Bugün iş yerinde sigara eşliğinde sohbet ediyorduk. Bir süredir devam eden "evlen artık,neden evlenmiyorsun?" Sorularına ilk kez cevap vermek istedim. Ağzımı açtım. Bir saniye kadar açık kalan ağzımı kapadım. Aklıma o an nedeni gelmedi. Düşünmemiştim. Evlenmeyi değil. Bu sorunun cevabını düşünmemiştim. Ağzımı kapadım. Nasip diye uyduruk o klişe cevabı verip geçtim.
Yanlarından ayrılınca gidip düşündüm. Neden ? O an aklıma gelmeyen şeyler geldi birden aklıma.
Düşündüm. Ne çok sevdiğimi. Sevince ne kadar çok sevdiğimi. Sevince nasıl bir insan olduğumu. Hatırladım. Kimleri sevdiğimi değil. Nasıl sevdiğimi. Sevince sevdiğimden başka dünyası olmayan bir evren olduğumu.
Yaş otuz dört. On dört yaşında severken de aynıydim. Yirmi bir yaşında severken de yirmi dokuz yaşında severken de aynıydım. Çok severdim. Şimdi aşık olsam yine çok seveceğim. Tecrübe şunu öğretiyor. Kimse bu kadar sevilmeyi haketti mi ? Hakedecek mi ? Ya yine çok seveceğim. Bu kez hakeden birini. Bir ömür çok seveceğim. Ya da yalnız öleceğim.
Artık verecek cevabımdır. Her seferinde sorulan ama umursamadığım bu soruya.