13 Şubat 2015 Cuma
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih (part4)
Akşam olmuş minibüsle metrobüse ulaşmaya çabalıyorum.O saatte trafikte bir saat sürer gibi.Bir yandan karnım aç.Gündüz hemşehri esas kız ile pide muhabbetleri yapmışız.Nasıl canım yana yakıla tahinli pide çekiyor.Çarpışan insani duygular minibüsün o boğan kalabalığında beynimi ve midemi kemiriyor.Aklıma internete girip bakmak geldi.Tahinli pide yapan yer var mı istanbulda? Google yaptıktan sonra bi baktım ki yenipazar pidecisi varmış. Hemde sefaköyde. İyi diyorum.Metrobüsle sefaköye gidicem. Arayıp dersi iptal ediyorum.(bahane arıyordum zaten tahinliden güzel bahane mi olur) Yolda şöföre ne kadara varırız yenibosnaya diyorum bir saati bulur diyor. Yuh çekiyorum içten umutsuzca camdan dışarıya dalıyor gözlerim.Mucize diye adlandırılan şans döngüsü o gün benim peşimde anlaşılan.Camdan dışarı izlerken kavşak ve durak görüyorum.4 sene önce kuzenin evi vardı orada kalmıştım 3-4 gece.İşte o nefret ettiğim hafızam işe yaradı sonunda. Sikindirik bir sokağı hatırlamak bana sefaköyde olduğumu işaret etti. Yön duygum kaymış o an. Nasıl sefaköyden yenibosnaya bir saat de gidicek onu da anlamak bile istemedim.İndim ilk fırsatta.Açtım navigasyonu telden.%4 şarjla imana gelerek nolur bitmesin şarjım Allah'ım diye dua ediyorum.Şans beni o gün bırakmadı.Navigasyonda mekanı ekler eklemez yol haritası al dedim.Mesafe sadece 850 metre.Oha dedim uça uça gittim.Harbi harbi yenipazar pidecisi yazıyor dükkanın üstünde.Dükkanın görüntüsü de bildiğin aydınlı esnaf görüntüsü.Selam çaktım içeri girip.Hay şivelerini sevdiğim güzel insanlar.Çölde buz gibi madran suyu bulmuş gibi sevindim o an. Nasıl bir şanstır.Yanı başımda yenipazar pidecisi var ve ben yıllardır pide yemek için bayram gelse de aydına gitsem diye bekledim hep.Midemin,beynimim orgazm yaşamasına sebep olan o güzel tadlara kavuştum o an. Artık hayatımda büyük bir eksiklik bana kilo olarak dönecek ya hadi hayırlısı.
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih (part3)
Metrobüsle eve gidiyorum.Akşama dersim var.Ders ders. O kadar kafanın üstüne çekilesi gelmiyor bana.Düşünme diyorum.Ne anlatacağımı düşünmeye başlıyorum.O anda aklıma geldi.Face ten daha önce görüştüğüm ve bana kaynak kitaplar verecek bir kadın vardı.İletişime geçtim.Müsait olduğunu söyledi.Nasıl ulaşacağımı anlattı.Yenibosna da inip bir minibüse binip evine gittim.Yol bitmedi sanırsın minibüsle aydından karacasuya gidiyorsun.Tarif ettikleri eve vardım.Kapıda gülücükle buyrun hocam dediler.Diretsemde aldılar eve beni. İçecek ikram ettiler.Bir baktım evde bir kedi.Gözleri yok.Kedilere olan zaafım orada yerle bir etti beni.Şaşkınlıkla ve hayranlıkla kediyi,ailenin kediyle olan alakasını izledim.Kedi sanki gözü varmış gibi her harekete tepki veriyordu.Sanki "ilahi bir güç ona kalp gözü vermiş" gibi davranıyordu.Kadın başı kapalı,ailemdeki müslümanlara benziyordu.İyilerine.Hani islamı kötülük için değil de ruhu iyi olduğu için parçası olmaktan gurur duyan birine.Eşi de öyleydi.Kayet kibar ve kültürlüydüler. Hayvansever aktivist olduklarını söylediler.Gözüm sofraya takıldı.Et ürünü yoktu.Merak ettim.Yine ekmekçi ben fırsatı kullanıp sosyal deney yaptım.
-Hayvan sever insanlar bir yerden sonra tüm hayvanlara olan sevgilerinden ötürü vejetaryen olabiliyor.Siz vejetaryen misiniz?
diye girdim muhabbete.Merak ettim.Hem dinin sınırları,hem vicdanın sınırları içerisinde gezerken çelişki duvarlarına çarpıyorlar mıydı? Bu sınırların birbirine ters olduğu anlarda nasıl reaksiyon gösteriyorlardı görmek istedim.
Kadın kızlarının vejetaryen olduğunu ama kendilerinin maalesef nefislerine yenilerek et yediklerini söylediler.
-Bende vejetaryen değilim ancak hayvanlar sırf biz zevk alalım mangal yapalım sucuklu yumurta yiyelim diye köle gibi ahırlarda gün yüzü görmeden,doğal ortam bilmeden yaşatılıyorlar. Bizde onların bu çilesinin sebebi oluyoruz bi yerde. Böyle düşünen insanlarda uzak duruyor bu sektöre katkıda bulunmak istemiyor. (sinsiyim. duvarlara yaklaştırıyorum sonucu görmek için,kızılacak bir şey ama sempati duyduğum o aile sayesinde kendime bir şeyler daha katıyorum.)
+Bende farkındayım bunun.Mümkün oldukça bende uzak durmak istiyorum.ama biliyorum ki üçüncü gün canım dürüm çekecek.Yeniliyorum nefsime.Allah affetsin.
İçimde kelebekler uçuşuyor.Hayranlığım kat kat artıyor.24 saat içerisinde bu kadar güzel insanla tanışma fırsatım olduğu için ayrı bi mutluluk içimi sarıyor. Tabiri herşeyi anlatıyor.Dine bakışlarının güzelliğini,hayvanlara olan sevginin güçlülüğünü. En önemlisi kendine karşı dürüst oluşu. Farkındalığı. Ben cevaplarımı anılarıma, kitapları elime alarak düşüyorum evin yoluna. Tek sıkıntı o uzun minibüs yolculuğu.Sonrasında da ders anlatacak olmam.
-Hayvan sever insanlar bir yerden sonra tüm hayvanlara olan sevgilerinden ötürü vejetaryen olabiliyor.Siz vejetaryen misiniz?
diye girdim muhabbete.Merak ettim.Hem dinin sınırları,hem vicdanın sınırları içerisinde gezerken çelişki duvarlarına çarpıyorlar mıydı? Bu sınırların birbirine ters olduğu anlarda nasıl reaksiyon gösteriyorlardı görmek istedim.
Kadın kızlarının vejetaryen olduğunu ama kendilerinin maalesef nefislerine yenilerek et yediklerini söylediler.
-Bende vejetaryen değilim ancak hayvanlar sırf biz zevk alalım mangal yapalım sucuklu yumurta yiyelim diye köle gibi ahırlarda gün yüzü görmeden,doğal ortam bilmeden yaşatılıyorlar. Bizde onların bu çilesinin sebebi oluyoruz bi yerde. Böyle düşünen insanlarda uzak duruyor bu sektöre katkıda bulunmak istemiyor. (sinsiyim. duvarlara yaklaştırıyorum sonucu görmek için,kızılacak bir şey ama sempati duyduğum o aile sayesinde kendime bir şeyler daha katıyorum.)
+Bende farkındayım bunun.Mümkün oldukça bende uzak durmak istiyorum.ama biliyorum ki üçüncü gün canım dürüm çekecek.Yeniliyorum nefsime.Allah affetsin.
İçimde kelebekler uçuşuyor.Hayranlığım kat kat artıyor.24 saat içerisinde bu kadar güzel insanla tanışma fırsatım olduğu için ayrı bi mutluluk içimi sarıyor. Tabiri herşeyi anlatıyor.Dine bakışlarının güzelliğini,hayvanlara olan sevginin güçlülüğünü. En önemlisi kendine karşı dürüst oluşu. Farkındalığı. Ben cevaplarımı anılarıma, kitapları elime alarak düşüyorum evin yoluna. Tek sıkıntı o uzun minibüs yolculuğu.Sonrasında da ders anlatacak olmam.
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih (part2)
Belki bir umut uyanınca nerdeyim ben derim diye girdiğim yataktan her bi boku hatırlayarak uyandım 12/02/2015 tarihinde saat 3 de.Adını hatırlayabildiğim esas oğlan ve esas kız ile birde at ağızlı elemanla dışarıya yemek yemeye çıktık. Karşımda esas oğlanla esas kız otururken onlarda kendimi birde eski masalımı gördüm. Aydınlı kız sevilirmi oğlum hayatın sikilecek diye kendime haykırdım içten.Bu aydınlı kızların kötü olmasından kaynaklı bir feryat değildi.Sevilince öküz gibi sevilen insanlar olmalarındandı. Kimi tanısam eski sevgilisi aydınlı hatun olan anıların işkencesine maruzdular hep.Unutulmazlar,hep enlerde kalır o aydınlı gacılar.Ses etme dedim.Aşkın nirvanasında gezsin bizim oğlan.O anın tadı damağımda eve doğru dönecekken metroya girdim.Aklıma geldi.Gece çıkan para,akşam ders olarak gelecekti bana.Para gelnce aklıma leventte alıcaklı olduğum bi abi geldi aklıma.Zamanında ıspartakule de kasiyerken incir sattığım,parasını sonra verecek Erkan abinin iş yerine uğramak geldi aklıma. Bi türlü gidip parayı almamıştım. Tembelliğimden.Şimdi hazır burdayken gideyim alayım dedim. Akşam 10 da ders vericem.Vakit geçsin hem.Aradım.Yine ismini unuttuğum ama şimdi gitsem elimle bulacağım bi iş görüşmeleri falan ayarlayan binaya gittim.Bekle dedi beni toplantıdan çıkınca gelicem yanına.Geçtim üçüncü katta mavi ofis sandalyesi kılıklı banklardan birine oturdum.İki eleman geldi akabinde.Bir kadın biriyle odalardan birine girdi.Ben sessiz kenarda bekliyorum gecenin tadı ile geleceği düşünüyorum.Odaya giren elaman çıktı görüşmeden diğeri girdi.bi yirmi dakka sonra o da çıktı.Ondan 5 dakka sonra kadın çıktı.Bana seslendi.Buyurun sizi de alalım dedi.O an nasıl bir hevesle girdim anlatamam. Bozmamam lazımdı.Bu anı yaşamam lazımdı.Ama aklımda deli sorular.Herkes takım elbiseyle gelmiş ben geceden kalma alkol-sigara kokma ihtimali yüksek,deri ceketle gelmiş biriyim.Benim iş görüşmesine geldiğimi nasıl düşünebildi?O bank görüşmeci bankı olsa gerekti.Ben sessizce düşünüp ilk hamleyi kadından bekledim.Yaptı da.
-Evet Murat bey bize kendinizi nasıl anlatırsınız.( Murat dedi.oh dedim. Murat adamım sana iş bağlıcam bekle beni)
+ Metalurji ve malzeme mühendisliği,endüstri mühendisliği,deniz ulaştırma ve işletme mühendisliği okumuş biriyim.(bitirdim demedim hihi diye seviniyorum içten) Özel ders veriyorum geometri ve matematikten.Liseli öğrencilerim var.Bir yandan kitap yazmaya çalışıyorum.Güzel bir roman olacağına inanıyorum.Zamanında uçak kullanmış biriydim.Şimdi akbille metrobüse binip uyuklamaktan hoşlanıyorum.
-Hımm. Anladığım kadarıyla bize uygun bir profiliniz yok.Vakit ayırdığınız için teşekkürler.Profiliniz data olarak bizde duracak böylece size uygun bir iş olduğunda sizinle tekrar bağlantıya geçeceğiz.
(hasiktir.Murat yaktım seni kardeşim.)
+Neden uygun olmadı ki? benim gibisini nerden bulacaksınız.Hani o her işi yaparım felsefesi var ya. O felsefenin ete kemiğe bürünmüş haliyim ben.
-Çok sıkılgan bir yapınız var.Bizim iş sıkılmayan,sürekliliğe,sadakati kendinde gören insanlara uygundur.Çağrı Merkezinde çalışmak biraz sabır ve beceri gerektirir.
(püüü çağrı merkezi mi,la adam yüzünü görmeyecek senin sen takım elbiseyle iş başvurusuna geliyosun kafanı si...m diye giydiriyorum o gelen iki gavata ve murata)
+Hımm. Anlıyorum.De ben zaten iş görüşmesi için gelmedim.Erkan abi var burda çalışıyo ona incir satmıştım parasını verecekti onu bekliyorum.
-Anlamadım.Erkan bey mi?
+Evet
-İyi de neden o zaman burda görüşmeye dahil oldunuz.
+Siz çağırdınız.Kendini anlat diyince bende anlatır rahatlarım dedim.Belki birine de iş kazandırırım. Şimdiye kadar hiç mülakatta kaybetmedim.
-Nasıl yaa? (gülmeler elini dosyaya atmalar) Adınız neydi sizin?
+Evren
kahkahalarla yerinden kalktı hanım abla.Kapıyı gösterdi.Kovuyo zannettim. Benimle güle güle çıktı.Koridordan geçip ortadaki geniş yere gitti. Orada diğer çalışanlara anlatıyo beni göstererek.Bende omuzlar titreye titreye gülüyorum. Onlarda gülüyo.Erkan abi geldi. Halimi sordu.Neye güldüğümüzü merak etti.Anlattık.O da güldü.Elinde topkek.Omzumu kanatlarına aldı.O insanlara yaklaştırdı. Evren bir incir getiriyor yok böle birşey. Organik ve tadı şahane (hala organik zannediyorlar.Ayrı bir muamele yok diyemiyorum geçen sene içinden kurt çıkmış onu anlatıyo bi yandan.Biz kurtluları yemiyoruz adamlar altın olarak görüyo). Birden oradakilerde bana da getir bana da diye 20 kilo sipariş topladım o an.Muhabbet ders vermeye geldi.O görüşmeci kadın da oğluna ders vermemi istedi. İncirlerin bu sene fiyatlarının arttığını ve geçen seneki incirin tadının pek kalmadığını söyledim. Dürüstlük en önemli satıştır benim için. Ona rağmen kabul edip istediler.Takdir ettim kendimi.Paramı alıp avcılara gitmek üzere yola koyuldum.
-Evet Murat bey bize kendinizi nasıl anlatırsınız.( Murat dedi.oh dedim. Murat adamım sana iş bağlıcam bekle beni)
+ Metalurji ve malzeme mühendisliği,endüstri mühendisliği,deniz ulaştırma ve işletme mühendisliği okumuş biriyim.(bitirdim demedim hihi diye seviniyorum içten) Özel ders veriyorum geometri ve matematikten.Liseli öğrencilerim var.Bir yandan kitap yazmaya çalışıyorum.Güzel bir roman olacağına inanıyorum.Zamanında uçak kullanmış biriydim.Şimdi akbille metrobüse binip uyuklamaktan hoşlanıyorum.
-Hımm. Anladığım kadarıyla bize uygun bir profiliniz yok.Vakit ayırdığınız için teşekkürler.Profiliniz data olarak bizde duracak böylece size uygun bir iş olduğunda sizinle tekrar bağlantıya geçeceğiz.
(hasiktir.Murat yaktım seni kardeşim.)
+Neden uygun olmadı ki? benim gibisini nerden bulacaksınız.Hani o her işi yaparım felsefesi var ya. O felsefenin ete kemiğe bürünmüş haliyim ben.
-Çok sıkılgan bir yapınız var.Bizim iş sıkılmayan,sürekliliğe,sadakati kendinde gören insanlara uygundur.Çağrı Merkezinde çalışmak biraz sabır ve beceri gerektirir.
(püüü çağrı merkezi mi,la adam yüzünü görmeyecek senin sen takım elbiseyle iş başvurusuna geliyosun kafanı si...m diye giydiriyorum o gelen iki gavata ve murata)
+Hımm. Anlıyorum.De ben zaten iş görüşmesi için gelmedim.Erkan abi var burda çalışıyo ona incir satmıştım parasını verecekti onu bekliyorum.
-Anlamadım.Erkan bey mi?
+Evet
-İyi de neden o zaman burda görüşmeye dahil oldunuz.
+Siz çağırdınız.Kendini anlat diyince bende anlatır rahatlarım dedim.Belki birine de iş kazandırırım. Şimdiye kadar hiç mülakatta kaybetmedim.
-Nasıl yaa? (gülmeler elini dosyaya atmalar) Adınız neydi sizin?
+Evren
kahkahalarla yerinden kalktı hanım abla.Kapıyı gösterdi.Kovuyo zannettim. Benimle güle güle çıktı.Koridordan geçip ortadaki geniş yere gitti. Orada diğer çalışanlara anlatıyo beni göstererek.Bende omuzlar titreye titreye gülüyorum. Onlarda gülüyo.Erkan abi geldi. Halimi sordu.Neye güldüğümüzü merak etti.Anlattık.O da güldü.Elinde topkek.Omzumu kanatlarına aldı.O insanlara yaklaştırdı. Evren bir incir getiriyor yok böle birşey. Organik ve tadı şahane (hala organik zannediyorlar.Ayrı bir muamele yok diyemiyorum geçen sene içinden kurt çıkmış onu anlatıyo bi yandan.Biz kurtluları yemiyoruz adamlar altın olarak görüyo). Birden oradakilerde bana da getir bana da diye 20 kilo sipariş topladım o an.Muhabbet ders vermeye geldi.O görüşmeci kadın da oğluna ders vermemi istedi. İncirlerin bu sene fiyatlarının arttığını ve geçen seneki incirin tadının pek kalmadığını söyledim. Dürüstlük en önemli satıştır benim için. Ona rağmen kabul edip istediler.Takdir ettim kendimi.Paramı alıp avcılara gitmek üzere yola koyuldum.
11/02/2015-12/02/2015 unutulmaması gereken tarih. (part1)
Hep unutmak isterim.Geçmişi.Her dramatik anılarımı.Çok içtim unutmak için.Bir geceyi bile unutabilsem başarmış olacağım üzerimdeki laneti kırmayı. Olur da es kaza başarırım bir gün unutmayı diye arada bu tarih kaynamasın diye yazmak istedim. Hayatımda en garip,en güzel zamanlar listesi yapacak olsam ilk ona girecek olan bu günü. Diğerlerini varsın unutayım.Çünkü diğerlerinde o güzel anların devamı hep bir dramaydı benim için.Ama bu tarih unutulmamalı,içerisinde ki olaylar,anılar o herşeyi unutan kendime bir şekilde ulaştırılmalı diye düşünerek yazıyorum buraya.
Klasik bir iş günü. 11 şubat sabahı gece 4 e kadar uyumamalar. Sonrasında iki saatlik uykuyla işe gitmeler. Sıkıcı bir iş günü. Sevgililer günü için kampanyalar.Denetle düzenle bla,bla. Akşama ise
yeni tanıştığım,kafasında kendimi gördüğüm, beni anlayan biri var lan diye sevinmeme sebep olan bir arkadaşım kız arkadaşına doğum günü sürprizi yapacak.Bende bu ana davetliyim.Davetin en cezbedici yanı da sabaha kadar içeriz moruk lafı.Ama itici bir yanı var.Hediye durumu.En beceriksiz yanım.Bir erkeğin 18 yıldır kızlara aldığı hiç bir hediyesi beğenilmez mi mk? Sevgilim varken rahat bir yolunu bulmuştum. Ev arkadaşlarını araya sokup onların beğendiklerini alıyordum. Ben kendim almaya kalkınca hayal kırıklığını suratında görüyordum sevgilimin. O kadar kötüydüm.
Ne alıcam ne alıcam diye dört döndüm. İlk günden gol yeme durumu. Olay derin.Kızla daha tanışmamışım. Ama değer verdiğim arkadaşımın sevgilisi.Abes kaçmamak ayarı tutturmak var.Ha bide en kötüsü aydınlı hatunsa korkacaksın.Beğenmezler hiç birşeyi. Sonra bir ışık yandı.Nerden aklıma geldiyse ben hediye olayında kötü olmamın sebebini buldum.hediyenin hedefindeki kişiyi kadın/hatun/kız olarak cinsiyetleştirmem beni zor duruma sokan olaydı.Herhangi bir arkadaş olarak düşünüp ona kendimce hediye ayarladım.Ve mekana gittim.Mekanın doğum günü için ayrılmış yerinde kendime bir yer buldum. Ortamın fransızı olarak doğum gününe gelen,önceleri birbirini tanıdıklarını zannettiğim gurubun ücra bir köşesinde yudumlanmaya başladım. Ha bu arada yudumun en kralı benim için Passoa-vodka karışımıdır hep. İstanbul'da passoa içebileceğim bir mekanı bulmuşum şansıma. Ben passoa vodkaları götürürken insanların bana ve passoaya fransız olduğunu fark ettim.Bir yandan arkadaşımı bir yandan aydınlı kız arkadaşını bekliyorum. Heyecanlıyım.Özgün kafalardan oluşan bir gurubun içinde fransızım.
Saatler geçti.Geldi esas kız esas oğlan.Muhabbetlere dahil oldum bi anda.Hem kibar hem özgür insanlar masada birbirleriyle içten bir dialog halinde.Yine yaptım ben şerefsizliğimi. Ekmekçiliğimi .Benim için her yer,her an kendim için bir ekmek. Toplum görünce izleyici moduna geçip bi yandan pisko analiz yapma fırsatı geçiyor elime. Her seferinde birşeyler katıyorum kendime. Hem andan tat alıp hemde andan çıkar sağlıyorum. Öyle biriyim ben. Kimseye zarar vermeden çıkar sağlayan.Ama bu durum bile rahatsız edebiliyor beni. Kimseyi kullanmak, kandırmak gibi huyum olmasa da,insanlar üzerinden dolandırıcılık yapanlardan nefret eden biri olsam da,bu zararsız, istemdışı kendimi geliştirme ekseni bile rahatsız ediyor beni. Neyse zamanla azaldı masadakiler.Keyfim yerinde.Masada on numara samimiyet,arkadaşların birbirlerine olan sempatisi,sevgisi ruhumu okşadı. en önemlisi hep gördüğüm ve sevimsiz gelen insanların guruplar halindeyken yaptıkları maskeli sohbetleri o masada yoktu.Kimse de bir şey saklama,yada kendini pazarlama derdi olmaksızın kahkahalar,geyikler yapılıyordu. Yüzlerinde o alışık olduğum maskeleme ifadesi olmayan bu insanlara nasıl bir sempati besledimse o an.Hayran kaldım herbirine.Birde içki. gün boyu üçü evde beşi mekanda 8 kadeh vodka passoa,iki bira,dört shot içip daha alkole doymamış bünyeleri doyurmak için esas oğlanın evine gittik.
Yolda giderken bir isim bile ezberleyemeyen ben adını mıh gibi anılarıma gereksizce sıkıştırdığım "34 tbl 28" plakalı taksiyi takip ederek arkadaşların evine gitmeye çalışıyordum.o namussuz plakanın namussuz taksisinin namussuz şöförü bizim arkadaşlarla kavgaya tutuşmuş.kenara çekmişler arabayı.Ben ihtimal vermiyorum kavgaya.Kusmak için durmuşlardır diyorum.İyi ki öyle demişim.Es kaza kalkıp yanlarına gitsem ikinci bir kipa vakası olacak ve ben yine arkadaşlarına zarar gelince canavara dönüşen tip olup kan gölünde yıkanan yaratık olacağım. İyi kurtulmuşum. 3 şişe Liköre ziyanıyla yırttık o anı.Geçtik arkadaşların evine.
Evi görünce rahatladım bi. Hep kendimi dağınık hissediyordum.Şimdi bizim oğlan da şekilci düzenci biri çıkarsa yamulurdu benim algoritmalar. Eve varınca esas kız ve muhabbetini,kafasını en çok merak ettiğim elemanlardan biri "knock out" olup uyudu.Kalan sağlar önce mutfakta amansız muhabbetlere,sonra koridorda yumruk savaşlarına,daha sonra göt kadar koridorda sıkış tepiş çok orijinal bir sohbet ortamında kendimizi bor,içki,geyik,tanıma,tanıtma muhabbetlerinde bulduk.Bir yandan da bir hatun kişi tarafından "seksi" olarak nitelendirilen birinin eve içki getireceği umuduyla 4 e kadar ayakta durduk.Ben sabırla bekledim.Doymam lazımdı.O meşhur kafaya varmam.En azından bir iki şeyi unutabilmem lazımdı.Olmadı mk. içtik o kadar,yine olmadı.
Kalabalıklaştı gece.4 kişi daha geldi.Ve ben o an evde olan 12 kişiden sadece esas kızla esas oğlanın adını aklımda tutabildim.Gerisi binkez dile gelse de kalmadı aklımda. Ama karakterleri kendine has özellikleriyle metodladım kafama. Horlayınca bıyıkları titreyen,mühendislik okumuş ama barda şeflik yapan,yaptığı işi çok seven ve bundan haz alan tip1,ilk gay arkadaşım(nasıl arkadaşsam ismi aklımda kalmamış yine),kendiyle barışık,sıcak,dobra bir insan tip2, Samimiyete aç,sıcak ama kendini açmaktan çekinen, içinde dağlar yanan iş kadını kılıklı tip3,Eski müdürüme benzeyen metalurji malzeme mühendisi,zekası ve içkiye olan direnci dikkat çeken tip4,çok güzel kafaya girmiş gözlerinden sarhoş mutluluğu akan,vücüdunu alkole teslim etmemiş refleksleri o kafa da bile sağlam tip5,Adanalı,sessiz,yorgun,muhabbet adamı,bir olaya gideceksen yanında mutlaka gelecek sana arka çıkacak tip 6,at ağızlı (tel takan at ağızlı ironisi) hayatı geyik yapan her gördüğünü geyiği oracıkta yapan tip 7,renkli gözlü, ilgiye muhtaç gibimsi, ingilizce ye karşı zaafı olan, ruhu lise saflığında,ve mk yerine geleceğini tahmin etmediğim o yüzden de geçmişten gelen gelenekle mekanda bahşiş verdiğim,sonrasında eve gelerek beni utanma duvarına çeviren tip8,bide "seksi " olarak hayal edilen ama ortam ablası gibi bir ağırlığı karizması olan,ota boka gülebilen tip9. Bunları unutmadım.ama isimlerin biri bile aklımda değil.Neden bilmiyorum ama lanetim bu benim. Sabaha kadar alkol,şarkı ,geyik,ara ara melankoli kafasına ulaşan bir trenin yolcularıydık. Ve ben herkesi gömdüm. İki saatlik uykuyla geldiğim partinin ertesi günü sabahın 8 ini ayakta,ne zaman kafa olacağım ben ulan diye kıvranarak zevkle geçirdim. Konuşmaktan çok muhabbetin,geyiklerin zevkine,onları izlerken o kafayla yaptığım istemsiz analizle aralarındaki samimiyete hayran kaldım. en son 8 buçukta
Son birayı içtim. Ve o evde muhabbeti bitirdim