9 Eylül 2014 Salı

Sanal Roman : TANRILAR BİLMEZ (Zoybar Düzlüğü)

 Sis etrafı iyice sardı.Brukan dışarıdaki garip havadan rahatsız bir halde evdekilerin tedirginliğini azaltmaya çalışıyordu.Komşuları "Üzüm" eken Sarkunlar da evdeydi.Brukan için Sarkunları evde istemeyeceği bir gece varsa o da bu geceydi.Sarkun ailesi büyük savaşı görmüş dedelerinin hikayesini anlatmaya bayılırdı;bu hikayeleri anlatırken de çocukları korkutmaktan geri kalmazdı.Havadaki gariplik Sarkunlar için büyük fırsattı.Amsa Sarkun cümleye nasıl başlayacağını düşünürken,Ozai Brukan muhabbetin oraya geleceğini bildiği için aklına ; cesaretini çocuklarına göstermek geldi.Böylelikle çocuklarının korkması engelleyeceğini düşündü.Dışarı çıkıp etrafı kolaçan edecekti.İçinde garip bir his vardı ama babalık duygusu onu garip hisleri kurcalamaktan alıkoyuyordu.
-Amsa sen ateşi bana ver.Ben gidip etrafa bir bakayım.Ürünlere zarar gelmesin.
Brukanlar zoybarın tek "Ceviz" ekenleriydi.Zoybarda herkes birşeyler ekerdi ve birbirleriyle başka ekinler karşılığında takas ederlerdi.Zoybarın alt kısmındaki en büyük arazi Brukanlarındı.Her taraf ceviz ağaçlarıyla çevriliydi ve ceviz Zoybardaki en değerli ekinlerin başında geliyordu.Zoybar "Anakıta" nın tarıma en elverişli bölgesiydi.Brukanın babası anakıtanın en büyük ceviz ağacını ev ile hükümdarlar şehri(doğu) arasında kalacak şekilde araziyi düzenlemişti zamanında.Buda dua ederken hükümdarlar şehrine döndüklerinde cevizler için şükretme fırsatı da veriyordu.Evin etrafı korkuluklarla ve cevizlere zarar verecek kuşları engellemek icin tuzaklarla doluydu.Bu tuzaklar bölgeden bi haber davetsiz misafirlere karşı da çözümdü.Ama zararlar ırklara zarar vermeyecek ölçüde yapılmış hassas bubi tuzaklarından başka birşey değildi.
 Büyük savaşın en korumasız görünen bu bölgesi,"Hükümdarlar Şehri" tarafından özel olarak korunmaktaydı.Hükümdarlar Zoybar'ın değerli ekinlerini,koruma karşılığında vergi olarak alır ve en önemli ekinlerin olduğu haneler,Hükümdarların göz bebekleri konumuna gelirdi.Bütün bu korunmaya rağmen İrtsilerin Zoybar'a olan kini ve hevesi Zoybarlılar'ı beşikten mezara bir tedirginliğe itmişti.Bu tedirginliğin çocuklarına yansımasını istemeyen Brukan eline ateşi alıp evin dışına sisin yoğun olduğu yere doğru ilerlerken evin kuzeydoğusundaki garip ışığı farketti.Evin kuzeyindeki Sarı Tepe çam ağaçlarıyla donanmış,içinde yirmiden fazla mağara barındıran,ağaçların tepenin en ucunda mızrak başı görüntüsünü andırdığı ve ulaşım için herkesin etrafından dolaşmak zorunda kaldığı sevimsiz bir tepe.Sisin oradan geldiğini farketmesi uzun sürmedi Brukan'ın.Kararsızlığa düştü birden.İçindeki merak ve Hükümdarlar Şehrinin korumasında olmasının getirdiği güvenle tepeye doğru gitmeye karar verdi.Eve gidip zaman kazanmak için Sarkunları ve çocukları ikna etmeye çalıştı.
-Dışarıda birşey yok ama sis daha çok bir dumana benziyor.Biyerlerde ateş yanıyorsa ekinlere zarar verebilir.Ben gidip dumanın kaynağına bakıcam sizde doğru yatağa gideceksiniz.Sabah gün ışıdığında ilk kim kalkarsa onu Zoybar düzlüğüne götüreceğim.
 Amsa şüpheliydi.Bütün bu sakin tavırların altında bir korku olduğunu hissediyordu.Amsa için kötü bir şey olması daha çekici geliyordu.Kendilerini dedelerinin hikayelerine o kadar kaptırmıştı ki,bir İrtsiyi Zoybar'da görüp ona dersini vereceğine inanıyordu.Bu düşünceler onu Ozai ile gitmeye koşullandırıyordu.
-Çocuklar siz yatın.Merak etmeyin ben babanızla giderim.Sabah olmadan dumanın kaynağına ulaşır tehlikeli bir şey varsa müdahale ederiz.
Ozai böyle bir desteği beklemiyordu.Aklından daha çok çocukları tedirgin edici cümleler duymayı geçiriyorken bu sürpriz karşısında kendini Amsa'nın günahını almış gibi hissetti.
 Çocukları yatırıp yola koyuldular.Dumanın Sarı Tepeden geldiğini bilen Ozai evden biraz uzaklaşınca Amsa'ya aklından geçenleri söyledi
-Sarı Tepe'ye doğru gidelim.Duman ordan geliyor.Yıldırım düşmüş yangın başlatmış olabilir.Eğer öyleyse Köyün dışındaki sulama kanalına fazladan su verir ateşin buraya geçmesini engellemiş oluruz.
-Hava müsait.Bulutlar çok yoğun.Sarı Tepe burdan fazla yağmur alıyor.Yıldırım düşmesi normal.Haklı olabilirsin.
-Bende öyle düşündüm.Yıldırım yangın başlatmış olabilir.Biz önlemimizi alalım.Sonuçta bu Hükümdarların koruması dışında bir mevzu.
Amsa Hükümdarların Brukanlara daha çok önem verdiğinin farkındaydı.Bu farkındalık onu kaçınılmaz bir kıskançlığa itiyordu.Üzümleri bir ceviz kadar değerli değildi.Ama seçme şansı yoktu.Zoybarda her aile atalarından kalan ekinleri devam ettirirdi.Hangi ailenin hangi ekini ekeceği Toprak Tanrısı tarafından atalarına sunulmuştu.Zoybarlılar Toprak Tanrısına inanır ve yedi tanrı içerisinde en çok bereketi Toprak Tanrısının sunduğuna düşünürlerdi.Ateş Tanrısına dua eden İrtsiler en verimsiz arazide sadece Amoslardan gelen madenleri işleyip silah ve alet yaparak geçinirler.Ürettikleri ürünlerin değerli olduğunu düşünen İrtsiler Hükümdarların imzalattığı son antlaşmaya rağmen ürünleri karşılığında aldıkları ekinlerin yetersiz olduğunu düşünmeden edemezlerdi.Bu düşünceleri çok dile getirilmese de tüm Ana Kıta ırkları tarafından bilinir.Ancak anlaşma gereği İrtsilerin Zoybar'a yaklaşması yasaklanmıştır.Tüm ticareti Miko lar yapar.Miko lar ekinleri İrtsilere verir,İrtsilerden aldığı aletleri komisyonlarını alarak Zoybar Restine teslim ederdi.Bu anlaşma büyük savaş bittiğinden beri geçerlidir.Ancak Asma bu anlaşmanın İrtsiler tarafından bozulacağını düşünmekten alıkoyamaz kendini.O yüzdende tepede bir İrtsiye denk geleceğini ümit ettiği için ceketinin içinde sakladığı,kimsenin farketmediği dede yadigarı İrt Kesenle yola çıkmıştı.
  Tepeye yaklaştıkça dumanın ağırlığı Ozai ve Amsa nın gırtlağını kemirmekteydi.Bu duman bir yangının çıkaracağı sisten farklı bir şekildeydi.Bunu dumanın yoğunlaştığı Sarı Tepe yamacında ikisi de farketti.Dumanın, tepenin ucundan aşağıya doğru bir şelale gibi ağaçların üzerinden aktığını,ayın tam tepenin üstünden süzülen ışıkları sayesinde farketti Brukan.Konumu öyle müsaitti ki,Aya bakarken dumandaki dalgalanmayı çok net görüyordu.
-Amsa burdan çıkamayacağız.Sen tepenin sağından ben solundan bir yol arayalım.
-Bence ayrılmayalım.Bu duman farklı birşey.
-Nasıl farklı birşey?Ne olabilirki?
-Sen hiç çalıları yaktığında böyle bir nem,böyle bir tad hissettin mi duman da daha önce?
Amsa haklıydı.Her baharın sonunda çalılar sökülüp,Köyün dışında denize akan derenin eşiğinde kaya sedirinde yakılırdı.Bahar bitimleri bereket için ayinlerle Zoybar Resti huzurunda düzenlenen etkinlikte ölü otlar yakılırdı.Kokusu hiç buna benzemiyordu.Ve nem!Dumanda nemi oda hissetti.Bu gariplik Hükümdarlara olan güveninden ötürü korkmasını engellese de merakını engelleyemiyordu.
-Nem yağmur sularının buharlaşmasıyla falan olmasın Amsa?!
-Su buharlaşırsa dumanı yukarı çıkar.Böyle aşağıya inmez.Bu İrtsilerin garip madenlerinden çıkan dumanlardan olabilir.
İrstileri duyduğuna şaşırmadı Ozai.Amsa'nın İrtsilere takıntısını yola çıkarkende biliyordu,hiç bir irstinin Hükümdarları karşısına alarak ona zarar vermeyeceğini bildiği gibi.Amsa'nın gururunu kırmadan ona bunu hatırlatmak istedi:
-İrtsilerin bize burda birşey yaparsa başlarına geleceklerini bildiğine eminim.Buraya gelecek cesaretleri olduklarını da sanmıyorum.Hükümdarlar bize birşey olacak olsa onlara bunu misliyle ödeteceğinin onlarda farkında.
-Bize deme boşuna Ozai.Sana birşey olursa.
-Bana mı?
-Benim on torba üzümüm senin bir avuç cevizin etmiyor.Hükümdarlar da bunun farkında.Ama burada bir İrtsiyle karşılaşırsak O senin de benim de kim olduğumuzu bileceğini sanmıyorum.Dikkatli olmakta fayda var.
 Anlaşılan Amsa gurur yapmıyacak kadar takmıştı İrtsilere.Ama Amsa'nın bu kuru paranoyası Ozai'nin güvenini kırmaya yetmemişti.
-Tamam merak etme.Ay tepeden inmeden sulama kanalında buluşalım.
-Dediğin gibi olsun.
Ozai tepenin yamacından kuzeye,Amsa da güneydoğuya doğru yöneldi.Ozai bir saat kadar yürüyünce dumanın seyreldiğini,dumanın sadece köye doğru aktığını net bir şekilde görmeye başladı.İçine kurt düştü.Kendi kendine konuşup durum değerlendirmeye başladı.
-İrtsiler buraya nasıl gelir?Arada o kadar korucu var.Daha Tankalları geçemezler.Saçmalık işte.Amsa'nın hayal dünyası.
 Yeterince dumandan kendini kurtardığını düşünmeye başladı Ozai.Artık tepeyi tırmanmaya,dumanın aktığı yere arkadan yaklaşmaya uygundu hava.Dik kayalık olan Sarı tepe kaya olmasına rağmen üzerinde bir çok ağacı barındırıyordu.Bu tepe ona Toprak Tanrısının mucizesi olduğu,Onun eliyle ağaçların dikildiğini ve Toprak Tanrısının bulutlar göndererek gözde ağaçlarını suladığı hikayelerde anlatılmıştı.Ayakkabıları kayalarda yürümek için uygun olmasada yanına aldıgı sopa ona kolaylık sağlıyordu.Aklında nemin kaynağının ne olduğu sorusuyla yürürken kendini "Toprak Tanrısının bir mucizesini" göreceğine inandırmıştı.Ozai Zoybar'ın en inançlı ailesinde yetişmişti.Hatta önceki Restin bir Brukan olması bu inancın ailede kalıcı olduğunun göstergesiydi.Mucizeye tanık olacağının hayaliyle tepeye tırmanan Ozai'nin hayalini hemen sağındaki çam ağaçlarının arasından gelen çalı çıtırdıları sonlandırdı.Birden içine bi korku gelmişti.Orada biri ya da bir şey vardı.Hissediyordu.Bir İrtsi olabilir miydi?Hiç bir zaman aklına bir İrtsiyle karşılaşmayı getirmeyen Ozai bu korkudan kendini kaçıramıyordu.Korumasızdı.Eliyle elbislerini yokladı.Ümitsizce kendini koruyabileceği birşey var mı diye yokladı.Üzerindeki hiç bir şeyin bir irtsiye zarar veremeyceğini anlaması uzun sürmedi.Yadırgadığı Amsayı şimdi kendinden daha akıllı görüyordu. Ancak ilk defa bir irtsi görecekti.Bunu gizlice yaparsa bu onun için önemli bir tecrübe olacaktı.Merakı korkusundan daha fazla olan bir Brukan olduğu için korkusunu hissede hissede o ağaçlara sessizce yanaşmaya başladı.Bir nefes sesi duyuyordu.Çok kuvvetli bir nefes sesi.Zoybarda kuşlardan başka bir hayvanın evcilleşmemiş olma ihtimali yoktu.Bunu bilen Ozai daha da korkmaya başladı.Bu bir kuş olamazdı ve bir İrtsi de.Bir kuş böyle nefes alamazdı.Usulca büyük bir ağaca yaslandı.Dumanın dört ağaç önünde yine akmaya başladığını gördü.Duramadı yerinde.Bir ağaç daha geçti.Diğer ağaca yaslandı.Sonra sessizce diğerine.Nefes sesi gittikçe güçleniyordu kulağında.O kadar güçlüydi ki nefes sesi,ayak sesini bastırıyordu.Bir ağaç kalmıştı dumanın içine girmesine.Kafasını çıkardı.Dumanın içine doğru uzandı.Kafasını uzatmasıyla nefes birden kesildi.Nefes sesinin kesildiğini hisseden Ozai sesin geldiği yere gözlerini kısarak bakmaya başladı.Bir suret gördü.Bir köpeği andırıyordu.İyice kıstı gözlerini.Dumanların arasında o nefesi kimin çıkardığını seçmeye çalışırken birden iki kırmızı kendi cevizleri büyüklüğündeki gözün ayın ışığını ona yansıttığını gördü.Ozainin nefesi kesildi.Kalbinin atış sesi köyden duyulacak gibi hiddetlenmişti.Gördüğünün ne olduğunu biliyordu.İmkansız olduğunu da,gerçek olduğunu da çok iyi biliyordu.Gözler aniden kapandı.Sureti dumanlar arasında zorda olsa gören Ozai o kırmızı gözleri taşıyan bir büyük kafanın geriye doğru döndüğünü gördü.Ayakları zangır zangır titriyordu.Mesanesindeki titreme,Boynundan kollarına kadar saran bir uyuşma ile beraber sanki Sarkunların bozulmuş üzüm sularını içmiş gibiydi.Başının dönmesi ile kendini yerde buldu.Sarı Tepenin en ücra köşesinde bir başına taşların üzerinde yatıyordu Ozai.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder