11 Ağustos 2014 Pazartesi

Ahlak

 Hepimiz kelimenin anlamını bilmeden,ailelerimizin bize yansıttığı görgü kuralları ve örflerin bütünü zannederdik belkide.Öyle değilmiş işte o.İlk araştırma ödevimdi ahlak konusu.O kadar derine inmiştim ki araştırırken ödev , "Ahlaksız" bir hal aldı.Bu değerlendirmeyi bana söyleyen bir yüzbaşıydı.Benim değerlendirmemse "ödev sağlamdı" oldu.Çok emek verip eski uygarlıklardan günümüze kadar ki "çoğunlukla incelediğim kültürler Türk ve Müslüman devletlerinde ahlaki düzendi" hepsinde ahlakın yukarıdan aşağıya değişik uygulanan bir kurallar çerçevesi olduğunu gördüm.Çünkü üst sınıfın elde ettikleri hep fazla olacaktı,üstte olduğu belirgin çizgilerle kendini hissettirecekti.En üst sınıftaki bir insanla en alttaki bir insanın yediği aynı olamayacak üst sınıftakilerin taddığı zevkler alt sınıftakilere ahlaken yasak olacaktı.
  Eski devlet mekanizmasını işleyen medeniyetlerden başlamak istiyorum.Günümüze göre teknolojisi,yaşam şekilleri,yiyecekleri,giyecekleri herşeyleri değişmiş olsa da bir yönü sabit kalmıştı :"Sınıflar arasında ahlak kuralları farklılığı".Bizansın hikayelerinde kölelerin evin sahibine her türlü hizmeti vermesi her isteği karşılaması zorunluydu.Bir evin sahibi kölelerinden biriyle cinsel ilişkiye girebilir,hatta sonra kızıyla kocasıyla bile birlikte olabilirdi.Sizler bunu "Spartacus "dizisinde zevkle izlerken ve bir yandan garipserken,ben ; "adamlar konuyu acık acık işlemişler" hayretini yaşıyordum.Size erotik gelen kısımlar aslında bir tarihin gerçekliğini aktarıyordu.Sınıflar vardı.Her sınıftan tabaka bir üst sınıfa karşılıksız hizmet vermek zorundaydı.Ancak iş aynı sınıfa mensup insanlar arasında yada bir üst sınıfa karşı olunca ahlak  kuralları devreye giriyordu.Aynı sınıftan bir adam başkasının karısına bakamıyor veya evlenmeden aynı sınıftan biriyle cinsel ilişkiye giremiyordu. Çünkü ahlaksızlık sayılıyordu.Ancak ahlak sınıflar arasında yukarıdan aşağıya işlemiyordu.Bir üst sınıftan bir bekar istediği bir alt sınıftan hemcins yada karşıcinsten biriyle istediği gibi vaktini geçirebiliyordu.İğrenç geldi belki size ama o dönemlerde çok normaldi.Sadece cinsel yönü yok bu ahlakın tabiki.Bir merkez vilayet soylusu bir köyün hane sahibinin mallarını istediği fiyattan alabilirken ki bu "Hak yemedir"aynısını üst sınıfına yapamazdı.Ben daha çok işin cinsel ahlak yönlerini araştırmaya koyulmuştum ki bu merak bana kendi tarihimize "çok iğrenç bir düzene sahipmişiz!" bakışını kazandırdı.Bizim Türk soylarında tek eşlilik Bey denilen rütbelilere kadar baki ancak Beyler ve üstünde değişik bir haldeydi.Beyler,Hanlar,Kaanlar tek eşleri vardı ancak her seferde ganimet toplar gibi seçtikleri körpe kızları da zevklerine alet eder ve hiç bir insan tarafından ahlaksızca karşılanmazlardı.Müslümanlığı seçince de bu değişir diye düşünmüştüm ancak üst sınıfın binlerce yıllık doymaz arzuları buna olanak sağlamamış olacak ki haremler ve başka yollar bu zevkten müslüman üst sınıfları alıkoyamamıştı.Sıradan bir müslüman ülkenin çiftçisi evlenmeden ilişkiye girince idam edilirken,bir devlet erbabı haremde zevklerini reyondan on farklı çikolata içinden birini seçen müşteri gibi seçiyordu.Hatta bazı müşteriler gibi birden fazla aldıkları da oluyordu.Ahlaksızlık sorunu giderilmesi açısından da fetvalar ve dualarla bu işlem "doğru yolla"  halloluyordu.Bunları öğrendikten sonra o meşhur baklava çalıp 15 yıl yiyen çoçukların durumuna karşı  sitemim geçmişti.Ne ironidir ki günümüzde üst tabakadan "hırsızlara"dokunulmazken alt tabadakilere ibretlik cezalar aynı eski medeniyetlerdeki ahlak anlayışıyla uygulanmakta.
 Ahlak konusunu incelerken siz cinsel konularda saplanıp kaldığımı düşünebilirsiniz.Oysa benim takıldığım tek nokta ; her zaman bir sınıf ayrımı ve sınıflara göre kuralların esneklik gösterdiği oldu.Bu sınıf ayrımını maalesef hiç  bir devrim hiç bir din değiştirememiş.Günümüzde soylular,saraylılar yok diye söylenebilirsiniz.Artık günümüzde sınıfları belirleyen kanı yada yaşadığı hanesi değil cebindeki çokluğu olmuştur.Zenginlerde size ahlaksızca gelen şeyler eğlenceyken,alt tabakadakiler de ahlak kuralları geçmişin tüm birikimleriyle işlemektedir.Hala kızını kötü yola düşmesin diye okutmayan aileler ahlaksız olmamaları için kızlarını zengin yada başka erkeklerin gazabından koruma düşüncesindeler.Hala zenginler çatır çatır hak yerken fakirler "hakkettikleri parayı"kazanma mücadelesindedirler.
  Umut her devirde vardı.Alt sınıftaki insanların üst sınıfa geçebilmesi için bir umut o sınıfı ayakta tutandı.O umut hala var.Hep olacak.Hep olması kimseyi sevindirmesin.Çünkü hep olacak olması,sınıflarında hep olacağının göstergesidir.Klasik yazılar vardır zengin soyar yolsuz olur,fakir soyar hırsız olur.Zengin yapar çapkın olur fakir yapar ahlaksız olur.Evet aynen öle.Ama hep öyleydi.Bin yıl sonra sınıflar arası isimler ne olur bilmem.Bildiğim 2 bin yıldan fazladır sınıflar hep vardı.Ahlak kuralları hep vardı.Umut hep vardı.
 Ahlak sabit birşey olmadığından geçerli birşey de değildir.O yüzden kimseyi ahlaksızlıkla yargılamayın.Bana göre ahlak insanın vicdanının yaptırabildikleridir.Her insanın vicdanı aynı olmadığından sizin vicdanınızı rahatsız eden davranışları başkası yapınca ahlaksız olarak görmeyin.Hırsızlık yapıyorsa,yalan söylüyorsa,saygısızlık yapıyorsa,sapıklık yapıyorsa ahlaksız değildir.Onun vicdanı müsait bilin.Ve sınıfı yetiyorsa kimse onu ahlaksız olarak görmez zaten.Siz kendi vicdanınızın sınıfında yaşayın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder