Klasik bir iş günü. 11 şubat sabahı gece 4 e kadar uyumamalar. Sonrasında iki saatlik uykuyla işe gitmeler. Sıkıcı bir iş günü. Sevgililer günü için kampanyalar.Denetle düzenle bla,bla. Akşama ise
yeni tanıştığım,kafasında kendimi gördüğüm, beni anlayan biri var lan diye sevinmeme sebep olan bir arkadaşım kız arkadaşına doğum günü sürprizi yapacak.Bende bu ana davetliyim.Davetin en cezbedici yanı da sabaha kadar içeriz moruk lafı.Ama itici bir yanı var.Hediye durumu.En beceriksiz yanım.Bir erkeğin 18 yıldır kızlara aldığı hiç bir hediyesi beğenilmez mi mk? Sevgilim varken rahat bir yolunu bulmuştum. Ev arkadaşlarını araya sokup onların beğendiklerini alıyordum. Ben kendim almaya kalkınca hayal kırıklığını suratında görüyordum sevgilimin. O kadar kötüydüm.
Ne alıcam ne alıcam diye dört döndüm. İlk günden gol yeme durumu. Olay derin.Kızla daha tanışmamışım. Ama değer verdiğim arkadaşımın sevgilisi.Abes kaçmamak ayarı tutturmak var.Ha bide en kötüsü aydınlı hatunsa korkacaksın.Beğenmezler hiç birşeyi. Sonra bir ışık yandı.Nerden aklıma geldiyse ben hediye olayında kötü olmamın sebebini buldum.hediyenin hedefindeki kişiyi kadın/hatun/kız olarak cinsiyetleştirmem beni zor duruma sokan olaydı.Herhangi bir arkadaş olarak düşünüp ona kendimce hediye ayarladım.Ve mekana gittim.Mekanın doğum günü için ayrılmış yerinde kendime bir yer buldum. Ortamın fransızı olarak doğum gününe gelen,önceleri birbirini tanıdıklarını zannettiğim gurubun ücra bir köşesinde yudumlanmaya başladım. Ha bu arada yudumun en kralı benim için Passoa-vodka karışımıdır hep. İstanbul'da passoa içebileceğim bir mekanı bulmuşum şansıma. Ben passoa vodkaları götürürken insanların bana ve passoaya fransız olduğunu fark ettim.Bir yandan arkadaşımı bir yandan aydınlı kız arkadaşını bekliyorum. Heyecanlıyım.Özgün kafalardan oluşan bir gurubun içinde fransızım.
Saatler geçti.Geldi esas kız esas oğlan.Muhabbetlere dahil oldum bi anda.Hem kibar hem özgür insanlar masada birbirleriyle içten bir dialog halinde.Yine yaptım ben şerefsizliğimi. Ekmekçiliğimi .Benim için her yer,her an kendim için bir ekmek. Toplum görünce izleyici moduna geçip bi yandan pisko analiz yapma fırsatı geçiyor elime. Her seferinde birşeyler katıyorum kendime. Hem andan tat alıp hemde andan çıkar sağlıyorum. Öyle biriyim ben. Kimseye zarar vermeden çıkar sağlayan.Ama bu durum bile rahatsız edebiliyor beni. Kimseyi kullanmak, kandırmak gibi huyum olmasa da,insanlar üzerinden dolandırıcılık yapanlardan nefret eden biri olsam da,bu zararsız, istemdışı kendimi geliştirme ekseni bile rahatsız ediyor beni. Neyse zamanla azaldı masadakiler.Keyfim yerinde.Masada on numara samimiyet,arkadaşların birbirlerine olan sempatisi,sevgisi ruhumu okşadı. en önemlisi hep gördüğüm ve sevimsiz gelen insanların guruplar halindeyken yaptıkları maskeli sohbetleri o masada yoktu.Kimse de bir şey saklama,yada kendini pazarlama derdi olmaksızın kahkahalar,geyikler yapılıyordu. Yüzlerinde o alışık olduğum maskeleme ifadesi olmayan bu insanlara nasıl bir sempati besledimse o an.Hayran kaldım herbirine.Birde içki. gün boyu üçü evde beşi mekanda 8 kadeh vodka passoa,iki bira,dört shot içip daha alkole doymamış bünyeleri doyurmak için esas oğlanın evine gittik.
Yolda giderken bir isim bile ezberleyemeyen ben adını mıh gibi anılarıma gereksizce sıkıştırdığım "34 tbl 28" plakalı taksiyi takip ederek arkadaşların evine gitmeye çalışıyordum.o namussuz plakanın namussuz taksisinin namussuz şöförü bizim arkadaşlarla kavgaya tutuşmuş.kenara çekmişler arabayı.Ben ihtimal vermiyorum kavgaya.Kusmak için durmuşlardır diyorum.İyi ki öyle demişim.Es kaza kalkıp yanlarına gitsem ikinci bir kipa vakası olacak ve ben yine arkadaşlarına zarar gelince canavara dönüşen tip olup kan gölünde yıkanan yaratık olacağım. İyi kurtulmuşum. 3 şişe Liköre ziyanıyla yırttık o anı.Geçtik arkadaşların evine.
Evi görünce rahatladım bi. Hep kendimi dağınık hissediyordum.Şimdi bizim oğlan da şekilci düzenci biri çıkarsa yamulurdu benim algoritmalar. Eve varınca esas kız ve muhabbetini,kafasını en çok merak ettiğim elemanlardan biri "knock out" olup uyudu.Kalan sağlar önce mutfakta amansız muhabbetlere,sonra koridorda yumruk savaşlarına,daha sonra göt kadar koridorda sıkış tepiş çok orijinal bir sohbet ortamında kendimizi bor,içki,geyik,tanıma,tanıtma muhabbetlerinde bulduk.Bir yandan da bir hatun kişi tarafından "seksi" olarak nitelendirilen birinin eve içki getireceği umuduyla 4 e kadar ayakta durduk.Ben sabırla bekledim.Doymam lazımdı.O meşhur kafaya varmam.En azından bir iki şeyi unutabilmem lazımdı.Olmadı mk. içtik o kadar,yine olmadı.
Kalabalıklaştı gece.4 kişi daha geldi.Ve ben o an evde olan 12 kişiden sadece esas kızla esas oğlanın adını aklımda tutabildim.Gerisi binkez dile gelse de kalmadı aklımda. Ama karakterleri kendine has özellikleriyle metodladım kafama. Horlayınca bıyıkları titreyen,mühendislik okumuş ama barda şeflik yapan,yaptığı işi çok seven ve bundan haz alan tip1,ilk gay arkadaşım(nasıl arkadaşsam ismi aklımda kalmamış yine),kendiyle barışık,sıcak,dobra bir insan tip2, Samimiyete aç,sıcak ama kendini açmaktan çekinen, içinde dağlar yanan iş kadını kılıklı tip3,Eski müdürüme benzeyen metalurji malzeme mühendisi,zekası ve içkiye olan direnci dikkat çeken tip4,çok güzel kafaya girmiş gözlerinden sarhoş mutluluğu akan,vücüdunu alkole teslim etmemiş refleksleri o kafa da bile sağlam tip5,Adanalı,sessiz,yorgun,muhabbet adamı,bir olaya gideceksen yanında mutlaka gelecek sana arka çıkacak tip 6,at ağızlı (tel takan at ağızlı ironisi) hayatı geyik yapan her gördüğünü geyiği oracıkta yapan tip 7,renkli gözlü, ilgiye muhtaç gibimsi, ingilizce ye karşı zaafı olan, ruhu lise saflığında,ve mk yerine geleceğini tahmin etmediğim o yüzden de geçmişten gelen gelenekle mekanda bahşiş verdiğim,sonrasında eve gelerek beni utanma duvarına çeviren tip8,bide "seksi " olarak hayal edilen ama ortam ablası gibi bir ağırlığı karizması olan,ota boka gülebilen tip9. Bunları unutmadım.ama isimlerin biri bile aklımda değil.Neden bilmiyorum ama lanetim bu benim. Sabaha kadar alkol,şarkı ,geyik,ara ara melankoli kafasına ulaşan bir trenin yolcularıydık. Ve ben herkesi gömdüm. İki saatlik uykuyla geldiğim partinin ertesi günü sabahın 8 ini ayakta,ne zaman kafa olacağım ben ulan diye kıvranarak zevkle geçirdim. Konuşmaktan çok muhabbetin,geyiklerin zevkine,onları izlerken o kafayla yaptığım istemsiz analizle aralarındaki samimiyete hayran kaldım. en son 8 buçukta
Son birayı içtim. Ve o evde muhabbeti bitirdim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder