Bir nefes,bir nefes daha.
mutlu olduğun günlerin anısına.
Bir ses,bir ses olsa.
Gülerek seslense adımı.
Tekrar ümitlensek yarınlara..
O şen şakrak anılar vardı ya.
Onlar batar oldu bu sıralar bana.
Unutulduk,uyutulduk
Uyandık kimsesiz sabahlara.
Tanıdık yüzler arardı gözlerim.
Artık kendi hatıralarımı süzerim.
O beni,çok mutlu olanı hayal ederim.
Ama çaresiz.Ne gelenim var ne giderim.
Böyle böyle bu hayattan da giderim.
Bir nefes,bir nefes daha.
Duracak zaman bir nefes sonra.
28 Aralık 2015 Pazartesi
22 Nisan 2015 Çarşamba
Tarihe Geçmeyen Kahraman
Birçok kahraman tarihte yerini alır.Yaptıkları icraatlar, karşılaştıkları zorluklar onları kahraman yapar. Bir kahraman daha var. Tarihe geçmemiş.Yaptıkları,karşılaştıkları tarihe mal olmuş birçok kişiyi geride bırakır. Kimse bilmez hikayesini 5-10 kişi dışında.Bana düşen o kahramanı not düşmektir bir yerlere.
Artvinli bir ailenin 4 çocuğundan biridir.Geleneksel bir ailenin içinde büyüyen güzel,akıllı ,çalışkan bir kız çocuğu.Ailesi göç eder Aydın'a. 1960 ların ortalarında yabancı topraklarda büyüyen ailesinin çalışkan bireylerinden biridir oda. Gelenekle büyüyen ailenin içinde bir abi,bir abla bir küçük kardeşin arasında göze batan sadece güzelliğidir. Okul çağı gelir.Geçte olsa okula kaydedilir.Artvinde köy yerinde okulda anca okuma-yazma öğrenebilinir 4. sınıfa kadar.Orta okula başlatılan bu kız heyecanla gider okuluna.Her sabah uzun saçlarını iki yanından örer,siyah önlüğünü giyer ve mutluluk içerisinde derslerine girer.İlk ders günü hocası tahtaya kaldırır. Üçgen çizmesini ister.Bilemez üçgenin ne olduğunu.Kıpkırmızı kalır suratı.Utanır yerine döner. Abisinden yardım ister.Abisi de bilmez. Çok ister bilmeyi,öğrenmeyi. Ancak kısa süre sonra abisinin "kız çocuğunun ne işi var okulda" sözü ile umutları da alınır elinden. Dikiş kursuna gönderirler. Köyünden her gün Kuyucak ilçesine dikiş kursuna gitmeye başlar.Aklında üçgenler vardır. Cebinde parasız gide gele geçer zaman.Bir gün kumaş almasını isterler kurstan.İnatçı ve gelenekçi ailesi vermez 20 kuruş parayı kızlarına.Üzülür dualar eder.Bir daha utanmak istemez insanların önünde.Yerde 25 kuruş bulur o gün. Kimsenin ulaşamadığı Allah ona dokunur belki de ilk kez o gün.
Yıllar geçer,dikiş kursu biter,tarlada çapalar bekler O'nu. Kardeşleri ile hergün çapaya giderler.Toprağı eker,Aydın sıcağında kavrulurlar günden güne.Ailesi ilerlemiştir köyde.Babası inşaatlar yapar bir çok insanında karnını doyurur hale gelir.Artvinden ümitle birçok aile göç eder Aydın'a. Koçari Mehmet'in yanına.Artvinden bir çocuk daha gelir.Ailesiz.Okuması için göndermişlerdir onu Koçari Mehmetin yanına. Çocuk hem okur hem aileye işlerde yardım eder.Zamanla evin küçük kızına da sevdalanır. Duygularını belli eder ve şüphe çeker. Mehmet Efendi bunu farkeder ve yanına çağırır."Kızıma karşı bir niyetin varsa yürü git Artvine aileni al gel,ya da gelme. " der.Çocuk söz verin kıza.Ailemi alıp gelicem seni isteyeceğim der.Gelenekten ve baskıdan başka birşey görmemiş bu dünya güzeli kız ilk defa sevgiyi,ilgiyi görür bir gencin gözlerinde.Gördüğü erkeklerin gözlerine bakamaz kolay kolay.Baksa bile içlerinde sevgi yoktur o zamanlarda.Çocuk gider,kız bekler.Günler geçer,haftalar geçer gelen olmaz.Haber de seste gelmez.İnanır O "gelecek isteyecek" der ablasına.Aylar geçer, bir haber gelir.Ailesi istememiştir bu evliliği.İlk defa sevgiyi gören kızımız, sevgilinin ihanetini de ,aşkın acısını da yaşar içten içe.Zehir olur ona orada hayat.Birde erkek kardeşleri ve ablası evlenir ardı ardına.Kendinden 5 yaş küçük erkek kardeşini bile evlendirmişler,eve küçük kızları gelin getirmişlerdir. Kızımız kalabalık ailenin içinde sevgiye yetim bir şekilde yaşamaya mahkum kalmıştır. Ablası hastalanır,kızlarına bakamaz hale gelir.O ablasının yerine yeğenlerine bakar,tarlaya gider ve hergün evin en baş hizmetçisi olur.Güzelliği ve ailesinin namı nedeniyle birçok talibi olur kısa sürede.Kimseleri istemez.Birkere içinde aşkın acısını yaşamış ve inancına darbeyi yemiştir.
Bir adam gelir sonra.Başka köyden.Güzelliğine bir minibüste gördüğü anda hayran kalır.Araya insanlar sokar.Giderler istemeye.Allah'ın emri Peygamberin kabri ile diye dile gelir. Babası ne kadar gelenekçi biride olsa kızımızın ,kızına sorar.İstemem der kızı.Damat adayı üzülür ama yılmaz.Bir ay sonra bir daha dener şansını.Yine olmaz.İki ay sonra bir daha.Yine olmaz.Bu şekilde yedi kez ister kızı.Çok sevmiştir. Sekizinci kez gelişinden önce ablası konuşur Onunla."Bak kızım unutmadın biliyorum.Ama seni bu kadar isteyen birini de göz ardı etme bir kere bile karşına çıkmaya cesaret edemeyenler için kendini üzme" der.Etkilenir bu sözden ve bu kez babasına "Baba bu kez ben de istiyorum." der. Genç adam azmi sayesinde alır istediğini.
Düğünleri olur. Nikah gecesi dualar eder "Allah'ım ben çok çektim,evlatlarım çekmesin.Bana yalvarırım kız evlat verme.O benim acılarımı yaşamasın.".Bu duadan 9 ay 10 gün sonra bir erkek evladı olur.Onur koyar adını. Onurlu olsun gerisi gelir der. Kayınvalidesinin evinde 4 görümcenin ortasında çocuk büyütmeye çalışır. Genç kızların alışık olmadığı geleneğin içinde hırpalanır baya. Kendisini sekiz kere istemiş adam sigarasız,alkolsüz biri olarak tanıtmıştır kendini ancak evlenince bunun böyle olmadığını öğrenmesi uzun sürmez. Kayınbaba evinde dayaklar yer. Doğru düzgün işi de yoktur eşinin.Güzel kalpli kayınvalidesi vardır şansına.Ona kızı gibi bakan. Ama ataerkil toplumda pek sözü olmayan. Bebeği vardır kucağında altı aylık.Öğrenir ki beklenmedik bir bebek daha vardır yolda.İş yok,ekmek yok..Bir çocuğa daha bakacak bir güç yok. Onu sefalet içinde büyütmeyi göze alamaz.Aldırmak ister.İğneler vurdurur,ilaçlar alır.Çocuk düşmez bir türlü.Kayınbiraderinin kızı "Yapma abla der,çocuk yaşamak istiyor." Durur orada.Son iğneyi vurdurmaz karnına. Dönerler eve.Beklerler çaresizce. İkinci duyan baba sevinmek yerine bir tokat daha atar karısına. Kadın yine üzülür.Sarılır elindeki Onur'a,karnındaki bahtsızlığa.
Bir şubat sabahı haber gelir.Eşine Köy Hizmetlerinden iş çıkmıştır.Sigortalı.Maaşlı.Devlet çalışanı.Baba koşar haberi alınca.Gerekli imzaları atar döner koşa koşa eve.O sürede evde bir bebek daha dünyaya gelmiştir.Aynı gün,bir bebeği ve garanti bir aşları olmuştur.Şükreder haline.Hisseder ona dokunan eli,daha önce hissettiği gibi.Şehre göçerler mecbur. İş oradadır.Ev tutarlar.Yıllar sonra 29 yaşında kendi evindedir. Kira da olsa,kocası ve çocukları ile huzur bulur bir parça.
Huzurlu zamanlar çabuk geçer. Kocası alkoliktir.Eve maaşın rakı masalarından artan kısmı gelir. Kimi zaman bir siyasi partinin kolluk gücü gibi sömürülen koca,eve yara bere içinde gelir.Huzur evi yine terkeder.Ama iki evladı vardır.Onları büyütmek,onlara gelecek vermek ister her güzel anne gibi.Ortaokulda okuldan alınmış biri olarak gider sorup soruşturur. Kooperatif leri duyar.Ev sahibi olabilmesinin mümkün olduğunu görür,hesaplar kendince.Eşini birgün güzel bir sofrayla karşılar ve kalbine dokunmayı başarır.Gider yazılırlar kooperatife.Her ay bir kira bir taksit oraya yatırırlar.Koca bir süre tedbirli davranır.Alkol masalarına ara verir. Ama bu süre de kısadır.Huylu huyundan vazgeçmez. İçkilere ,gezmelere akar para.Evde kahrolan,aç kalan bir anne her akşam üç beş sakladığı parayı,bozdurduğu altını pazarlar kapanmadan önce aldığı ucuz yollu gıdalarla doyurur çocuklarını....
Parasıda tükenir,huzuruda zamanla.Gider yiyeceği dayağı göz ala ala kocasından gizli çeker her ay maaşı.Aidatını ve kirasını yatırır,bir miktar çocuklarına ayırır ve verir gerisini kocasına.Kocası eldeki parayı kısa sürede bitirir evdeki kalan parayı ister.Çocukları iiçin parayı vermeyen Onurlu bir kadın her seferinde dayak yer,üzerinde oklavalar ,şişeler kırdırır.Her ay aynı şiddeti,aynı zulmü göze alır.Her ay yatırır aidatı bedelini sırtındaki yaralarda saklar.Borçları biter böyle böyle 5 yılda. Ev sahibi olmuşlardır artık. Bir çocuk daha getirirler dünyaya. O da erkektir.Duaları bir kez daha dokunur ona.
Yeni evinde kira yok aidat derdi yok iki oğlu okula bir bebeği kundağa bağlamış bir şekilde devam eder.Kocası bildiğini okur.Yine sonunu görür kadın.Yine gider bir kooperatif bulur yine kaydolur.Yine dayaklar yiye yiye bir 5 yıl daha geçirir.Nasıl bir şanstır ki maaş yattığı zamanlar hep eşi işte olur.Maaşı çeker borçları yatırır. Dayağını yer,çocuklarını büyütür.
Bir 7 temmuz gecesi,yatan maaşı eşi ondan önce çekmiştir.Borçlar gırtlakta,çocuklar okul masraflarında ,dolaplar boştadır. Her gece eşinin yolunu bekler camın önüne oturup.Pencerenin dibindeki koltugun kolluk kısmına oturarak bekler yolunu.Ümit eder,dua eder"Paranın hepsini yemez inşallah der" Daha iki hafta önce kollarında kırılan oklavanın iki uzun çizgi halinde bıraktığı izlerin olduğu yer sızlar. Eli kolunda ,canı yanık,içi paramparçadır.Telefon eder iş yerine,öğrenirki bir lokal de arkadaşlarıyla eğlenmekte.Arar orayı.Kocasını ister.Kocası sinirlenir telefonda küfürler eder.Bir lafı duyar ortanca oğlu gizli gizli dinlediği görüşmeden. "Paranın hepsini yemezsem şerefsizim.Ben kazanıyorum ben yerim sana mı hesap vericem kadın" .. Kapanır telefon.Kadın ağlaya ağlaya alır çocuklarını yatırır.Ortanca gizliden kalkar yatağından bir süre sonra.Annesini izler odanın berisinden.İçin için ağlayan annesi,bir eli kolunda sayıklanır.Bir evladın bir annenin göz yaşını unutması zordur.Beddua duyar ilk defa dualar eden annesinin ağzından."Allah'ım seni eve getirmesin inşallah" der kocası için. Çocuk üzülür.Her seferinde gördüğü dayak yiyen annesinin bu denli acı çekmesi oturur içine.Nefret eder babasından.Gider yatağına.Uyur zorda olsa.
Sabah olur kalkar bizim ortanca.Evde bir kalabalık.Tüm akrabalar orda.Bayram değil seyran değil der.Üst komşuda gelir.Alır 3 çocuğuda. Evlerinde ateri oynattırır.Çocuklar birşeyden habersizdir.
Öğlene doğru dayıları alır çocukları marmarise götürür.Ne anne görmüşlerdir ne baba bütün gün.Sorarlar noldu diye.Dayıları "annenle baban kavga etmişler biz barıştırdık.Biraz onları başbaşa bırakalım,sizlerede tatil yaptıralım diye düşündük" derler.Çocuklar bir şeyden habersiz inanırlar.
Aslında o gece babaları trafik kazası geçirmiştir.Alkollüyken araba kullanıp,yoldan çıkıp 4 tane tahta direği ortadan ikiye ayırıp yola fırlamıştır babaları o kazada. İlk müdahaleden sonra öldüğünü düşünüp morga kaldırılmıştır babaları.Sonra şans eseri yaşadığı hırıltı çıkarmasıyla anlaşılıp izmire sevk edilmiştir.27 gün komada yatmıştır.Çocuklar ise bir ay boyunca tatil yaparak ara ara annelerinin sesini duyarak geçirirler.Babalarının sesini duymak isteyen hiç birşeyden haberi olmayan 4 yaşındaki Aliştir sadece.Abileri izin vermez.Kızgındırlar babalarına.Bu kızgınlıkları kazadan haberleri olmamasını sağlamıştır tesadüfen.Sorgulamamalarınıda. Bir ay sonra, eve dönüş vakti gelmiştir.Eve gelmeden on beş dakika önce çocuklara gerçeği açıklar dayıları.Çocuklar şoka girmiştir. Birde hatırlatırlar.Babalarının hafızasının olmadığını.Eve gidince nefretleri söner ve koşarak babalarını görmek ister evlatlar.Babasına sımsıkı sarılan Aliş bir şoka da orada uğrar.Babası onları tanımaz."Kim bunlar,bana neden sarıldılar?Çocuklar anneniz babanız nerde?" Sorusu çok ağır gelir 3 erkek kardeşe.
Herkes gider aile kalır kendi içinde. Evde 2 öğrenci iki ufak erkek büyütür anne.40 yaşına yaklaşmış adamı bebek gibi tuvalete götürür hergün.Altını temizler.Hafızası olmayan 40 yaşında bir bebek.Onca dayağa,onca işkenceye rağmen kendi evladını büyütür gibi büyütür o adamı.
Aylar geçer,Baba hatırlar geçmişi yavaş yavaş.Gördüğü sevgi ve hatıralar arasında utanır kendinden,pişman ola ola döner hayata. Bırakır alkolü sürmez bir daha ağzına. El de kaldırmaz karısına.Kıyamaz onca kötülüğüne rağmen ona sevgiyle ,ilgiyle bakan,27 gün başucunda duran karısına.İşe döner 6-7 ay sonra.Paraları yoktur.Borçlar birikmiştir.Aidatlar,faturalar,masraflar.Komşular aş getirir,akrabalar destek çıkar bir müddet. Baba tekrar çalışır.Her ay maaşı olduğu gibi karısının eline bırakır.Karısı faturaları,borçları,çocukların masraflarını tek başına hesaplar her seferinde ve parayı o idare eder.Borçlarını yıllar içinde öderler.İki evleri olmuştur artık.Çocuklar büyümüş,biri üniversiteye gitmiş,biri sınavlara hazırlanmakta,ufaklıksa daha ilkokulda haylazlıklarla evdekileri neşelendirmektedir.
Birgün sabah vaktı acıkır.Çökelek koyar ekmeğin arasına.Yedikten sonra tansiyonu fırlar.Acile kaldırılır.Mr çektirirler.Bir gün sonra Mr raporunu ortanca oğlu alır.Annesine okur.Annesinin yüzüne karşı raporda geçen şu kelimeleri okur farketmeden.."Beynin sağ bölgesinde 13 mm çapında ve 15 mm çapında iki adet kitle bulunmaktadır." Çocuğun sesi kesilir.Annenin yüzü solar.Anne ve oğlu oracıkta beynindeki tümörden haberdar olur. Ölümden değil,evlatlarını annesiz bırakmaktan çok korkar o an.Diğer evlatlarına söylettirmez.Söz verdirir oğluna.Oğlu dayanamaz.Söyler herkese.Birşeyler yapmak ister. Götürürler İzmir'e. Ameliyat olacaktır.İyi huylu lafı ile rahatlarlar bir nebze. Yatırırlar annelerini ve eşini hastahaneye. Mucizeler kahramanların olağanıdır belkide.Babalarını ölümden kurtaran doktor,annelerinin ameliyatını da üstlenmiştir.
Ameliyat başlar.İki kitle de usta ellerde temizce alınır beyinden.Tam dikişler atılacak iken doktorun içinde bir huzursuzluk belirir.Açar diktiği iki dikişide.Birdaha inceler tümörlü bölgeyi.Bir kabartı dikkatini çeker.İnceledikten sonra baloncuk olduğunu farkeder.Bir operasyon daha başlar orada.Baloncukta alınır sağ salim bir şekilde atlatırlar ameliyatı...Doktorlardan biri mucize der o baloncuğun farkedilmesi olayını.Anne evlatlarına,evlatlar annelerine birkez daha bir elle bağlanır.
O sene ortanca çocuk Geometri olimpiyatlarında direkten döner. Bir üçgeni bile bilemediği için utanan kızın yıllar sonra evladı üçgenler hakkında kimsenin bilmediği şeyler keşfeder. Bir annenin onuru,bahtsızlıkları deler ve Evren'e iz bırakacak başarıları elde eder.
Büyük oğlu mühendis olur.Ortanca oğlu hava harp okuluna gider. Bir bahtsızlıkta orada bırakmaz peşlerini.Vatan sevgisi,Onur gibi duyguları aşıladığı evladı onursuzların elinde hırpalanmaktadır.Gider bir başına istanbullara.Dikilir komutanların karşısına."Benim evlatlarım zekidir,ahlaklıdır ve vatanını sever.Siz evladımdan ne istiyorsunuz" der.Çabalar ama çocuğuda kendi de yenilir onursuzlara. Çıkar çocuğu hava harp okulundan.Çıkması ile birlikte pusuya geçen ne kadar çekemeyen eş dost akrabası varsa uğraşır onlarla.O kimseyi dinlemez sarılır oğluna.Oğluna manevi destek çıkar.Oğlu kazanır yine üniversiteyi.Gider o da mühendisliğe tekrar. Küçük oğlu da kayseriye gider bir süre sonra. Oda üniversiteye yerleşmiş ve anne ve babasını bir başına bırakmıştır.
Anne çocukları okurken destek olmuş,bir yandan üçüncü evi aldırmıştır kocasına.Yıllarca koca dayağı yiyen,kuaför nedir bilmeyen,bir ayakkabıyı 10 sene giyen,pazarlara akşam üstü çıkıp ucuza evine aş getiren,üç erkek evladını gururla yetiştiren,Bir iblisi insana çeviren,Arada pideciye çocuklarını götürüp onlara pide söylerken kendi masraf olmasın diye yemeyen,Dayaklar yiye yiye kurduğu üç evi: "Ben çektim evlatlarım çekmesin en azından,mutlu şekilde büyütsünler ailelerini diye 3 evladıma da 3 ev bırakırım arkamdan" diye saklayan, çocukları gurbette diye her akşam onlara dua eden bir kahraman var tarihe not düşülmesi gereken.
Bir kahraman var tarih kitaplarında ismi olmayacak.Bir kahraman var sadece nesilden nesile torundan toruna anlatılacak.Bir kahraman var Onurlu nesiller için dular eden.Bir kahraman var Bana evladım diyen. Bir kahraman var daha bir ay önce haberi yokken cami çıkışı izlediğim.Tanımadığı yaşlı bir teyzeyi koluna girip huzur evine kadar eşlik eden.Bir kahraman var ,sevdiğimiz kadınları,kızları önce nefretle karşılayan,tanıyınca bizden daha çok seven.Bir kahraman var Borsa da para yatırıp 3 yılda parasını 4 kat arttıran.Bir kahraman var evlatlarını hocalara değil,eğitime gönderen.Bir kahraman var haramdan, haksızlıktan sakınan,evlatlarına adil olmayı öğreten.Bir kahraman var Adaletsiz dünyanın adil olması için ömrünü veren......Bir kahraman var Adı Şükran,
Artvinli bir ailenin 4 çocuğundan biridir.Geleneksel bir ailenin içinde büyüyen güzel,akıllı ,çalışkan bir kız çocuğu.Ailesi göç eder Aydın'a. 1960 ların ortalarında yabancı topraklarda büyüyen ailesinin çalışkan bireylerinden biridir oda. Gelenekle büyüyen ailenin içinde bir abi,bir abla bir küçük kardeşin arasında göze batan sadece güzelliğidir. Okul çağı gelir.Geçte olsa okula kaydedilir.Artvinde köy yerinde okulda anca okuma-yazma öğrenebilinir 4. sınıfa kadar.Orta okula başlatılan bu kız heyecanla gider okuluna.Her sabah uzun saçlarını iki yanından örer,siyah önlüğünü giyer ve mutluluk içerisinde derslerine girer.İlk ders günü hocası tahtaya kaldırır. Üçgen çizmesini ister.Bilemez üçgenin ne olduğunu.Kıpkırmızı kalır suratı.Utanır yerine döner. Abisinden yardım ister.Abisi de bilmez. Çok ister bilmeyi,öğrenmeyi. Ancak kısa süre sonra abisinin "kız çocuğunun ne işi var okulda" sözü ile umutları da alınır elinden. Dikiş kursuna gönderirler. Köyünden her gün Kuyucak ilçesine dikiş kursuna gitmeye başlar.Aklında üçgenler vardır. Cebinde parasız gide gele geçer zaman.Bir gün kumaş almasını isterler kurstan.İnatçı ve gelenekçi ailesi vermez 20 kuruş parayı kızlarına.Üzülür dualar eder.Bir daha utanmak istemez insanların önünde.Yerde 25 kuruş bulur o gün. Kimsenin ulaşamadığı Allah ona dokunur belki de ilk kez o gün.
Yıllar geçer,dikiş kursu biter,tarlada çapalar bekler O'nu. Kardeşleri ile hergün çapaya giderler.Toprağı eker,Aydın sıcağında kavrulurlar günden güne.Ailesi ilerlemiştir köyde.Babası inşaatlar yapar bir çok insanında karnını doyurur hale gelir.Artvinden ümitle birçok aile göç eder Aydın'a. Koçari Mehmet'in yanına.Artvinden bir çocuk daha gelir.Ailesiz.Okuması için göndermişlerdir onu Koçari Mehmetin yanına. Çocuk hem okur hem aileye işlerde yardım eder.Zamanla evin küçük kızına da sevdalanır. Duygularını belli eder ve şüphe çeker. Mehmet Efendi bunu farkeder ve yanına çağırır."Kızıma karşı bir niyetin varsa yürü git Artvine aileni al gel,ya da gelme. " der.Çocuk söz verin kıza.Ailemi alıp gelicem seni isteyeceğim der.Gelenekten ve baskıdan başka birşey görmemiş bu dünya güzeli kız ilk defa sevgiyi,ilgiyi görür bir gencin gözlerinde.Gördüğü erkeklerin gözlerine bakamaz kolay kolay.Baksa bile içlerinde sevgi yoktur o zamanlarda.Çocuk gider,kız bekler.Günler geçer,haftalar geçer gelen olmaz.Haber de seste gelmez.İnanır O "gelecek isteyecek" der ablasına.Aylar geçer, bir haber gelir.Ailesi istememiştir bu evliliği.İlk defa sevgiyi gören kızımız, sevgilinin ihanetini de ,aşkın acısını da yaşar içten içe.Zehir olur ona orada hayat.Birde erkek kardeşleri ve ablası evlenir ardı ardına.Kendinden 5 yaş küçük erkek kardeşini bile evlendirmişler,eve küçük kızları gelin getirmişlerdir. Kızımız kalabalık ailenin içinde sevgiye yetim bir şekilde yaşamaya mahkum kalmıştır. Ablası hastalanır,kızlarına bakamaz hale gelir.O ablasının yerine yeğenlerine bakar,tarlaya gider ve hergün evin en baş hizmetçisi olur.Güzelliği ve ailesinin namı nedeniyle birçok talibi olur kısa sürede.Kimseleri istemez.Birkere içinde aşkın acısını yaşamış ve inancına darbeyi yemiştir.
Bir adam gelir sonra.Başka köyden.Güzelliğine bir minibüste gördüğü anda hayran kalır.Araya insanlar sokar.Giderler istemeye.Allah'ın emri Peygamberin kabri ile diye dile gelir. Babası ne kadar gelenekçi biride olsa kızımızın ,kızına sorar.İstemem der kızı.Damat adayı üzülür ama yılmaz.Bir ay sonra bir daha dener şansını.Yine olmaz.İki ay sonra bir daha.Yine olmaz.Bu şekilde yedi kez ister kızı.Çok sevmiştir. Sekizinci kez gelişinden önce ablası konuşur Onunla."Bak kızım unutmadın biliyorum.Ama seni bu kadar isteyen birini de göz ardı etme bir kere bile karşına çıkmaya cesaret edemeyenler için kendini üzme" der.Etkilenir bu sözden ve bu kez babasına "Baba bu kez ben de istiyorum." der. Genç adam azmi sayesinde alır istediğini.
Düğünleri olur. Nikah gecesi dualar eder "Allah'ım ben çok çektim,evlatlarım çekmesin.Bana yalvarırım kız evlat verme.O benim acılarımı yaşamasın.".Bu duadan 9 ay 10 gün sonra bir erkek evladı olur.Onur koyar adını. Onurlu olsun gerisi gelir der. Kayınvalidesinin evinde 4 görümcenin ortasında çocuk büyütmeye çalışır. Genç kızların alışık olmadığı geleneğin içinde hırpalanır baya. Kendisini sekiz kere istemiş adam sigarasız,alkolsüz biri olarak tanıtmıştır kendini ancak evlenince bunun böyle olmadığını öğrenmesi uzun sürmez. Kayınbaba evinde dayaklar yer. Doğru düzgün işi de yoktur eşinin.Güzel kalpli kayınvalidesi vardır şansına.Ona kızı gibi bakan. Ama ataerkil toplumda pek sözü olmayan. Bebeği vardır kucağında altı aylık.Öğrenir ki beklenmedik bir bebek daha vardır yolda.İş yok,ekmek yok..Bir çocuğa daha bakacak bir güç yok. Onu sefalet içinde büyütmeyi göze alamaz.Aldırmak ister.İğneler vurdurur,ilaçlar alır.Çocuk düşmez bir türlü.Kayınbiraderinin kızı "Yapma abla der,çocuk yaşamak istiyor." Durur orada.Son iğneyi vurdurmaz karnına. Dönerler eve.Beklerler çaresizce. İkinci duyan baba sevinmek yerine bir tokat daha atar karısına. Kadın yine üzülür.Sarılır elindeki Onur'a,karnındaki bahtsızlığa.
Bir şubat sabahı haber gelir.Eşine Köy Hizmetlerinden iş çıkmıştır.Sigortalı.Maaşlı.Devlet çalışanı.Baba koşar haberi alınca.Gerekli imzaları atar döner koşa koşa eve.O sürede evde bir bebek daha dünyaya gelmiştir.Aynı gün,bir bebeği ve garanti bir aşları olmuştur.Şükreder haline.Hisseder ona dokunan eli,daha önce hissettiği gibi.Şehre göçerler mecbur. İş oradadır.Ev tutarlar.Yıllar sonra 29 yaşında kendi evindedir. Kira da olsa,kocası ve çocukları ile huzur bulur bir parça.
Huzurlu zamanlar çabuk geçer. Kocası alkoliktir.Eve maaşın rakı masalarından artan kısmı gelir. Kimi zaman bir siyasi partinin kolluk gücü gibi sömürülen koca,eve yara bere içinde gelir.Huzur evi yine terkeder.Ama iki evladı vardır.Onları büyütmek,onlara gelecek vermek ister her güzel anne gibi.Ortaokulda okuldan alınmış biri olarak gider sorup soruşturur. Kooperatif leri duyar.Ev sahibi olabilmesinin mümkün olduğunu görür,hesaplar kendince.Eşini birgün güzel bir sofrayla karşılar ve kalbine dokunmayı başarır.Gider yazılırlar kooperatife.Her ay bir kira bir taksit oraya yatırırlar.Koca bir süre tedbirli davranır.Alkol masalarına ara verir. Ama bu süre de kısadır.Huylu huyundan vazgeçmez. İçkilere ,gezmelere akar para.Evde kahrolan,aç kalan bir anne her akşam üç beş sakladığı parayı,bozdurduğu altını pazarlar kapanmadan önce aldığı ucuz yollu gıdalarla doyurur çocuklarını....
Parasıda tükenir,huzuruda zamanla.Gider yiyeceği dayağı göz ala ala kocasından gizli çeker her ay maaşı.Aidatını ve kirasını yatırır,bir miktar çocuklarına ayırır ve verir gerisini kocasına.Kocası eldeki parayı kısa sürede bitirir evdeki kalan parayı ister.Çocukları iiçin parayı vermeyen Onurlu bir kadın her seferinde dayak yer,üzerinde oklavalar ,şişeler kırdırır.Her ay aynı şiddeti,aynı zulmü göze alır.Her ay yatırır aidatı bedelini sırtındaki yaralarda saklar.Borçları biter böyle böyle 5 yılda. Ev sahibi olmuşlardır artık. Bir çocuk daha getirirler dünyaya. O da erkektir.Duaları bir kez daha dokunur ona.
Yeni evinde kira yok aidat derdi yok iki oğlu okula bir bebeği kundağa bağlamış bir şekilde devam eder.Kocası bildiğini okur.Yine sonunu görür kadın.Yine gider bir kooperatif bulur yine kaydolur.Yine dayaklar yiye yiye bir 5 yıl daha geçirir.Nasıl bir şanstır ki maaş yattığı zamanlar hep eşi işte olur.Maaşı çeker borçları yatırır. Dayağını yer,çocuklarını büyütür.
Bir 7 temmuz gecesi,yatan maaşı eşi ondan önce çekmiştir.Borçlar gırtlakta,çocuklar okul masraflarında ,dolaplar boştadır. Her gece eşinin yolunu bekler camın önüne oturup.Pencerenin dibindeki koltugun kolluk kısmına oturarak bekler yolunu.Ümit eder,dua eder"Paranın hepsini yemez inşallah der" Daha iki hafta önce kollarında kırılan oklavanın iki uzun çizgi halinde bıraktığı izlerin olduğu yer sızlar. Eli kolunda ,canı yanık,içi paramparçadır.Telefon eder iş yerine,öğrenirki bir lokal de arkadaşlarıyla eğlenmekte.Arar orayı.Kocasını ister.Kocası sinirlenir telefonda küfürler eder.Bir lafı duyar ortanca oğlu gizli gizli dinlediği görüşmeden. "Paranın hepsini yemezsem şerefsizim.Ben kazanıyorum ben yerim sana mı hesap vericem kadın" .. Kapanır telefon.Kadın ağlaya ağlaya alır çocuklarını yatırır.Ortanca gizliden kalkar yatağından bir süre sonra.Annesini izler odanın berisinden.İçin için ağlayan annesi,bir eli kolunda sayıklanır.Bir evladın bir annenin göz yaşını unutması zordur.Beddua duyar ilk defa dualar eden annesinin ağzından."Allah'ım seni eve getirmesin inşallah" der kocası için. Çocuk üzülür.Her seferinde gördüğü dayak yiyen annesinin bu denli acı çekmesi oturur içine.Nefret eder babasından.Gider yatağına.Uyur zorda olsa.
Sabah olur kalkar bizim ortanca.Evde bir kalabalık.Tüm akrabalar orda.Bayram değil seyran değil der.Üst komşuda gelir.Alır 3 çocuğuda. Evlerinde ateri oynattırır.Çocuklar birşeyden habersizdir.
Öğlene doğru dayıları alır çocukları marmarise götürür.Ne anne görmüşlerdir ne baba bütün gün.Sorarlar noldu diye.Dayıları "annenle baban kavga etmişler biz barıştırdık.Biraz onları başbaşa bırakalım,sizlerede tatil yaptıralım diye düşündük" derler.Çocuklar bir şeyden habersiz inanırlar.
Aslında o gece babaları trafik kazası geçirmiştir.Alkollüyken araba kullanıp,yoldan çıkıp 4 tane tahta direği ortadan ikiye ayırıp yola fırlamıştır babaları o kazada. İlk müdahaleden sonra öldüğünü düşünüp morga kaldırılmıştır babaları.Sonra şans eseri yaşadığı hırıltı çıkarmasıyla anlaşılıp izmire sevk edilmiştir.27 gün komada yatmıştır.Çocuklar ise bir ay boyunca tatil yaparak ara ara annelerinin sesini duyarak geçirirler.Babalarının sesini duymak isteyen hiç birşeyden haberi olmayan 4 yaşındaki Aliştir sadece.Abileri izin vermez.Kızgındırlar babalarına.Bu kızgınlıkları kazadan haberleri olmamasını sağlamıştır tesadüfen.Sorgulamamalarınıda. Bir ay sonra, eve dönüş vakti gelmiştir.Eve gelmeden on beş dakika önce çocuklara gerçeği açıklar dayıları.Çocuklar şoka girmiştir. Birde hatırlatırlar.Babalarının hafızasının olmadığını.Eve gidince nefretleri söner ve koşarak babalarını görmek ister evlatlar.Babasına sımsıkı sarılan Aliş bir şoka da orada uğrar.Babası onları tanımaz."Kim bunlar,bana neden sarıldılar?Çocuklar anneniz babanız nerde?" Sorusu çok ağır gelir 3 erkek kardeşe.
Herkes gider aile kalır kendi içinde. Evde 2 öğrenci iki ufak erkek büyütür anne.40 yaşına yaklaşmış adamı bebek gibi tuvalete götürür hergün.Altını temizler.Hafızası olmayan 40 yaşında bir bebek.Onca dayağa,onca işkenceye rağmen kendi evladını büyütür gibi büyütür o adamı.
Aylar geçer,Baba hatırlar geçmişi yavaş yavaş.Gördüğü sevgi ve hatıralar arasında utanır kendinden,pişman ola ola döner hayata. Bırakır alkolü sürmez bir daha ağzına. El de kaldırmaz karısına.Kıyamaz onca kötülüğüne rağmen ona sevgiyle ,ilgiyle bakan,27 gün başucunda duran karısına.İşe döner 6-7 ay sonra.Paraları yoktur.Borçlar birikmiştir.Aidatlar,faturalar,masraflar.Komşular aş getirir,akrabalar destek çıkar bir müddet. Baba tekrar çalışır.Her ay maaşı olduğu gibi karısının eline bırakır.Karısı faturaları,borçları,çocukların masraflarını tek başına hesaplar her seferinde ve parayı o idare eder.Borçlarını yıllar içinde öderler.İki evleri olmuştur artık.Çocuklar büyümüş,biri üniversiteye gitmiş,biri sınavlara hazırlanmakta,ufaklıksa daha ilkokulda haylazlıklarla evdekileri neşelendirmektedir.
Birgün sabah vaktı acıkır.Çökelek koyar ekmeğin arasına.Yedikten sonra tansiyonu fırlar.Acile kaldırılır.Mr çektirirler.Bir gün sonra Mr raporunu ortanca oğlu alır.Annesine okur.Annesinin yüzüne karşı raporda geçen şu kelimeleri okur farketmeden.."Beynin sağ bölgesinde 13 mm çapında ve 15 mm çapında iki adet kitle bulunmaktadır." Çocuğun sesi kesilir.Annenin yüzü solar.Anne ve oğlu oracıkta beynindeki tümörden haberdar olur. Ölümden değil,evlatlarını annesiz bırakmaktan çok korkar o an.Diğer evlatlarına söylettirmez.Söz verdirir oğluna.Oğlu dayanamaz.Söyler herkese.Birşeyler yapmak ister. Götürürler İzmir'e. Ameliyat olacaktır.İyi huylu lafı ile rahatlarlar bir nebze. Yatırırlar annelerini ve eşini hastahaneye. Mucizeler kahramanların olağanıdır belkide.Babalarını ölümden kurtaran doktor,annelerinin ameliyatını da üstlenmiştir.
Ameliyat başlar.İki kitle de usta ellerde temizce alınır beyinden.Tam dikişler atılacak iken doktorun içinde bir huzursuzluk belirir.Açar diktiği iki dikişide.Birdaha inceler tümörlü bölgeyi.Bir kabartı dikkatini çeker.İnceledikten sonra baloncuk olduğunu farkeder.Bir operasyon daha başlar orada.Baloncukta alınır sağ salim bir şekilde atlatırlar ameliyatı...Doktorlardan biri mucize der o baloncuğun farkedilmesi olayını.Anne evlatlarına,evlatlar annelerine birkez daha bir elle bağlanır.
O sene ortanca çocuk Geometri olimpiyatlarında direkten döner. Bir üçgeni bile bilemediği için utanan kızın yıllar sonra evladı üçgenler hakkında kimsenin bilmediği şeyler keşfeder. Bir annenin onuru,bahtsızlıkları deler ve Evren'e iz bırakacak başarıları elde eder.
Büyük oğlu mühendis olur.Ortanca oğlu hava harp okuluna gider. Bir bahtsızlıkta orada bırakmaz peşlerini.Vatan sevgisi,Onur gibi duyguları aşıladığı evladı onursuzların elinde hırpalanmaktadır.Gider bir başına istanbullara.Dikilir komutanların karşısına."Benim evlatlarım zekidir,ahlaklıdır ve vatanını sever.Siz evladımdan ne istiyorsunuz" der.Çabalar ama çocuğuda kendi de yenilir onursuzlara. Çıkar çocuğu hava harp okulundan.Çıkması ile birlikte pusuya geçen ne kadar çekemeyen eş dost akrabası varsa uğraşır onlarla.O kimseyi dinlemez sarılır oğluna.Oğluna manevi destek çıkar.Oğlu kazanır yine üniversiteyi.Gider o da mühendisliğe tekrar. Küçük oğlu da kayseriye gider bir süre sonra. Oda üniversiteye yerleşmiş ve anne ve babasını bir başına bırakmıştır.
Anne çocukları okurken destek olmuş,bir yandan üçüncü evi aldırmıştır kocasına.Yıllarca koca dayağı yiyen,kuaför nedir bilmeyen,bir ayakkabıyı 10 sene giyen,pazarlara akşam üstü çıkıp ucuza evine aş getiren,üç erkek evladını gururla yetiştiren,Bir iblisi insana çeviren,Arada pideciye çocuklarını götürüp onlara pide söylerken kendi masraf olmasın diye yemeyen,Dayaklar yiye yiye kurduğu üç evi: "Ben çektim evlatlarım çekmesin en azından,mutlu şekilde büyütsünler ailelerini diye 3 evladıma da 3 ev bırakırım arkamdan" diye saklayan, çocukları gurbette diye her akşam onlara dua eden bir kahraman var tarihe not düşülmesi gereken.
Bir kahraman var tarih kitaplarında ismi olmayacak.Bir kahraman var sadece nesilden nesile torundan toruna anlatılacak.Bir kahraman var Onurlu nesiller için dular eden.Bir kahraman var Bana evladım diyen. Bir kahraman var daha bir ay önce haberi yokken cami çıkışı izlediğim.Tanımadığı yaşlı bir teyzeyi koluna girip huzur evine kadar eşlik eden.Bir kahraman var ,sevdiğimiz kadınları,kızları önce nefretle karşılayan,tanıyınca bizden daha çok seven.Bir kahraman var Borsa da para yatırıp 3 yılda parasını 4 kat arttıran.Bir kahraman var evlatlarını hocalara değil,eğitime gönderen.Bir kahraman var haramdan, haksızlıktan sakınan,evlatlarına adil olmayı öğreten.Bir kahraman var Adaletsiz dünyanın adil olması için ömrünü veren......Bir kahraman var Adı Şükran,
20 Nisan 2015 Pazartesi
Sevebilir misin?
Birini,bir canlıyı,bir emeği,bir geleneği,bir düşünceyi sevebilir misin? Sevgi sadece karşı cinse olan bir şey,ailenin içindeki bir zorunluluk değildir. Bunları bilip de sevdiğini söyleyebilir misin?
Birine seviyorum seni seviyorum demeden geçen zamanın miktarını unuttum. Her gün sevgilisine sarılan insanlardan daha fazla sevdim oysa.İşe giderken,yol kenarında , ağacın hemen altında pineklemiş kediyi, elinde bastonu inandığı değerlere yürüyen yaşlı dedeyi , her gün çocukları için sabah 5 akşam 9 çalışan ve eve yorgun argın dönen komşuyu, reyon aralarında dolaşan masumiyetin sembolü çocukları , birbirine yol veren şoförleri , el ele tutuşan çiftleri , akşam eve tedirgin dönen kadınları , yavrusunu özleyen arkadaşları , uzakta çocuklarını özleyen ebeveynleri , oğlunu okula götüren anneyi hiç tanımadan sevebilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Senle alakalı olmayan birini,bir varlığını amaçsız,çıkarsız sevebilir misin? Sen aşk nedir ,tutku nedir bilirsin. Peki adaletli olmak için tutuşan bir kalbin aşkının büyüklüğünü bilebilir misin?
Farklı düşünmek her insanın özelliği. Farklı hissetmek her insanın kabiliyeti. Peki sen senden farklı düşünen, farklı hisseden birini sevebilir misin? İnsanlara bu sevgiyi öğretebilir misin?
Seçemiyoruz doğarken, cinsiyetimizi , kim olacağımızı.Sen bu seçemediklerimizi severken seçtiklerimizi sevebilir misin? Sen sunni olmuşken aleviyi sevebilir misin?
Sen kadınlardan hoşlanan bir erkekken, geyleri sevebilir misin? Sen iman etmiş bir kadın iken, lezbiyen bir bireyi sevebilir misin? Sen akpli iken chpliyi sevebilir misin? sen fenerbahçeli iken galatasaraylıyı sevebilir misin? sen hiç tanımadığın insanları seçimlerini göre göre sevebilir misin?
Sevemezsin. çünkü o seçimlerin içinde sen yoksun.senin seçimlerin yok. Sen içinde sen olmayan sevgiyi besleyemezsin. Sen karşılığını görmeden sevmek nedir bilmezsin.Çıkarlar için seven sen,sevmek nedir bilemezsin. Senin için başkasının hisleri değil önemli olan,kendi hislerin. Hislerini beslemeyenleri sevemezsin. Doğada duran bir ağacı sevemezsin, meyvesini yemedikçe, gölgesinde demlenmedikçe. Ve sen o ağaçları kesersin. Senin ruhuna dokunacak nesnelere çevirirsin. Sen sana özel sevgisi olmayanları sevemezsin. Kırarsın, zorla sevdirirsin.Yada ortadan kaldırır, yerine seni sevdiğini gösterecek birilerini koyarsın. Sen kabullenmezsin, o farklı düşünür, farklı hisseder.Sen kabullenemezsin.O hislerin,o düşüncelerin içinde kendini göremezsin. Adildir sana sunni isen alevileri yok etmek, adildir sana kadınlardan hoşlanan biriyken eşcinselleri mahkum etmek,normaldir sana başka renkleri sevenleri düşman bellemek,normaldir sana sadece elini tutabilen birini sevmek.
Adalet nedir bilir misin? Bilsen inan çok seversin.
Birine seviyorum seni seviyorum demeden geçen zamanın miktarını unuttum. Her gün sevgilisine sarılan insanlardan daha fazla sevdim oysa.İşe giderken,yol kenarında , ağacın hemen altında pineklemiş kediyi, elinde bastonu inandığı değerlere yürüyen yaşlı dedeyi , her gün çocukları için sabah 5 akşam 9 çalışan ve eve yorgun argın dönen komşuyu, reyon aralarında dolaşan masumiyetin sembolü çocukları , birbirine yol veren şoförleri , el ele tutuşan çiftleri , akşam eve tedirgin dönen kadınları , yavrusunu özleyen arkadaşları , uzakta çocuklarını özleyen ebeveynleri , oğlunu okula götüren anneyi hiç tanımadan sevebilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Senle alakalı olmayan birini,bir varlığını amaçsız,çıkarsız sevebilir misin? Sen aşk nedir ,tutku nedir bilirsin. Peki adaletli olmak için tutuşan bir kalbin aşkının büyüklüğünü bilebilir misin?
Farklı düşünmek her insanın özelliği. Farklı hissetmek her insanın kabiliyeti. Peki sen senden farklı düşünen, farklı hisseden birini sevebilir misin? İnsanlara bu sevgiyi öğretebilir misin?
Seçemiyoruz doğarken, cinsiyetimizi , kim olacağımızı.Sen bu seçemediklerimizi severken seçtiklerimizi sevebilir misin? Sen sunni olmuşken aleviyi sevebilir misin?
Sen kadınlardan hoşlanan bir erkekken, geyleri sevebilir misin? Sen iman etmiş bir kadın iken, lezbiyen bir bireyi sevebilir misin? Sen akpli iken chpliyi sevebilir misin? sen fenerbahçeli iken galatasaraylıyı sevebilir misin? sen hiç tanımadığın insanları seçimlerini göre göre sevebilir misin?
Sevemezsin. çünkü o seçimlerin içinde sen yoksun.senin seçimlerin yok. Sen içinde sen olmayan sevgiyi besleyemezsin. Sen karşılığını görmeden sevmek nedir bilmezsin.Çıkarlar için seven sen,sevmek nedir bilemezsin. Senin için başkasının hisleri değil önemli olan,kendi hislerin. Hislerini beslemeyenleri sevemezsin. Doğada duran bir ağacı sevemezsin, meyvesini yemedikçe, gölgesinde demlenmedikçe. Ve sen o ağaçları kesersin. Senin ruhuna dokunacak nesnelere çevirirsin. Sen sana özel sevgisi olmayanları sevemezsin. Kırarsın, zorla sevdirirsin.Yada ortadan kaldırır, yerine seni sevdiğini gösterecek birilerini koyarsın. Sen kabullenmezsin, o farklı düşünür, farklı hisseder.Sen kabullenemezsin.O hislerin,o düşüncelerin içinde kendini göremezsin. Adildir sana sunni isen alevileri yok etmek, adildir sana kadınlardan hoşlanan biriyken eşcinselleri mahkum etmek,normaldir sana başka renkleri sevenleri düşman bellemek,normaldir sana sadece elini tutabilen birini sevmek.
Adalet nedir bilir misin? Bilsen inan çok seversin.
13 Şubat 2015 Cuma
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih (part4)
Akşam olmuş minibüsle metrobüse ulaşmaya çabalıyorum.O saatte trafikte bir saat sürer gibi.Bir yandan karnım aç.Gündüz hemşehri esas kız ile pide muhabbetleri yapmışız.Nasıl canım yana yakıla tahinli pide çekiyor.Çarpışan insani duygular minibüsün o boğan kalabalığında beynimi ve midemi kemiriyor.Aklıma internete girip bakmak geldi.Tahinli pide yapan yer var mı istanbulda? Google yaptıktan sonra bi baktım ki yenipazar pidecisi varmış. Hemde sefaköyde. İyi diyorum.Metrobüsle sefaköye gidicem. Arayıp dersi iptal ediyorum.(bahane arıyordum zaten tahinliden güzel bahane mi olur) Yolda şöföre ne kadara varırız yenibosnaya diyorum bir saati bulur diyor. Yuh çekiyorum içten umutsuzca camdan dışarıya dalıyor gözlerim.Mucize diye adlandırılan şans döngüsü o gün benim peşimde anlaşılan.Camdan dışarı izlerken kavşak ve durak görüyorum.4 sene önce kuzenin evi vardı orada kalmıştım 3-4 gece.İşte o nefret ettiğim hafızam işe yaradı sonunda. Sikindirik bir sokağı hatırlamak bana sefaköyde olduğumu işaret etti. Yön duygum kaymış o an. Nasıl sefaköyden yenibosnaya bir saat de gidicek onu da anlamak bile istemedim.İndim ilk fırsatta.Açtım navigasyonu telden.%4 şarjla imana gelerek nolur bitmesin şarjım Allah'ım diye dua ediyorum.Şans beni o gün bırakmadı.Navigasyonda mekanı ekler eklemez yol haritası al dedim.Mesafe sadece 850 metre.Oha dedim uça uça gittim.Harbi harbi yenipazar pidecisi yazıyor dükkanın üstünde.Dükkanın görüntüsü de bildiğin aydınlı esnaf görüntüsü.Selam çaktım içeri girip.Hay şivelerini sevdiğim güzel insanlar.Çölde buz gibi madran suyu bulmuş gibi sevindim o an. Nasıl bir şanstır.Yanı başımda yenipazar pidecisi var ve ben yıllardır pide yemek için bayram gelse de aydına gitsem diye bekledim hep.Midemin,beynimim orgazm yaşamasına sebep olan o güzel tadlara kavuştum o an. Artık hayatımda büyük bir eksiklik bana kilo olarak dönecek ya hadi hayırlısı.
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih (part3)
Metrobüsle eve gidiyorum.Akşama dersim var.Ders ders. O kadar kafanın üstüne çekilesi gelmiyor bana.Düşünme diyorum.Ne anlatacağımı düşünmeye başlıyorum.O anda aklıma geldi.Face ten daha önce görüştüğüm ve bana kaynak kitaplar verecek bir kadın vardı.İletişime geçtim.Müsait olduğunu söyledi.Nasıl ulaşacağımı anlattı.Yenibosna da inip bir minibüse binip evine gittim.Yol bitmedi sanırsın minibüsle aydından karacasuya gidiyorsun.Tarif ettikleri eve vardım.Kapıda gülücükle buyrun hocam dediler.Diretsemde aldılar eve beni. İçecek ikram ettiler.Bir baktım evde bir kedi.Gözleri yok.Kedilere olan zaafım orada yerle bir etti beni.Şaşkınlıkla ve hayranlıkla kediyi,ailenin kediyle olan alakasını izledim.Kedi sanki gözü varmış gibi her harekete tepki veriyordu.Sanki "ilahi bir güç ona kalp gözü vermiş" gibi davranıyordu.Kadın başı kapalı,ailemdeki müslümanlara benziyordu.İyilerine.Hani islamı kötülük için değil de ruhu iyi olduğu için parçası olmaktan gurur duyan birine.Eşi de öyleydi.Kayet kibar ve kültürlüydüler. Hayvansever aktivist olduklarını söylediler.Gözüm sofraya takıldı.Et ürünü yoktu.Merak ettim.Yine ekmekçi ben fırsatı kullanıp sosyal deney yaptım.
-Hayvan sever insanlar bir yerden sonra tüm hayvanlara olan sevgilerinden ötürü vejetaryen olabiliyor.Siz vejetaryen misiniz?
diye girdim muhabbete.Merak ettim.Hem dinin sınırları,hem vicdanın sınırları içerisinde gezerken çelişki duvarlarına çarpıyorlar mıydı? Bu sınırların birbirine ters olduğu anlarda nasıl reaksiyon gösteriyorlardı görmek istedim.
Kadın kızlarının vejetaryen olduğunu ama kendilerinin maalesef nefislerine yenilerek et yediklerini söylediler.
-Bende vejetaryen değilim ancak hayvanlar sırf biz zevk alalım mangal yapalım sucuklu yumurta yiyelim diye köle gibi ahırlarda gün yüzü görmeden,doğal ortam bilmeden yaşatılıyorlar. Bizde onların bu çilesinin sebebi oluyoruz bi yerde. Böyle düşünen insanlarda uzak duruyor bu sektöre katkıda bulunmak istemiyor. (sinsiyim. duvarlara yaklaştırıyorum sonucu görmek için,kızılacak bir şey ama sempati duyduğum o aile sayesinde kendime bir şeyler daha katıyorum.)
+Bende farkındayım bunun.Mümkün oldukça bende uzak durmak istiyorum.ama biliyorum ki üçüncü gün canım dürüm çekecek.Yeniliyorum nefsime.Allah affetsin.
İçimde kelebekler uçuşuyor.Hayranlığım kat kat artıyor.24 saat içerisinde bu kadar güzel insanla tanışma fırsatım olduğu için ayrı bi mutluluk içimi sarıyor. Tabiri herşeyi anlatıyor.Dine bakışlarının güzelliğini,hayvanlara olan sevginin güçlülüğünü. En önemlisi kendine karşı dürüst oluşu. Farkındalığı. Ben cevaplarımı anılarıma, kitapları elime alarak düşüyorum evin yoluna. Tek sıkıntı o uzun minibüs yolculuğu.Sonrasında da ders anlatacak olmam.
-Hayvan sever insanlar bir yerden sonra tüm hayvanlara olan sevgilerinden ötürü vejetaryen olabiliyor.Siz vejetaryen misiniz?
diye girdim muhabbete.Merak ettim.Hem dinin sınırları,hem vicdanın sınırları içerisinde gezerken çelişki duvarlarına çarpıyorlar mıydı? Bu sınırların birbirine ters olduğu anlarda nasıl reaksiyon gösteriyorlardı görmek istedim.
Kadın kızlarının vejetaryen olduğunu ama kendilerinin maalesef nefislerine yenilerek et yediklerini söylediler.
-Bende vejetaryen değilim ancak hayvanlar sırf biz zevk alalım mangal yapalım sucuklu yumurta yiyelim diye köle gibi ahırlarda gün yüzü görmeden,doğal ortam bilmeden yaşatılıyorlar. Bizde onların bu çilesinin sebebi oluyoruz bi yerde. Böyle düşünen insanlarda uzak duruyor bu sektöre katkıda bulunmak istemiyor. (sinsiyim. duvarlara yaklaştırıyorum sonucu görmek için,kızılacak bir şey ama sempati duyduğum o aile sayesinde kendime bir şeyler daha katıyorum.)
+Bende farkındayım bunun.Mümkün oldukça bende uzak durmak istiyorum.ama biliyorum ki üçüncü gün canım dürüm çekecek.Yeniliyorum nefsime.Allah affetsin.
İçimde kelebekler uçuşuyor.Hayranlığım kat kat artıyor.24 saat içerisinde bu kadar güzel insanla tanışma fırsatım olduğu için ayrı bi mutluluk içimi sarıyor. Tabiri herşeyi anlatıyor.Dine bakışlarının güzelliğini,hayvanlara olan sevginin güçlülüğünü. En önemlisi kendine karşı dürüst oluşu. Farkındalığı. Ben cevaplarımı anılarıma, kitapları elime alarak düşüyorum evin yoluna. Tek sıkıntı o uzun minibüs yolculuğu.Sonrasında da ders anlatacak olmam.
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih (part2)
Belki bir umut uyanınca nerdeyim ben derim diye girdiğim yataktan her bi boku hatırlayarak uyandım 12/02/2015 tarihinde saat 3 de.Adını hatırlayabildiğim esas oğlan ve esas kız ile birde at ağızlı elemanla dışarıya yemek yemeye çıktık. Karşımda esas oğlanla esas kız otururken onlarda kendimi birde eski masalımı gördüm. Aydınlı kız sevilirmi oğlum hayatın sikilecek diye kendime haykırdım içten.Bu aydınlı kızların kötü olmasından kaynaklı bir feryat değildi.Sevilince öküz gibi sevilen insanlar olmalarındandı. Kimi tanısam eski sevgilisi aydınlı hatun olan anıların işkencesine maruzdular hep.Unutulmazlar,hep enlerde kalır o aydınlı gacılar.Ses etme dedim.Aşkın nirvanasında gezsin bizim oğlan.O anın tadı damağımda eve doğru dönecekken metroya girdim.Aklıma geldi.Gece çıkan para,akşam ders olarak gelecekti bana.Para gelnce aklıma leventte alıcaklı olduğum bi abi geldi aklıma.Zamanında ıspartakule de kasiyerken incir sattığım,parasını sonra verecek Erkan abinin iş yerine uğramak geldi aklıma. Bi türlü gidip parayı almamıştım. Tembelliğimden.Şimdi hazır burdayken gideyim alayım dedim. Akşam 10 da ders vericem.Vakit geçsin hem.Aradım.Yine ismini unuttuğum ama şimdi gitsem elimle bulacağım bi iş görüşmeleri falan ayarlayan binaya gittim.Bekle dedi beni toplantıdan çıkınca gelicem yanına.Geçtim üçüncü katta mavi ofis sandalyesi kılıklı banklardan birine oturdum.İki eleman geldi akabinde.Bir kadın biriyle odalardan birine girdi.Ben sessiz kenarda bekliyorum gecenin tadı ile geleceği düşünüyorum.Odaya giren elaman çıktı görüşmeden diğeri girdi.bi yirmi dakka sonra o da çıktı.Ondan 5 dakka sonra kadın çıktı.Bana seslendi.Buyurun sizi de alalım dedi.O an nasıl bir hevesle girdim anlatamam. Bozmamam lazımdı.Bu anı yaşamam lazımdı.Ama aklımda deli sorular.Herkes takım elbiseyle gelmiş ben geceden kalma alkol-sigara kokma ihtimali yüksek,deri ceketle gelmiş biriyim.Benim iş görüşmesine geldiğimi nasıl düşünebildi?O bank görüşmeci bankı olsa gerekti.Ben sessizce düşünüp ilk hamleyi kadından bekledim.Yaptı da.
-Evet Murat bey bize kendinizi nasıl anlatırsınız.( Murat dedi.oh dedim. Murat adamım sana iş bağlıcam bekle beni)
+ Metalurji ve malzeme mühendisliği,endüstri mühendisliği,deniz ulaştırma ve işletme mühendisliği okumuş biriyim.(bitirdim demedim hihi diye seviniyorum içten) Özel ders veriyorum geometri ve matematikten.Liseli öğrencilerim var.Bir yandan kitap yazmaya çalışıyorum.Güzel bir roman olacağına inanıyorum.Zamanında uçak kullanmış biriydim.Şimdi akbille metrobüse binip uyuklamaktan hoşlanıyorum.
-Hımm. Anladığım kadarıyla bize uygun bir profiliniz yok.Vakit ayırdığınız için teşekkürler.Profiliniz data olarak bizde duracak böylece size uygun bir iş olduğunda sizinle tekrar bağlantıya geçeceğiz.
(hasiktir.Murat yaktım seni kardeşim.)
+Neden uygun olmadı ki? benim gibisini nerden bulacaksınız.Hani o her işi yaparım felsefesi var ya. O felsefenin ete kemiğe bürünmüş haliyim ben.
-Çok sıkılgan bir yapınız var.Bizim iş sıkılmayan,sürekliliğe,sadakati kendinde gören insanlara uygundur.Çağrı Merkezinde çalışmak biraz sabır ve beceri gerektirir.
(püüü çağrı merkezi mi,la adam yüzünü görmeyecek senin sen takım elbiseyle iş başvurusuna geliyosun kafanı si...m diye giydiriyorum o gelen iki gavata ve murata)
+Hımm. Anlıyorum.De ben zaten iş görüşmesi için gelmedim.Erkan abi var burda çalışıyo ona incir satmıştım parasını verecekti onu bekliyorum.
-Anlamadım.Erkan bey mi?
+Evet
-İyi de neden o zaman burda görüşmeye dahil oldunuz.
+Siz çağırdınız.Kendini anlat diyince bende anlatır rahatlarım dedim.Belki birine de iş kazandırırım. Şimdiye kadar hiç mülakatta kaybetmedim.
-Nasıl yaa? (gülmeler elini dosyaya atmalar) Adınız neydi sizin?
+Evren
kahkahalarla yerinden kalktı hanım abla.Kapıyı gösterdi.Kovuyo zannettim. Benimle güle güle çıktı.Koridordan geçip ortadaki geniş yere gitti. Orada diğer çalışanlara anlatıyo beni göstererek.Bende omuzlar titreye titreye gülüyorum. Onlarda gülüyo.Erkan abi geldi. Halimi sordu.Neye güldüğümüzü merak etti.Anlattık.O da güldü.Elinde topkek.Omzumu kanatlarına aldı.O insanlara yaklaştırdı. Evren bir incir getiriyor yok böle birşey. Organik ve tadı şahane (hala organik zannediyorlar.Ayrı bir muamele yok diyemiyorum geçen sene içinden kurt çıkmış onu anlatıyo bi yandan.Biz kurtluları yemiyoruz adamlar altın olarak görüyo). Birden oradakilerde bana da getir bana da diye 20 kilo sipariş topladım o an.Muhabbet ders vermeye geldi.O görüşmeci kadın da oğluna ders vermemi istedi. İncirlerin bu sene fiyatlarının arttığını ve geçen seneki incirin tadının pek kalmadığını söyledim. Dürüstlük en önemli satıştır benim için. Ona rağmen kabul edip istediler.Takdir ettim kendimi.Paramı alıp avcılara gitmek üzere yola koyuldum.
-Evet Murat bey bize kendinizi nasıl anlatırsınız.( Murat dedi.oh dedim. Murat adamım sana iş bağlıcam bekle beni)
+ Metalurji ve malzeme mühendisliği,endüstri mühendisliği,deniz ulaştırma ve işletme mühendisliği okumuş biriyim.(bitirdim demedim hihi diye seviniyorum içten) Özel ders veriyorum geometri ve matematikten.Liseli öğrencilerim var.Bir yandan kitap yazmaya çalışıyorum.Güzel bir roman olacağına inanıyorum.Zamanında uçak kullanmış biriydim.Şimdi akbille metrobüse binip uyuklamaktan hoşlanıyorum.
-Hımm. Anladığım kadarıyla bize uygun bir profiliniz yok.Vakit ayırdığınız için teşekkürler.Profiliniz data olarak bizde duracak böylece size uygun bir iş olduğunda sizinle tekrar bağlantıya geçeceğiz.
(hasiktir.Murat yaktım seni kardeşim.)
+Neden uygun olmadı ki? benim gibisini nerden bulacaksınız.Hani o her işi yaparım felsefesi var ya. O felsefenin ete kemiğe bürünmüş haliyim ben.
-Çok sıkılgan bir yapınız var.Bizim iş sıkılmayan,sürekliliğe,sadakati kendinde gören insanlara uygundur.Çağrı Merkezinde çalışmak biraz sabır ve beceri gerektirir.
(püüü çağrı merkezi mi,la adam yüzünü görmeyecek senin sen takım elbiseyle iş başvurusuna geliyosun kafanı si...m diye giydiriyorum o gelen iki gavata ve murata)
+Hımm. Anlıyorum.De ben zaten iş görüşmesi için gelmedim.Erkan abi var burda çalışıyo ona incir satmıştım parasını verecekti onu bekliyorum.
-Anlamadım.Erkan bey mi?
+Evet
-İyi de neden o zaman burda görüşmeye dahil oldunuz.
+Siz çağırdınız.Kendini anlat diyince bende anlatır rahatlarım dedim.Belki birine de iş kazandırırım. Şimdiye kadar hiç mülakatta kaybetmedim.
-Nasıl yaa? (gülmeler elini dosyaya atmalar) Adınız neydi sizin?
+Evren
kahkahalarla yerinden kalktı hanım abla.Kapıyı gösterdi.Kovuyo zannettim. Benimle güle güle çıktı.Koridordan geçip ortadaki geniş yere gitti. Orada diğer çalışanlara anlatıyo beni göstererek.Bende omuzlar titreye titreye gülüyorum. Onlarda gülüyo.Erkan abi geldi. Halimi sordu.Neye güldüğümüzü merak etti.Anlattık.O da güldü.Elinde topkek.Omzumu kanatlarına aldı.O insanlara yaklaştırdı. Evren bir incir getiriyor yok böle birşey. Organik ve tadı şahane (hala organik zannediyorlar.Ayrı bir muamele yok diyemiyorum geçen sene içinden kurt çıkmış onu anlatıyo bi yandan.Biz kurtluları yemiyoruz adamlar altın olarak görüyo). Birden oradakilerde bana da getir bana da diye 20 kilo sipariş topladım o an.Muhabbet ders vermeye geldi.O görüşmeci kadın da oğluna ders vermemi istedi. İncirlerin bu sene fiyatlarının arttığını ve geçen seneki incirin tadının pek kalmadığını söyledim. Dürüstlük en önemli satıştır benim için. Ona rağmen kabul edip istediler.Takdir ettim kendimi.Paramı alıp avcılara gitmek üzere yola koyuldum.
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih. (part1)
Hep unutmak isterim.Geçmişi.Her dramatik anılarımı.Çok içtim unutmak için.Bir geceyi bile unutabilsem başarmış olacağım üzerimdeki laneti kırmayı. Olur da es kaza başarırım bir gün unutmayı diye arada bu tarih kaynamasın diye yazmak istedim. Hayatımda en garip,en güzel zamanlar listesi yapacak olsam ilk ona girecek olan bu günü. Diğerlerini varsın unutayım.Çünkü diğerlerinde o güzel anların devamı hep bir dramaydı benim için.Ama bu tarih unutulmamalı,içerisinde ki olaylar,anılar o herşeyi unutan kendime bir şekilde ulaştırılmalı diye düşünerek yazıyorum buraya.
Klasik bir iş günü. 11 şubat sabahı gece 4 e kadar uyumamalar. Sonrasında iki saatlik uykuyla işe gitmeler. Sıkıcı bir iş günü. Sevgililer günü için kampanyalar.Denetle düzenle bla,bla. Akşama ise
yeni tanıştığım,kafasında kendimi gördüğüm, beni anlayan biri var lan diye sevinmeme sebep olan bir arkadaşım kız arkadaşına doğum günü sürprizi yapacak.Bende bu ana davetliyim.Davetin en cezbedici yanı da sabaha kadar içeriz moruk lafı.Ama itici bir yanı var.Hediye durumu.En beceriksiz yanım.Bir erkeğin 18 yıldır kızlara aldığı hiç bir hediyesi beğenilmez mi mk? Sevgilim varken rahat bir yolunu bulmuştum. Ev arkadaşlarını araya sokup onların beğendiklerini alıyordum. Ben kendim almaya kalkınca hayal kırıklığını suratında görüyordum sevgilimin. O kadar kötüydüm.
Ne alıcam ne alıcam diye dört döndüm. İlk günden gol yeme durumu. Olay derin.Kızla daha tanışmamışım. Ama değer verdiğim arkadaşımın sevgilisi.Abes kaçmamak ayarı tutturmak var.Ha bide en kötüsü aydınlı hatunsa korkacaksın.Beğenmezler hiç birşeyi. Sonra bir ışık yandı.Nerden aklıma geldiyse ben hediye olayında kötü olmamın sebebini buldum.hediyenin hedefindeki kişiyi kadın/hatun/kız olarak cinsiyetleştirmem beni zor duruma sokan olaydı.Herhangi bir arkadaş olarak düşünüp ona kendimce hediye ayarladım.Ve mekana gittim.Mekanın doğum günü için ayrılmış yerinde kendime bir yer buldum. Ortamın fransızı olarak doğum gününe gelen,önceleri birbirini tanıdıklarını zannettiğim gurubun ücra bir köşesinde yudumlanmaya başladım. Ha bu arada yudumun en kralı benim için Passoa-vodka karışımıdır hep. İstanbul'da passoa içebileceğim bir mekanı bulmuşum şansıma. Ben passoa vodkaları götürürken insanların bana ve passoaya fransız olduğunu fark ettim.Bir yandan arkadaşımı bir yandan aydınlı kız arkadaşını bekliyorum. Heyecanlıyım.Özgün kafalardan oluşan bir gurubun içinde fransızım.
Saatler geçti.Geldi esas kız esas oğlan.Muhabbetlere dahil oldum bi anda.Hem kibar hem özgür insanlar masada birbirleriyle içten bir dialog halinde.Yine yaptım ben şerefsizliğimi. Ekmekçiliğimi .Benim için her yer,her an kendim için bir ekmek. Toplum görünce izleyici moduna geçip bi yandan pisko analiz yapma fırsatı geçiyor elime. Her seferinde birşeyler katıyorum kendime. Hem andan tat alıp hemde andan çıkar sağlıyorum. Öyle biriyim ben. Kimseye zarar vermeden çıkar sağlayan.Ama bu durum bile rahatsız edebiliyor beni. Kimseyi kullanmak, kandırmak gibi huyum olmasa da,insanlar üzerinden dolandırıcılık yapanlardan nefret eden biri olsam da,bu zararsız, istemdışı kendimi geliştirme ekseni bile rahatsız ediyor beni. Neyse zamanla azaldı masadakiler.Keyfim yerinde.Masada on numara samimiyet,arkadaşların birbirlerine olan sempatisi,sevgisi ruhumu okşadı. en önemlisi hep gördüğüm ve sevimsiz gelen insanların guruplar halindeyken yaptıkları maskeli sohbetleri o masada yoktu.Kimse de bir şey saklama,yada kendini pazarlama derdi olmaksızın kahkahalar,geyikler yapılıyordu. Yüzlerinde o alışık olduğum maskeleme ifadesi olmayan bu insanlara nasıl bir sempati besledimse o an.Hayran kaldım herbirine.Birde içki. gün boyu üçü evde beşi mekanda 8 kadeh vodka passoa,iki bira,dört shot içip daha alkole doymamış bünyeleri doyurmak için esas oğlanın evine gittik.
Yolda giderken bir isim bile ezberleyemeyen ben adını mıh gibi anılarıma gereksizce sıkıştırdığım "34 tbl 28" plakalı taksiyi takip ederek arkadaşların evine gitmeye çalışıyordum.o namussuz plakanın namussuz taksisinin namussuz şöförü bizim arkadaşlarla kavgaya tutuşmuş.kenara çekmişler arabayı.Ben ihtimal vermiyorum kavgaya.Kusmak için durmuşlardır diyorum.İyi ki öyle demişim.Es kaza kalkıp yanlarına gitsem ikinci bir kipa vakası olacak ve ben yine arkadaşlarına zarar gelince canavara dönüşen tip olup kan gölünde yıkanan yaratık olacağım. İyi kurtulmuşum. 3 şişe Liköre ziyanıyla yırttık o anı.Geçtik arkadaşların evine.
Evi görünce rahatladım bi. Hep kendimi dağınık hissediyordum.Şimdi bizim oğlan da şekilci düzenci biri çıkarsa yamulurdu benim algoritmalar. Eve varınca esas kız ve muhabbetini,kafasını en çok merak ettiğim elemanlardan biri "knock out" olup uyudu.Kalan sağlar önce mutfakta amansız muhabbetlere,sonra koridorda yumruk savaşlarına,daha sonra göt kadar koridorda sıkış tepiş çok orijinal bir sohbet ortamında kendimizi bor,içki,geyik,tanıma,tanıtma muhabbetlerinde bulduk.Bir yandan da bir hatun kişi tarafından "seksi" olarak nitelendirilen birinin eve içki getireceği umuduyla 4 e kadar ayakta durduk.Ben sabırla bekledim.Doymam lazımdı.O meşhur kafaya varmam.En azından bir iki şeyi unutabilmem lazımdı.Olmadı mk. içtik o kadar,yine olmadı.
Kalabalıklaştı gece.4 kişi daha geldi.Ve ben o an evde olan 12 kişiden sadece esas kızla esas oğlanın adını aklımda tutabildim.Gerisi binkez dile gelse de kalmadı aklımda. Ama karakterleri kendine has özellikleriyle metodladım kafama. Horlayınca bıyıkları titreyen,mühendislik okumuş ama barda şeflik yapan,yaptığı işi çok seven ve bundan haz alan tip1,ilk gay arkadaşım(nasıl arkadaşsam ismi aklımda kalmamış yine),kendiyle barışık,sıcak,dobra bir insan tip2, Samimiyete aç,sıcak ama kendini açmaktan çekinen, içinde dağlar yanan iş kadını kılıklı tip3,Eski müdürüme benzeyen metalurji malzeme mühendisi,zekası ve içkiye olan direnci dikkat çeken tip4,çok güzel kafaya girmiş gözlerinden sarhoş mutluluğu akan,vücüdunu alkole teslim etmemiş refleksleri o kafa da bile sağlam tip5,Adanalı,sessiz,yorgun,muhabbet adamı,bir olaya gideceksen yanında mutlaka gelecek sana arka çıkacak tip 6,at ağızlı (tel takan at ağızlı ironisi) hayatı geyik yapan her gördüğünü geyiği oracıkta yapan tip 7,renkli gözlü, ilgiye muhtaç gibimsi, ingilizce ye karşı zaafı olan, ruhu lise saflığında,ve mk yerine geleceğini tahmin etmediğim o yüzden de geçmişten gelen gelenekle mekanda bahşiş verdiğim,sonrasında eve gelerek beni utanma duvarına çeviren tip8,bide "seksi " olarak hayal edilen ama ortam ablası gibi bir ağırlığı karizması olan,ota boka gülebilen tip9. Bunları unutmadım.ama isimlerin biri bile aklımda değil.Neden bilmiyorum ama lanetim bu benim. Sabaha kadar alkol,şarkı ,geyik,ara ara melankoli kafasına ulaşan bir trenin yolcularıydık. Ve ben herkesi gömdüm. İki saatlik uykuyla geldiğim partinin ertesi günü sabahın 8 ini ayakta,ne zaman kafa olacağım ben ulan diye kıvranarak zevkle geçirdim. Konuşmaktan çok muhabbetin,geyiklerin zevkine,onları izlerken o kafayla yaptığım istemsiz analizle aralarındaki samimiyete hayran kaldım. en son 8 buçukta
Son birayı içtim. Ve o evde muhabbeti bitirdim
28 Ocak 2015 Çarşamba
Bir Aileyiz
Bir aile düşün.altı kardeş olsun.bir evleri,azıcık aşları.Her çocuk birbirinden farklı.Biri mehmet,biri ali,biri dilan,biri temel,biri tekin,biri aydin.Herkes kazandıklarını birbiriyle paylaşır,softaya tabaklar konur herkes aynı masada aynı ekmeği bölüşürler.Dilana haksızlık yapılır,az ekmek verir abileri.kız çocuğu derler.az yesin.Dilan bozulur bu haksızlığa.Bazen kızar,bazen kinlenir.Bazen haddinden fazla intikam alır,yakar kardeşlerinin canını.Kardeşler arasında huzursuzluk çıkar bazı bazı.Kafası karışanlar,dilanı dışlayanlar,dilana sahip çıkanlar.Garip bir döngü döner durur evde.Dilan kendini aileden dışlamak ister bir süre sonra.Artık soyadını bile kabullenmez "Dilanım ben sadece" edasıyla dolaşır. Soyadını benimsememesi kardeşlerini üzer,kimi zaman kızdırır.Kavgalar,gürültüler eksik olmaz.Dilan gitmek ister.Kimi kardeşleri de gitmesinden yanadır.
Kimileride gitmesini istemez.Giderse Dilan ; aile bozulur,anılar bozulur.Dilan yalnız mutlu olamaz,onlarda kardeşleri olmadan.Buna inanır işte bazıları.Onca kavganın içinde umutla düzelmesini beklerler kardeşlerin arasının.
Bu hikayeyi Kürt,Laz,Çerkez,Alevi,Sünni,gayri müslim geyiklerinin döndüğü günümüz Türkiyesini düşünerek yazdım.Bir aile.Soyadı Türk,evi Türkiye.Aile olmayı beceremediğimiz anlarda,o aileyi dağıtmak yerine kardeşine sahip çıkan ailelerden yetişmişiz biz.Ne fark eder adımız,ne fark eder rengimiz,ne fark eder inandıklarımız.Kardeşler hep kavga eder.Biz de ettik abimizle kardeşimizle.Hatta nefret ettik bazı bazı.Kıymetini evden uzaklaşınca anlamadık mı? Biz bir aileyiz,bu hissi kaybetmemeliyiz.
Kimileride gitmesini istemez.Giderse Dilan ; aile bozulur,anılar bozulur.Dilan yalnız mutlu olamaz,onlarda kardeşleri olmadan.Buna inanır işte bazıları.Onca kavganın içinde umutla düzelmesini beklerler kardeşlerin arasının.
Bu hikayeyi Kürt,Laz,Çerkez,Alevi,Sünni,gayri müslim geyiklerinin döndüğü günümüz Türkiyesini düşünerek yazdım.Bir aile.Soyadı Türk,evi Türkiye.Aile olmayı beceremediğimiz anlarda,o aileyi dağıtmak yerine kardeşine sahip çıkan ailelerden yetişmişiz biz.Ne fark eder adımız,ne fark eder rengimiz,ne fark eder inandıklarımız.Kardeşler hep kavga eder.Biz de ettik abimizle kardeşimizle.Hatta nefret ettik bazı bazı.Kıymetini evden uzaklaşınca anlamadık mı? Biz bir aileyiz,bu hissi kaybetmemeliyiz.