava harp okuluna geldim. Burda sürekli insanların kendini fiziksel olarak , bilgi olarak , donanım olarak , ruhen güçlendirmesi gerekiyor. Ve bulaşıcı. Şevkle kendimizi aşıyoruz. O zamanlar bilgiler de ağır geliyor .Mesela bir konferansta insansız hava aracı projesini tanıtan gençler bunların özgür olacağını dile getiriyor. Kullandığımız jetlerin ise bir tuşla kontrol edilebildiğini öğreniyoruz Amerika tarafından. Sonra Amerika'da F 22 raptor jet uçağının kavramsal tasarımını yapmış Türk Profesörün Ülkemize gelip artık bize çalışacağını öğreniyoruz. Karısı İngilizce dersimize giriyor. Bize söz veriyor profesörümüz. Siz diyor hür uçacaksınız. ASELSAN'da mühendislerle yazılım çalışıyorlar yıllardır. Siz uçarken sizden başkası hükmedemeyecek kokpite. Seviniyoruz. Şaşkınlık gidiyor. Derken bir yıl sonra. Aslensan mühendisleri intihar ediyor!
Bu sırada ben de okumaya başlıyorum. Adnan Menderes'i , Dersimi , Darbeleri araştırıyorum. Menderes'in , İsmet İnönü tarafından çıkarılmak istenen toprak yasasina kızıp CHP'den istifa ettiğini ogreniyorum. Ee diyorum bu yasa iyi ama. Meğer kendisi Ege'nin en büyük toprak ağası. İşte Atatürk'ün dediği kendi çıkarlarını milletin çıkarlarının üstünde tutan ilk siyasi. O sıra da dünyada Rusya komünizmi ile batı kapitalizmi çarpışıyor. Kominizmin içindeki din karşıtı bakış açısını gören Menderes , insanların inançları üzerinden , bakın İsmet İnönü dinsizi koministlerin allahsız politikalarını uyguluyor. Çünkü bu toprak yasasının daha serti Sovyet ülkesinde uygulanıyor. Yani aşiret falan yok. Toprağı belli hektar üzerinde olanlar , devlete fazlayı teslim edecek , devlet köylüye işletecek. Ne Dersim'deki gibi aşiretler çıkacak sağdan soldan , ne de halk adaletsiz bir paydaş olacak. Menderes komünizmle mücadele adına başlarda ABD ile yakınlaşıyor. Hatta öyle ki CIA tarafından topraklarimizda ilk kurulan dernek Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği. Zonguldak'ta kuruluyor. Anladık Menderes de buymuş. Biraz ilerd darbe. Darbe metninde ismi geçen subay Alparslan Türkeş. Ee bu babamın taptığı adam. Bu adam darbe metnini okuyan , darbeci subay. Darbe sonrası Erzurum'da da kurulan dernek. Ee onun kurucusu arasında da Fetullah Gülen ismi var . Anladık Gülen de CIA ile tanış .
1970 lere geliyoruz. Okuyoruz hala. Soğuk savaş durulmuş. İş daha çok algılara dökülmüş . Ecevit Erbakan hükümeti var. Son CHP iktidarı. Kıbrıs harekatı. Dünyanın koyduğu ambargo. Bir tek Kaddafi'nin Libyasi destek bize. Gemilerle erzak , mazot yolluyor. Ama yetmiyor. Meşhur kuyruklar bu sebep oluyor sanırım. Halk geriliyor. Kıbrıs'a rağmen Ecevit gözden düşüyor. Yetmiyor. 80 Ler geliyor. Algı bitmiş artık takım tutar gibi sağ (ABD kaynaklı darbede ismini duyduğumuz subay Alparslan'ın tayfa , babam dahil ) sol (Deniz Gezmiş gibi sembol isimlerin öne çıktığı Ruslar tarafından desteklenen , Lübnan'da gerilla egirimi gören tayfa )
87 de ben doğuyorum. Adımı babamın eve ölüsü gelecek diye korkan ailenin , bunun önüne geçtiğine inandığı için adıma darbeci generalin adını vermesi ironisi de var.
90'lar. Cemaat ülke içinde hızla büyüyor. İzmir'de fetvalarla başlayan akım maddi bir sirkülasyon da ediniyor. Sovyetler yıkılır yıkılmaz henüz eğitim sistemleri yokken , Gulen okulları kuruluyor. Himm şimdi gulen CIA ile çalışan biri. Demek ki bu ülkelerin eğitimini ele geçirerek gelecekte ABD lehine yetişmiş insanlar yetiştirecek. Bizde dershaneleri var .Bizde de cemaate yakın arkadaşları biliyorum. Hepsi fakir. Kendi başlarına mevki sahibi olmaları çok zor. Cemaat sayesinde barınma , eğitim , özel ders konularında ileri düzey ailelerin çocuklarına kafa tutuyorlar. Derecelik çocuklar da var. Orta halli de. Bir arkadaşım Türkiye'de ilk 1000 e girdi. Ama çocuğu abileri zorla polis kolejine gönderdi. Çok sinirlenmiştim. Meal okuma sakıncalı derdi lisedeyken. Ama eli mahkum. Belki cemaate girmese o dereceyi yapamazdı. O zaman bu ülkelerde de bu şekilde devlet görevlileri yetişecek. Türkiye'de sempati , CIA tarafından sempati , iki taraftan destek. Büyüyor okullar. Bakanlar çıkmış , siyasiler çıkmış mesala Kazakistan'da. Ya bu şeytanlar bildiğin dine de , millete de değil , sadece ve sadece ABD stratejilerine hizmet ediyor. Eyvah.
Lanet olsun bu yükü omzuma aldığım güne. İstihbarata karşı koyma toplantısında cemaat ile ilgili bu edindiğim bilgileri paylaşarak kendi kuyumu kazıyorum. Daha sızmamıştır buraya bunlar diyorum ama meğer adamlar 80 sonrası boşlukta başlamışlar ekmeye.
Bir hafta sonra kurban bayramı tatili. Evimdeyim. Evime körfez dershanesi hocaları geliyor. Hayırdır ? Tebrik ediyorlar. İyi de ben sizden mezun olmadım , uğurluyum ben. Olsun. Müslüman bir aile evladımıza destek olmaya geldik. Dualarımız seninle. Napıyorsun ? Okulda namaz kılabiliyor musun ? Hayır kılmıyorum. Bak şöyle kilacaksinız diyor. Dedim hoca bir dakka. Ben meal okudum. Öyle bir kılma yok. Gözle kıl diyor yatar pozisyonda. Kılacak olsam halim vaktim yerinde kılarım. Sizin cia ajanı hocaniz efendiniz bu kadar alçaldi mı ya ? Dini bile yalanla öğretiyor ? Ne için ? Annem ayıp oğlum dedi sessizce. Ama o da sevmiyor. Kendisi dindar kapalı bir kadın diye herhalde gaza geldiler. Bunlar bana günaha giriyorsun sevkat tokatı yiceksin diyorlar evden çıkarken. Ne boş adamlar diyorum. Anneme kızıyorum. Bunları sen mi çağırdın diye? Annem haberim yok tanımıyorum diyor. Şimdiye kadar yanaşmamışım. Seni neden riske atayım oğlum diyor.
Bundan bir hafta sonra ilk oda hapsi cezası alıyorum. İlk iftiraya maruz kalisim. Sonra da zaten okul hayatım bitiyor .
Piknikteyiz komşularla. Adnan Menderes'in adı geçiyor sürekli. İsmi geçince birileri kızıyor , birileri övüyor. Lakin iki farklı görüşte olsa komşular birbirini hiç kırmıyor.Babam ülkücü mesela . Bıyıklarına bakmamız kafi anlamak için. Komşulardan biri Muşlu bir aile. Muşlu deriz onlara. En yakın aile dostlarımız. Kürtlermiş. Lise bitene kadar kürt olduklarını dahi bilmiyordum.
Hava harp okuluna geldim. Burda sürekli insanların kendini fiziksel olarak , bilgi olarak , donanım olarak , ruhen güçlendirmesi gerekiyor. Ve bulaşıcı. Şevkle kendimizi aşıyoruz. O zamanlar bilgiler de ağır geliyor .Mesela bir konferansta insansız hava aracı projesini tanıtan gençler bunların özgür olacağını dile getiriyor. Kullandığımız jetlerin ise bir tuşla kontrol edilebildiğini öğreniyoruz Amerika tarafından. Sonra Amerika'da F 22 raptor jet uçağının kavramsal tasarımını yapmış Türk Profesörün Ülkemize gelip artık bize çalışacağını öğreniyoruz. Karısı İngilizce dersimize giriyor. Bize söz veriyor profesörümüz. Siz diyor hür uçacaksınız. ASELSAN'da mühendislerle yazılım çalışıyorlar yıllardır. Siz uçarken sizden başkası hükmedemeyecek kokpite. Seviniyoruz. Şaşkınlık gidiyor. Derken bir yıl sonra. Aslensan mühendisleri intihar ediyor!
Bu sırada ben de okumaya başlıyorum. Adnan Menderes'i , Dersimi , Darbeleri araştırıyorum. Menderes'in , İsmet İnönü tarafından çıkarılmak istenen toprak yasasina kızıp CHP'den istifa ettiğini ogreniyorum. Ee diyorum bu yasa iyi ama. Meğer kendisi Ege'nin en büyük toprak ağası. İşte Atatürk'ün dediği kendi çıkarlarını milletin çıkarlarının üstünde tutan ilk siyasi. O sıra da dünyada Rusya komünizmi ile batı kapitalizmi çarpışıyor. Kominizmin içindeki din karşıtı bakış açısını gören Menderes , insanların inançları üzerinden , bakın İsmet İnönü dinsizi koministlerin allahsız politikalarını uyguluyor. Çünkü bu toprak yasasının daha serti Sovyet ülkesinde uygulanıyor. Yani aşiret falan yok. Toprağı belli hektar üzerinde olanlar , devlete fazlayı teslim edecek , devlet köylüye işletecek. Ne Dersim'deki gibi aşiretler çıkacak sağdan soldan , ne de halk adaletsiz bir paydaş olacak. Menderes komünizmle mücadele adına başlarda ABD ile yakınlaşıyor. Hatta öyle ki CIA tarafından topraklarimizda ilk kurulan dernek Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği. Zonguldak'ta kuruluyor. Anladık Menderes de buymuş. Biraz ilerd darbe. Darbe metninde ismi geçen subay Alparslan Türkeş. Ee bu babamın taptığı adam. Bu adam darbe metnini okuyan , darbeci subay. Darbe sonrası Erzurum'da da kurulan dernek. Ee onun kurucusu arasında da Fetullah Gülen ismi var . Anladık Gülen de CIA ile tanış .
1970 lere geliyoruz. Okuyoruz hala. Soğuk savaş durulmuş. İş daha çok algılara dökülmüş . Ecevit Erbakan hükümeti var. Son CHP iktidarı. Kıbrıs harekatı. Dünyanın koyduğu ambargo. Bir tek Kaddafi'nin Libyasi destek bize. Gemilerle erzak , mazot yolluyor. Ama yetmiyor. Meşhur kuyruklar bu sebep oluyor sanırım. Halk geriliyor. Kıbrıs'a rağmen Ecevit gözden düşüyor. Yetmiyor. 80 Ler geliyor. Algı bitmiş artık takım tutar gibi sağ (ABD kaynaklı darbede ismini duyduğumuz subay Alparslan'ın tayfa , babam dahil ) sol (Deniz Gezmiş gibi sembol isimlerin öne çıktığı Ruslar tarafından desteklenen , Lübnan'da gerilla egirimi gören tayfa )
87 de ben doğuyorum. Adımı babamın eve ölüsü gelecek diye korkan ailenin , bunun önüne geçtiğine inandığı için adıma darbeci generalin adını vermesi ironisi de var.
90'lar. Cemaat ülke içinde hızla büyüyor. İzmir'de fetvalarla başlayan akım maddi bir sirkülasyon da ediniyor. Sovyetler yıkılır yıkılmaz henüz eğitim sistemleri yokken , Gulen okulları kuruluyor. Himm şimdi gulen CIA ile çalışan biri. Demek ki bu ülkelerin eğitimini ele geçirerek gelecekte ABD lehine yetişmiş insanlar yetiştirecek. Bizde dershaneleri var .Bizde de cemaate yakın arkadaşları biliyorum. Hepsi fakir. Kendi başlarına mevki sahibi olmaları çok zor. Cemaat sayesinde barınma , eğitim , özel ders konularında ileri düzey ailelerin çocuklarına kafa tutuyorlar. Derecelik çocuklar da var. Orta halli de. Bir arkadaşım Türkiye'de ilk 1000 e girdi. Ama çocuğu abileri zorla polis kolejine gönderdi. Çok sinirlenmiştim. Meal okuma sakıncalı derdi lisedeyken. Ama eli mahkum. Belki cemaate girmese o dereceyi yapamazdı. O zaman bu ülkelerde de bu şekilde devlet görevlileri yetişecek. Türkiye'de sempati , CIA tarafından sempati , iki taraftan destek. Büyüyor okullar. Bakanlar çıkmış , siyasiler çıkmış mesala Kazakistan'da. Ya bu şeytanlar bildiğin dine de , millete de değil , sadece ve sadece ABD stratejilerine hizmet ediyor. Eyvah.
Lanet olsun bu yükü omzuma aldığım güne. İstihbarata karşı koyma toplantısında cemaat ile ilgili bu edindiğim bilgileri paylaşarak kendi kuyumu kazıyorum. Daha sızmamıştır buraya bunlar diyorum ama meğer adamlar 80 sonrası boşlukta başlamışlar ekmeye.
Bir hafta sonra kurban bayramı tatili. Evimdeyim. Evime körfez dershanesi hocaları geliyor. Hayırdır ? Tebrik ediyorlar. İyi de ben sizden mezun olmadım , uğurluyum ben. Olsun. Müslüman bir aile evladımıza destek olmaya geldik. Dualarımız seninle. Napıyorsun ? Okulda namaz kılabiliyor musun ? Hayır kılmıyorum. Bak şöyle kilacaksinız diyor. Dedim hoca bir dakka. Ben meal okudum. Öyle bir kılma yok. Gözle kıl diyor yatar pozisyonda. Kılacak olsam halim vaktim yerinde kılarım. Sizin cia ajanı hocaniz efendiniz bu kadar alçaldi mı ya ? Dini bile yalanla öğretiyor ? Ne için ? Annem ayıp oğlum dedi sessizce. Ama o da sevmiyor. Kendisi dindar kapalı bir kadın diye herhalde gaza geldiler. Bunlar bana günaha giriyorsun sevkat tokatı yiceksin diyorlar evden çıkarken. Ne boş adamlar diyorum. Anneme kızıyorum. Bunları sen mi çağırdın diye? Annem haberim yok tanımıyorum diyor. Şimdiye kadar yanaşmamışım. Seni neden riske atayım oğlum diyor.
Bundan bir hafta sonra ilk oda hapsi cezası alıyorum. İlk iftiraya maruz kalisim. Sonra da zaten okul hayatım bitiyor .
7 Mart 2019 Perşembe
Kahve Falı Hakkında
2005 yılında girdiğim ÖSS sınavı sonrası bir arkadaşımın çok övdüğü bir falcı kadına fal baktırdığımda ilginç bir olay yaşamıştım. Kadın fala bakınca henüz haziran ayının sonunda bana şu cümleyi kurmuştu.
Bu yazın sonunda sen uçacaksın.
Bu cümleyi duyunca herhalde uzak bir şehirde üniversite kazanacağım diye düşündüm. Falın şaşırtıcı sürprizini hiç beklemediğim hava harp okulunu kazanıp 28 Ağustos tarihinde kendimi bir uçağı kullanırken bulduğumda fark ettim. Sonra koşarak o kadını bulup bana fal bakmayı öğretmesini istedim. Kendisi falın gizemli tarihinden ve adetlerinden bahsederek bana bu hobiyi kazandırdı. Ben de umarım sizlere bu yazı aracılığıile bu hobiyi sadece fal baktıran değil fala bakan olarak da kazandırabilirim.
Kahve falının ilk ortaya çıkışı nasıl oldu?

Rivayete göre Yavuz Sultan Selim zamanında haremdeki kızlardan biri fenalık geçirir. Geceleri kabuslar yüzünden uyuyamaz ve hep felaket habercisi rüyalar görür. Bir keresinde rüyasında bir sefer esnasında ordunun gireceği bir savaşta Sultan'a pusu kurulacağını bu şekilde öldürülmek istendiğine dair bir şeyler gördüğünü dile getirir. Sultan bu rüyayı ciddiye alır ve gerçekten o pusudan kurtulur. Sonra ülkenin tüm meşhur falcılarını ve alimlerini saraya çağırır. Hem kızı kabuslardan arındırmak hem de başındaki belanın gelecekle ilgisini araştırmak ister. Alimler kızın uyumasını engellemek için yemenden getirdikleri kahveyle bugünkü Türk Kahvesiniicat ederler. Kafein sayesinde kızın uyku hissi hafifler.

Kızın içtiği kahveden de şekilleri yorumlayan falcılar gelecek belalar hakkında sultanı bilgilendirir. Bu şekilde Türk Kahvesi ve Falı birlikte dünyaya gelir. Daha sonra bu fal haremde kızlar arasında bir dedikodu aracına dönmeye başlar ve günümüze kadar gelir.
Kahve falı bakmanın adabı

Yine fal bakmayı öğreten kadından aldığım bilgileri size sırasıyla aktarıyorum. İlk olarak kahve fincanının ortası falı bakılan kişinin hayatının merkezini simgeler. Fal bakılırken ilk olarak fincanın ortasına bakılır. Herkesin hayatının ortasına koyduğu şeyler farklıdır. Kimi ailesini, kimi işini, kimi aşkını, kimi maddi sorunları hayatının merkezi haline getirmiştir. Buradan kişinin hayatının merkezinde oluşacak etkileri şekilleri yorumlayarak dile getirebilirsiniz. Eğer telve ortada birikmişse ve tabanı kaplıyorsa bilin ki haberler iyi değil. Ama fincanın ortasından kenarlara doğru akıyor gibi bir izlenim varsa işlerin iyileşeceğini düşünebilirsiniz.
Kahve falında vakitler ve zaman

Görselde görüldüğü üzere fincanın kulpundan saat yönünün tersine fincanı dört eşit çeyreğe bölüyoruz. Kulpun yanından başlayarak yorumluyoruz şekilleri. İlk çeyrek bir vakitte olacakları işaret eder. Bir fal bakılırken en fazla dört vakte kadar olacaklar öngörülebilir. Vakitten kasıt saat, gün, hafta, ay en fazla mevsim olabilir. Yani bir falda en fazla dört mevsim ötesini (yani önümüzdeki bir yılı) görebiliriz. Hayatının merkezindeki telve yoğunluğu hangi vakit çeyreğinde ortadan uzaklaşıyor izlenimi verirse bilin ki o vakitte dertlerinizin çoğu gidicidir.
Kahve falındaki şekilleri yorumlama

Her sembolün bir anlamı vardır. Bu anlamları bilmek zor da değil. Google sayesinde bu artık pek kolay hatta. Eskiden bizim gibi falla ilgili kitaplar bulup kelimeleri ve anlamlarını ezberlemek zorunda da değilsiniz artık. Her sembolün ima ettiği anlam genel olarak aynı şekilde yorumlanır. Hemen hemen her sitede gördüğünüz şeklin manası aynı olacaktır.
Zaman çizgisi göz önünde bulundurarak bu sembolleri diğer sembollerle birleştirerek çok rahat okuyabilirsiniz. Örneğin kahve fincanının ilk çeyreğinde bir kuş figürü ardından bir çizme figürü gördük diyelim. Kuş iyi bir haber, çizme de iş hayatında beklenmedik bir yükseliş demektir. Bunu "Bir vakit içinde güzel bir haber alacaksın ve bu haber iş hayatında beklemediğin bir yükselişe alamet olacak." şeklinde yorumlayabiliriz.
Kahve falı hakkında en bilindik yanlışlar!
1. Kahve falı bakan kişinin "üç harflileri" olduğu iddiası.

En bilindik yanlışlardan biridir bu iddia. Falın usulüne uygun bakıldığında çok kez karşımızdaki insanları şaşırttığını görürüz. Bu şaşırtma onların bu gibi iddialarda bulunmasına da sebep oluyor. Aslı olmayan bu iddia biraz da bu işten para kazanmayı seven insanların arkasına sığındığı bir şehir efsanesi. Eğer siz de fal bakmaya başlayıp arkadaşlarınızı şaşırtırsanız sizler de bu gibi iddialara maruz kalabilirsiniz...
2. Kahve tabağından fal bakılması

Bu da tamamen yanlış bir uygulama olup usule de aykırıdır. Falın tarihi, usulü yukarıda anlatıldığı gibi olduğundan tabağın ne hayatın merkezi ile bir bağlantısı mümkündür, ne de zaman çizelgesi ile. Bu nedenle tabağa bakmak tamamen ekstra bir gelenek haline gelmiştir.
3. Kahve fincanı resmi ile fal bakılması

Sosyal medya ve internetin yaygınlaşması bu yanlışın da yayılmasına sebep olmuştur. Fal bakılacak fincan mutlaka falcının elinde olmalı ve fala bakarken fincanın kulpundan tutarak başlamalıdır yorumlamaya.İnternette de en sık gördüğümüz uygulamalardan biri fincan resimleri atarak kahve falına bakılması talebidir. Sizleri bu yayın aracılığı ile hem bu yanlıştan kurtarmayı hem de fal bakmayı size öğretmeyi amaçlıyorum. Umarım başarabilirim.
4. Hatalı fincan seçimleri

Fal bakılması için telvenin fincan içinde çemberimsi bir yayılmaya gereksinimi var. Bu nedenle kahve falı bakacaksak ya da baktıracaksak mutlaka oval şekilde fincanlar seçmeliyiz. Düz bir şekilde fincanın ağzı ile dibi aynı hizada olan fincan türleri fal için uygun değildir.

16 Şubat 2019 Cumartesi
İyi geceler
Üstündeki takım yakışmaz sana
Ruhun kalmış sokak arasında
Aman oğlum bak,millet laykır
Sen de bi layk at g*tleri kaldır.
Biri düşse resmi çek duyar kastır
Eline uzatma sakın,prim esastır
Devir bozuk kol gibi, hastır
Yediğin bu golü rakibe yazdır.
Konuşursun sen dinlerler hoş
Aydınlatırsın ama onlar loş,
Kör talih gelir durma koş
Oturup dinlen her yer boş
Yoruldum deme bu kadar değilsin
Sen ne kadar güçlü olduğunu bilirsin
Bir uyku mesafesinde yeni bir gün
Haydi evlat yine yenilmedin bugün
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)